emperyalizme karşı mücadele konferansı
Mercek

MERCEK | Trump'ın gümrük politikası: ABD sermayesi yol ayrımında

Geçtiğimiz yıl ABD Başkanı seçilen Trump’ın ekonomi planındaki her adım tartışmaya adım atıyor. Vergilerin düşürülmesi, altyapı yatırım harcamalarının arttırılması, sosyal güvenlik harcamalarının kısıtlanması gibi başlıklar da adım atan Trump, son olarak gümrük tarifeleriyle ilgili adımını da attı.

IRMAK ILDIR

Geçtiğimiz yıl ABD Başkanı seçilen Trump’ın ekonomi planındaki her adım tartışmaya adım atıyor. Vergilerin düşürülmesi, altyapı yatırım harcamalarının arttırılması, sosyal güvenlik harcamalarının kısıtlanması gibi başlıklar da adım atan Trump, son olarak gümrük tarifeleriyle ilgili adımını da attı. Uzun süredir tartışma konusu olan ve Trump’ın “serbest ama adil ticaret istiyoruz” şeklinde özetlediği plan doğrultusunda, serbest ticaret anlaşmaları ve gümrük tarifleri gözden geçiriliyor. Geçen yıl bir dizi teknoloji ağırlıklı sektörde adım atılırken, Kuzey Amerika Serbest Ticaret Anlaşması (NAFTA) ve Trans Pasifik Ticaret Anlaşması da tartışılır hale gelmişti.

Bu adımların ardından Mart ayı başında Trump yönetimi yeni bir adım attı. Demir-çelik sektörünü yakından ilgilendiren adıma göre Trump yönetimi çelik ve alimünyum ithatlatında vergileri arttıracağını duyurdu. Duyuruya göre çelik ithalatında yüzde 25, alimünyum ithalatında da yüzde 10’luk ek vergi getirileceği duyuruldu. Trump yaptığı açıklamada kararın “Amerikan endüstrisi düşünülerek” alındığını ifade ederken, 800 milyar dolara yaklaşan dış ticaret açığının giderilmeye çalışıldığı belirtildi.

Trump yönetiminden “dostlarına” dönük kısıtlama hamlesi

Trump yönetimi “Önce Amerika” adıyla başlattığı ekonomik program ile sanayi yatırımlarını ülke içine çekmeye dönük adımlar atıyor. Bununla birlikte programın esas amacını ABD sermayesinin azalan etkinliğinin arttırma çabası olduğu gözlemleniyor. Bu çerçevede özellikle Kuzey Amerika ülkeleri ile Çin’e dönük adımlar atıldığı biliniyor. Son atılan adımın da  ABD’nin NAFTA’yı tartışma açmışken başlaması dikkat çekiyor. Trump yönetimi NAFTA ile ABD’nin zarar gördüğünü, ABD çelik sanayinin ucuz işçilik ve hammade avantajı nedeniyle Kanada ve Meksika’ya kaydığını ifade ediyor.

Çelik ve alimünyum ithalatı üzerinden atılacak bu adımın en büyük zararı Kanada ile AB ülkeleri görecek. ABD,  çelik sanayisinin yüzde 16’sının, alimünyum sanayisinin yüzde 43’ünün ihtiyaç duyduğu malzeme miktarını Kanada’dan sağlıyor. [1] ABD sanayisinin ihtiyaç duyduğu çeliğin üçte birini, alimünyumun ise yüzde 90’nını ithal ediyor. Öte yandan, atılan bu adımla ABD sermayesi Kuzey Amerika ülkeleri ile AB arasında yürüttüğü tartışmalarda güçlü bir kozu elinde tutmayı amaçlıyor.

“Ticaret savaşı” yaklaşmakta mı?

