Mercek

MERCEK | Çadırlardan rezidanslara Ortadoğu’nun dönüşümü

Ortadoğu’nun işgücü ve ekonomisi hızla modern kapitalizme uygun bir görünüm kazanmaktadır. İşgücü çadırlarda yaşayan petrol çıkaranlardan, şehirlerde hizmetler sektöründe çalışanlara dönüşmektedir.

Erkin Öztok

Ortadoğu insanı veyahut Arap denilince pek çoğumuzun aklına, yakın zamana kadar çölde petrol kuyularının arasında çadırlarda yaşayan insanlar gelirdi. Bu betimleme günümüzden 40-50 yıl öncesi için doğruyken, zaman içinde Ortadoğu coğrafyası ciddi sosyo-ekonomik dönüşümler geçirdi. Artık Ortadoğu insanının çoğu  büyük ve modern şehirlerde yaşayıp güncel işlerle meşgul oluyor. Artık Ortadoğu denilince savaşan adamlar dışında rezidanslarda yerel kıyafetleriyle bilgisayarının başında işlerini yapan insanlar da aklımıza geliyor.

Günümüzde Ortadoğu coğrafyasında yaşanan siyasi ve toplumsal dönüşümleri anlamak, halk hareketlerine anlam verebilmek için bu dönüşüm sürecini anlamak gerekiyor. Bu yazı, yaşanan bu dönüşümleri anlamak için bir genel giriş niteliğinde olacak. Bu yazıda bahsedilen Ortadoğu; Arap yarımadası, Kuzey Afrika ve İran’ı kapsamaktadır.

Artan ve Şehirleşen Nüfus

Ortadoğu ya da daha geniş bir tanımla Arap ülkeleri denilince, hızlı nüfus artışı hepimizin bildiği bir gerçeklik. Bundan 50 yıl önce seyrek bir nüfusa sahip olan bu bölge, günümüzde nüfusun özellikle belli alanlarda toplanmasıyla, yoğun nüfuslu ve nüfusun sürekli arttığı bir görüntü vermekte. 1970 yılında 139 milyon olan bu bölgenin nüfusu, sadece 47 yılda 2 kattan fazla artış göstererek, 2017 itibariyle 444 milyona ulaşmış durumda.(1) İkinci dünya savaşı sonrasında sağlık hizmetlerinin yaygınlaşmasıyla, özellikle gelişmekte olan ülkelerde yaşanan hızlı nüfus artışı, Ortadoğu coğrafyasında da kendini ciddi oranlarla göstermiş durumda.

Diğer taraftan şehirli nüfus oranı da bu dönem içerisinde ciddi artış göstermiş durumda. 1970’de yüzde 42 olan şehirli nüfus oranı 2017’ye geldiğimizde yüzde 65’e ulaşmış durumda.(2) Hızlı nüfus artışıyla birlikte düşünürsek, Ortadoğu’da yer alan şehirler ortalama olarak dört kat büyümüş durumda. Özellikle Suudi Arabistan, Cezayir, Ürdün ve Umman şehirli nüfusun kırsal nüfusa göre oransal artışında başı çekmekte.

Bütün bu nüfus artışı ve şehirli nüfus oranının artışı sonucunda Ortadoğu ciddi sosyo-ekonomik ve toplumsal dönüşümler yaşadı. Çoğu yerde ilkel düzeyde yapılan tarım ile petrol çıkarmadan ibaret olan ekonomik yapı gelişerek, yeni ve modern sektörler oluşum/gelişim gösterdi. Aşiretler gibi geleneksel yapıların içinde bulunan toplumsal yapı değişerek, şehirli bir hal almaya başladı. Aşiret liderlerinin ve şeyhlerin toplum üzerindeki etkisi azaldı.

Ekonomik Değişim ve Gelişim

Bu bölüme başlarken, bölgenin çoğundan düzenli ve sağlıklı veri toplanamadığını not etmekte yarar var. Bundan ötürü bu kısımda ağırlıklı olarak ortalama veriler üzerinden ilerleyeceğiz.

