İç Açı

MERCEK | NATO terör örgütüdür!

“70 yıldır dünyayı kana bulayan terör örgütü NATO’dan çıkılmalı, ikili anlaşmalar lağvedilmeli, NATO üsleri kapatılmalı ve bütün bağımlılık ilişkileri sonlandırılmalıdır.”

Erkin Öztok

İkinci dünya savaşı ve sonrasında sosyalizmin artan prestijine karşı ABD öncülüğünde, ABD ve kapitalist Batı Avrupa ülkeleri tarafından bir ittifak kurulması gündeme geldi. Böylelikle 1949 yılında Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) kuruldu.

Temel ilkeleri arasında dünya barışını korumayı da bulunduran NATO, aslında daha en başında böyle bir ilkesi olmadığını kanıtlamıştı. Şöyle bir anekdotla açıklayabiliriz: Stalin’in uluslararası bir toplantıda “dünya barışını koruyacak yapılanmalar içinde yer almayı isteriz” diyerek NATO’ya Sovyetler Birliği’nin katılmasına dair yaptığı başvuru NATO tarafından hiçbir zaman cevaplanmadı.

Türkiye’nin NATO’ya girişi

İkinci dünya savaşı sonrasında hem İsmet İnönü iktidarının ve sermaye sınıfının tercihi olarak hem de Marshall yardımları vb. araçlarla ABD’ye bağımlı hale gelen Türkiye, hızla sosyalizme karşı ileri karakol durumuna geliyordu.

Kore Savaşı’nın başlamasıyla, ABD yardım yaptığı ülkelere yardımın devam etmesi için Kore’ye asker göndermeyi şart koştu. Türkiye sermaye sınıfı ve o dönem yeni başa geçmiş olan Demokrat Parti iktidarı ise ABD’yle bağımlılık ilişkilerini geliştirmek ve NATO’ya girmek amacıyla, ABD’nin bu şartını severek kabul etti. Binlerce asker emperyalizmin Kore halkına açtığı savaşta ölmek üzere Kore’ye gönderildi.

NATO’ya girilmesiyle birlikte ülkenin her yeri Amerikan üsleriyle dolmaya başladı. Ülkeye CIA personeli doluştu. Sola karşı Fethullah Gülen’in de yöneticileri arasında olduğu Komünizmle Mücadele Dernekleri gibi kontrgerilla örgütlenmeleri CIA ajanları kontrolünde kuruldu.

NATO: Uluslararası terör gücü

NATO, kapitalist Avrupa ülkelerini Sovyetler Birliği’nden koruma amacıyla kurulmuştu. Fakat kısa sürede bu amacının çok ötesine geçti.

Kore’ye İkinci Dünya Savaşı’nda Pasifik cephesinde kullanılandan çok daha fazla bomba atıldı. Tam anlamıyla terör uygulanarak Kore yerle bir edildi. Pek çok üçüncü dünya ülkesi NATO’nun teröristçe saldırılarından nasibini aldı. Gerek kendine yakın iktidarlar kurmak amacıyla, gerekse de paralize etmek amacıyla NATO pek çok ülkeyi bombaladı.

Özellikle Batı Avrupa ülkelerinde yükselen işçi sınıfı hareketine karşı NATO eliyle gladyo ve kontrgerilla örgütlenmeleri kuruldu. Bu örgütlenmeler muhaliflere ve aydınlara suikastler düzenledi, eylem ve mitinglere kanlı saldırılar gerçekleştirdi. Sadece sosyalist örgütlenmeler değil, muhalif örgütlenmelerin çoğu bu çetelerin hedefi oldu.

Türkiye’nin de dahil olduğu, İslam coğrafyasında Yeşil Kuşak projesi hayata geçirildi. Şeriatçı örgütlenmeler palazlandırılarak toplumsal muhalefeti baskılamak ve siyaseti sağa çekmek için kullanıldılar.

Avrupa ve NATO’ya üye olan ülkeler Amerikan üsleriyle dolduruldu. Tamamı nükleer silah cephaneliğine çevrildi. Bu ülkeler üzerinden sosyalist ülkelere sürekli askeri provokasyonlarda bulunuldu.