Gümrük vergilerinin artışı “bir ticaret savaşı mı başlıyor?” sorusunun sorulmasına neden oldu. Bu tartışmanın alevlenmesine neden olan AB’nin ve Kanada’nın tavrı oldu. İçinde Türkiye’nin de bulunduğu ülkeler durumdan yakından etkileneceği için bazı adımlar atacak. AB ülkelerinin ve Türkiye’nin ABD’nin pamuk benzeri tarım ürünlerine dönük benzer bir ek vergi getireceği konuşulurken, olayın zincirleme bir reaksiyona neden olacağı şimdilik düşünülmemeli. ABD sermayesinin bir diğer hedef olarak belirlediği Çin’in tepkisi ise sınırlı oldu. Çin “bir ticaret savaşı istemiyoruz” diyerek duruma dönük tepkilerinin sınırlı olacağını belirtti. [2] Çin’in tepkisinin sınırlı olmasının nedeni ise durumun kendilerini pek ilgilendirmemesiyle ilgili. Çin endüstrisi ABD’nin çelik ve alimünyum ihtiyacını karşılamada ilk 10 içinde değil.

ABD sermayesinin yön arayışı

Ek vergilerin getirilmesi ABD içindeki tartışmayı da alevlendirdi. Trump’ın seçilmesiyle beraber ABD sermayesinin yönelimlerine ilişkin tartışma daha yüksek perdeden yapılırken, “korumacı politikaların” felakete yol açacağı belirtiliyor. Özellikle gümrük serbestisi ile zenginleşen perakende, telekomünikasyon gibi sektörlerde faaliyet gösteren sermayedarlar durumdan rahatsız.

Amerikan Ulusal Perakandeciler Birliği yaptığı açıklama ile duruma tepki gösterdi. Bu kesimlerin yanı sıra otomotiv ve havacılık sektörleri de durumdan endişeli. GM Motors, Ford gibi otomotiv devleri durumdan zarar görebileceklerini düşünürken, bu endüstri adına konuşan Amerikan Otomotiv Politikaları Konseyi yaptığı açıklama ile 7 milyona yakın kişinin durumdan etkilenebileceği konusunda uyarıda bulundu.

Söz konusu değişikliğin iş kayıplarına ve fiyat artışına neden olacağı öne sürülüyor. Bush iktidarının 2000 yılında yaptığı benzer bir değişikliğin 200 bin kişinin iş kaybına yol açtığı ve ekonomiye zarar verdiği belirtiliyor. [3] Ancak tüm bu iddialara karşı Trump yönetiminin adımına destekler de mevcut. Çelik üreticileri ve alimunyum sanayicileri atılan adımı desteklerken, Demokrat Parti içinden de Trump’ın vergi artışına destek var. ABD Temsilcileri Meclisi Üyesi Demokrat Partili Marcy Kaptur yaptığı açıklama ile Trump’a destek verdiğini duyurdu.

Korumacılığın sınırları

Değişikliğin daha çok tartışılacağı görülürken, ABD sermayesinin iç bileşinindeki değişimlerin bu tür tartışmaları daha da arttıracağı açık. ABD sermayesi son 10 yıl içinde kaybettiği etkinliği kazanmanın yollarını ararken, rakiplerine dönük sıkıştırma hamleleri yaptığı açık. Bu hamlelerin çelişkileri arttıracağı açık bir biçimde görülürken, emperyalist sistemin bir tür “neo-merkantilizme” doğru yöneldiğine dönük açıklamalar ise “açıklayıcı” olmaktan uzak.

Korumacılık eğilimlerinin ABD sermayesinin “istekleri yerine getirilene kadar” güçlendirilmesi, bir pazarlık unsuru olarak Trump yönetimi tarafından kullanılacağı ortaya çıkmış durumda. Tablonun bu yönü sermaye sınıfının manevra yeteneklerinin kısıtlandığını gösterirken, orta vadede sermaye sınıfı için işlerin daha çok karışacağı açık durumda.

Notlar

[1] https://www.cnbc.com/2018/03/02/trumps-steel-aluminum-tariffs-may-rattle-canadas-economy-and-nafta.html

[2] https://www.dunya.com/ekonomi/ticaret-savaslari-vizyona-giriyor-haberi-405957

[3] https://economics21.org/html/economic-implications-wrong-headed-steel-and-aluminum-tariffs-2931.html

Yukarı