Manşet

Mercek | Emperyalist saldırganlık altında 1 Eylül Dünya Barış Günü

Emperyalist saldırganlık altında 1 Eylül Dünya Barış Günü

1 Eylül Dünya Barış Günü’nü kutladığımız bugün emperyalist saldırganlık artarak sürüyor, insanlığın ilerici birikimi emperyalizm tarafından yok edilmeye çalışılıyor.

Erkin Öztok

1 Eylül, Nazi Almanyasının Polonya’ya saldırarak ikinci dünya savaşını başlattığı gün. ABD, İngiltere ve Fransa’nın yani emperyalizmin Sovyetlere saldırması için yol verdiği Nazi Almanyası yetmiş milyondan fazla insanın ölümüne neden olacak savaşı bugün başlattı. Fakat emperyalistlerin yaptığı hesap tutmadı. Sovyetler Birliği savaşın sonunda Nazileri ininde, Berlin’de tarihin çöplüğüne yolladı. Sosyalizm dünyanın üçte birinde hakim duruma geldi. Sovyetler savaşın başladığı gün olan 1 Eylül’ü Dünya Barış Günü olarak dünya halklarına armağan etti.

Dünya Barış Günü’nü belirlerken bile emperyalist çıkarcılık

Emperyalist ülkeler hiçbir zaman 1 Eylül’ü Dünya Barış Günü olarak kabul etmedi. 1 Eylül sosyalist ülkelerde ve Türkiye’de Dünya Barış Günü olarak kutlandı. Sosyalist sistemin çözülüşüyle 1 Eylül’ü Dünya Barış Günü olarak kutlayan çok az ülke kaldı. Emperyalist ülkeler Birleşmiş Milletler aracılığıyla 1 Eylül’e karşı 21 Eylül’ü Dünya Barış Günü olarak ilan ettiler. Birleşmiş Milletler Genel Kurul’unun 57. birleşiminden itibaren geçerli olmak üzere, 1981’de “Uluslararası Barış Günü” ilan edilen “Genel Kurul’un açılış günü olan her Eylül’ün üçüncü salısı” 2001 yılında 21 Eylül olarak sabitlendi.

Sosyalist sistemin dünya halklarında sahip olduğu prestij Dünya Barış Günü’nü değiştirerek bile unutturulmaya çalışıldı.

Dünya barışını yok eden emperyalizm

Emperyalist batı, 1949 yılında Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO)’yu kurarak dünya barışı gibi bir amacı olmadığını kanıtlamıştı. Bu tarihten itibaren gerek Sosyalist ve bağımsızlıkçı ülkelere karşı gerekse de kapitalist ülkelerdeki sosyalist hareketlere karşı kirli savaş(isteyen soğuk savaş olarak da adlandırabilir) yürüttüler. Milyonlarca insan bu kirli savaşta emperyalist ülkelerin askeri güçleri ve yerli işbirlikçileri tarafından katledildi.

1990’ların başında sosyalist sistemin çözülmesiyle zafer ilan eden emperyalizm saldırganlığını iyiden iyiye artırdı. Artık hedef sadece sosyalistler değil emperyalizmin yönelimiyle uyumsuz bütün ülkeler ve toplumsal hareketlerdi.

Körfez Savaşı’yla Irak’ın altyapısı yerle bir edildi, ülke adeta karanlık çağa döndürüldü. Savaşın sonrasında 2003 yılında Irak’ın ABD tarafından doğrudan işgaline kadar devam eden ambargoda bir buçuk milyon insan hayatını kaybetti. Yugoslavya etnik çatışmaya sürüklendi. Peşi sıra başlayan Nato saldırılarıyla ülkenin altyapısı yok edildi. Ülke 7 parçaya bölündü. Yüzbinlerce insan iç savaş ve Nato saldırısında hayatını kaybetti.

11 Eylül saldırılarını bahane eden ABD emperyalizmi tarafından yeni bir saldırı dalgası başlatıldı. Afganistan ve Irak işgal edildi. Pek çok ülke istikrarsızlaştırıldı. Rusya’nın çevresinde ki ülkeler renkli devrimler yalanıyla emperyalist sisteme bağlanmaya çalışıldı. Bunun yeterli olmadığı örneklerde, 2008 Osetya Savaşı örneğindeki gibi, bu ülkeler Rusya ile direkt karşı karşıya getirildi. Arap Baharı aracılığıyla Ortadoğu ve Kuzey Afrika’da ki emperyalizme uyumlu olmayan ya da direnen hükümetler değiştirildi. Bu sürece direnen Libya ve Suriye, cihatçılar eliyle ve doğrudan saldırılarla emperyalist saldırganlığın hedefi oldu.

1 Eylül 2018: Emperyalist saldırganlık bölgemizi ve dünyayı tehdit ediyor

1 Eylül Dünya Barış Günü’nü kutladığımız bugün emperyalist saldırganlık artarak sürüyor. İnsanlığın bugüne kadar yarattığı ilerici birikim emperyalizm tarafından yok edilmeye çalışılıyor. Bölgemizde emperyalizmle uyumsuz bütün iktidarlar ve hareketler emperyalizmin ve emperyalizmin kuklası cihatçıların hedefinde.

Afganistan Nato’nun işgali altında karanlık çağı ve kirli savaşı yaşıyor. 1980’lerde Afganistan’daki sosyalist iktidara karşı palazlandırılan Taliban terörü, Afganistan’ın işgalinin bahanesi olmuştu. Fakat istikrarsızlaştırılan Afganistan’da cihatçı Taliban terörü tekrar yükseliyor. Ülkenin kırsalında hakim durumda bulunan Taliban, Gazne gibi büyük şehirleri ele geçiriyor. Nato’nun işgal güçleri Afgan halkını katletmeye devam ediyor.