NATO’nun Türkiye’yi Sovyetler’i kışkırtmak için kullanması ve ülke içinde estirdiği terör

Türkiye’nin NATO ve Amerikan üsleriyle dolmasıyla, sınır komşusu olan Sovyetlere karşı provokasyon merkezlerinden biri konumuna geldi. Türkiye’ye yüzlerce nükleer bomba konuşlandırıldı. Ülkenin her yerine radar üsleri kuruldu. İncirlik üssü NATO’nun en önemli hava üslerinden biri durumuna geldi.

1 Mayıs 1960’da Adana İncirlik Hava Üssü’nden kalkan Amerikan U-2 casus uçağı, askeri üsleri fotoğraflamaya çalışırken Sovyetler Birliği hava savunma birlikleri tarafından düşürüldü. Bu olay ABD ve Sovyetler Birliği’ni savaşın eşiğine getirdi. Türkiye ateşin ortasına atılmış oldu. 1962’de yaşanan füze krizinin en önemli sebeplerinden biri Türkiye’ye yerleştirilen nükleer başlıklı Amerikan Jüpiter füzeleriydi. Dahası ABD’nin Küba’ya müdahalesine karşılık Türkiye’nin Sovyetler tarafından işgal edilecek olması ABD tarafından umursanmamıştı bile.

NATO ve CIA’in Türkiye içerisinde kurduğu faşistler ve islamcılardan oluşan kontrgerilla örgütlenmeleri toplumsal muhalefete karşı 1950’lerden itibaren terör estirmeye başlamıştı. 60’larda sol hareketin güçlenmesiyle Nato, bu örgütlenmelere desteğini artırdı. Devrimci gençler 6. Filo’yu İstanbul’dan defederken kontrgerilla 6. Filo’yu kıble alarak namaz kılıyordu. Emperyalizme karşı eylem yapan sola karşı kontrgerilla eliyle Taksim meydanında Kanlı Pazar gerçekleştirildi. Kontrgerillanın faaliyetleri 1970’lerde artarak sürdü.

Sovyetler’in dağıldığı günümüzde NATO terörü artarak sürüyor

Avrupa’yı Sovyetlere karşı savunmak, dünya barışını korumak gibi amaçlarla kurulduğu iddia edilen NATO, Sovyetlerin dağılmasının ardından sözde varlık sebebi sonlanmasına rağmen genişleyerek yoluna devam ediyor.

Sosyalist sistemin çözülmesinde önemli rol oynayan NATO, çözülmenin ardından kalan Sosyalist ülkelere büyük bir barbarlıkla saldırıya geçti. Yugoslavya yıllarca defaatle bombalandı, ülkenin altyapısı ve sanayisi yok edildi. Bağımsızlıkçı iktidarlar NATO’nun hedefi oldu.

11 Eylül sonrası saldırganlığını arttıran NATO, Afganistan’ı işgal etti. Irak’a uydurma kanıtlarla saldırdı. Ülkeyi yerli bir etti ve fiili olarak üçe böldü. Arap baharı süreciyle bölgede kendine uyumlu olmayan iktidarları değiştirdi. Libya örneğinde ise bir yıla yakın fiili saldırıya geçerek altyapısını yok etti ve Kaddafi’yi güdümündeki cihatçılarla birlikte öldürdü. Suriye’ye dünyanın dört bir tarafından cihatçıları doldurarak ülkeyi iç savaşa sürükledi. Defalarca topyekün saldırı denedi fakat Suriye halkının ve müttefiklerinin kararlı duruşu sonucu vazgeçmek zorunda kaldı. NATO, Yemen halkını Suud işbirlikçileri aracılığıyla 2 yıldır katlediyor. İran’a dönük saldırganlığın ayak sesleri duyuluyor. NATO terörü özellikle bölgemizde artarak sürüyor.

70 yıldır dünyayı kana bulayan terör örgütü NATO’dan çıkılmalı, ikili anlaşmalar lağvedilmeli, NATO üsleri kapatılmalı ve bütün bağımlılık ilişkileri sonlandırılmalıdır.

Yukarı