2011’den beri dünyanın dört bir tarafından toplanan cihatçılarla müdahale edilen Suriye, halkının ve yönetiminin onurlu direnişiyle emperyalizmin planlarını bozdu. Cihatçıları ülkenin çoğundan temizleyerek İdlib’e sıkıştırdı. Bu süreçte defalarca emperyalizmin direkt müdahalesine de uğrayan Suriye’ye bugün kimyasal silah yalanıyla tekrar emperyalizm saldırmaya hazırlanıyor. Suriye etrafına donanma ve hava kuvvetlerini yığan Nato ve ABD emperyalizmi yeni bir saldırı dalgasıyla Suriye halkını yıldırmayı hedefliyor. Diğer taraftan ülkenin kuzeyinde YPG eliyle elde ettiği bölgelerde yerleşiyor. İşbirlikçisi YPG ile birlikte yeni provokasyonların altyapısını hazırlıyor. Suriye ve müttefikleri emperyalist saldırganlığa direnmeye devam ediyor.

2003’te Irak’ı fiili olarak işgal eden emperyalizm bugüne kadar Irak’ta milyonlarca insanı öldürdü. Ülke içi gerginlikleri körükleyerek, ülkeyi bölünmenin eşiğine getirdi. Irak halkları arasında yarattığı gerilimlerle uzun yıllar çözülemeyecek düşmanlıklar yarattı. Irak halkının direnişini cihatçı çizgiye çekmek ve boğmak için önü açılan IŞİD Irak’ta yıllardır saldırılar düzenleyip katliamlar yapıyor. Bir dönem Irak’ın neredeyse üçte birini ele geçiren IŞİD bugün yenilmiş gözükse de halen Irak halkı için büyük bir tehdit ve emperyalizmin müdahaleleri için kılıf konumunda. Bugün Irak dört tarafı ABD üsleri ile dolu barut fıçısı durumunda.

2015’te işbirlikçi devlet başkanı Abdurabbu Mansur el-Hadi’yi ülkeden kovalayan Yemen halkı 3 yıldır Suudi Arabistan öncülüğündeki emperyalizm destekli uluslararası koalisyonun saldırısı altında. Zaman zaman ABD ve İngiliz emperyalizmi Yemen halkına hava saldırıları düzenliyor. Suudi koalisyonun işgal girişiminde ülkenin altyapısı büyük ölçüde yok edildi. Yemen halkı gıda ve ilaç kriziyle yok ediliyor. Koalisyon uçakları askeri, sivil farketmeksizin her yeri bombalıyor. Geçen günlerde işbirlikçi Suudi Kralı Bin Selman’ın kadın, çocuk farketmeksizin Yemen halkını katledin emri verdiği basına yansıdı. Emperyalizmin önemli petrol ticareti yollarından Bab-ül Mendep boğazının tehlikeye girdiği savı üzerinden Yemen’e doğrudan emperyalist müdahale planları yapılıyor.

Kaddafi’yi indirmek için emperyalist müdahaleye uğrayan Libya fiili olarak yerel güçler arasında bölünmüş durumda. Ülkede iç savaş ve cihatçı terör devam ediyor. Kaddafi döneminde oluşturulan ekonomik altyapı neredeyse komple imha edildi. Afrikalı göçmenlerin Avrupa’ya geçiş yolu konumundaki ülkede cihatçılar Afrikalı göçmenlere karşı ırkçılık uygulamaya ve zulmetmeye devam ediyor.

Yerel işbirlikçileri aracılığıyla AB ve ABD’nin planladığı sözde devrimle iktidarı değiştirilen Ukrayna’da neo naziler gün geçtikçe gücünü artırıyor. Odessa kentinde 1 Mayıs’ı kutlayan emekçilerin ve komünistlerin naziler tarafından yakılarak katledilmesi sonucu fiili olarak bölünen ülkede emperyalizm, yeni provokasyonlara hazırlanıyor. Dünya Barış Günü’nde bir gün önce yani dün, Ukrayna’dan ayrılarak bağımsızlık ilan eden Donetsk Cumhuriyeti’nin Başkanı Aleksandr Zaharçenko’ya suikast düzenlendi. Emperyalizmin işbirlikçisi faşist Ukrayna iktidarına direnen Donetsk ve Luhansk halkı bu saldırılarla boğulmaya çalışılıyor. Diğer taraftan Ukrayna üzerinden Rusya’yı kuşatma çalışmaları devam ediyor. Bu suikastle Ukrayna’da Rusya’yla savaşın adımları atılıyor.

On yıllardır halkçı iktidarıyla ABD emperyalizmine direnen Venezuela ekonomik savaşla yıldırılmaya çalışılıyor. Son 3 yıldır yerel işbirlikçiler aracılığıyla iç savaş denemeleri yapılıyor. Suriye’de uygulanana benzer bir senaryo ile Kolombiya sınırında mülteci kampları kuruluyor. Kolombiya’da Venezuela’ya müdahale amacıyla Suriye’deki Beyaz Baretlilerin ucuz bir kopyası olan aynı isimle ‘sivil toplum kuruluşu’ kuruldu. Venezuela halkı ve iktidarı emperyalist saldırganlığa direnmeye devam ediyor.

Yukarı