Ortadoğu’da işgücüne katılım oranı bu süreç boyunca %45-50 aralığında gerçekleşti. Bu oran işgücünün ve ekonominin gelişmesinde durağanlık gibi gözükse de, artan şehirleşmeyi hesaba katınca farklı bir tablo önümüze çıkıyor. Daha önceleri tarım ağırlıklı olan ekonomide eksik istihdam(aile içi çalışma olarak daraltılabilir) yaygınken, nüfusun şehirleşmesiyle, bu oran daha gerçek bir hal almıştır. Diğer bir deyişle bu %50 civarı olan oran yanıltıcı olmaktan çıkıp gerçekten çalışan işçileri temsil eder hale yani gerçek bir hale gelmiştir.

Bölgedeki toplam çalışan sayısı ise 1990 yılında 70 milyon iken 2017 yılında 150 milyona varmış durumda. Aynı dönemde toplam nüfus ise 255 milyondan 444 milyona yükseldi. Kısaca işgücüne katılımda yüksek olmasa bile önemli bir artıştan söz edilebilir. 27 yıl gibi ekonomik değişimler açısından kısa olan bu süreç içerisinde bu kadar yüksek bir işçi sayısı artışı, doğal olarak ki yeni sektörlerde yaşandı. Tarımsal işgücünde bu süre içerisinde kendini 2 kattan fazla arttıran bir işgücü artışının teknik olarak pek mümkün olamayacağını düşünürsek, bu yeni iş gücü daha çok kendine hizmetler sektöründe yer buldu.

İşgücünün sektörlere göre dağılımında ise 1991 yılından itibaren hizmetler sektörünün açık ara çoğunluğu sağladığını görmekteyiz.(3) 1991 yılında işgücünün %26’sı tarımda, %25’i sanayide ve %48’i hizmetler sektöründe çalışmaktaydı. 2017 yılında geldiğimizde ise işgücünün %18’i tarımda, %28’i sanayide ve %54’ü hizmetler sektöründe çalışmaktadır. Bu rakamlarda sanayinin bu derece yüksek olmasından yoğun bir sanayileşme anlaşılmamalı. İstatistiklerde petrol çıkarımı dahil olmak petrol ve doğalgazla ilgili bütün sektörler sanayinin içine dahil edilmektedir. Bu sebeple sanayinin oranı bu kadar yüksek çıkmaktadır.

Diğer taraftan ulusal gelir içindeki sektörlerin payında aynı süreçte sanayi %40’tan %35’e düşerken hizmetler sektörü %50’den %59’a çıkmıştır. Bir üstteki paragrafta bahsedildiği gibi burada da sanayinin yüksek olmasının sebebi petrolün dahil edilmesidir.

Yukarıdaki verilerden de anlaşıldığı üzere Ortadoğu’nun işgücü ve ekonomisi hızla modern kapitalizme uygun bir görünüm kazanmaktadır. İşgücü çadırlarda yaşayan petrol çıkaranlardan, şehirlerde hizmetler sektöründe çalışanlara dönüşmektedir. Ortadoğu’nun ekonomisi ise petrolün ve tarımın başı çektiği durumdan, hizmetler sektörünün ve finansın başı çektiği duruma gelmektedir. Özetle Ortadoğu ekonomisi hızla modern kapitalist bir görünüme kavuşmaktadır.

Sosyo-ekonomik değişim siyasi değişime zorluyor

Her ne kadar ele alınan coğrafya geniş bir alanı kaplayıp farklı dinamiklere sahip ülkeleri kapsasa da bu veriler bize genel bir görüntü sunmakta.

Uzun yıllardır Ortadoğu coğrafyasında yer alan pek çok ülke dinin egemen olduğu diktatörlüklerle yönetilmekte. Nüfusunun çoğunluğunun kırsalda yaşadığı ve aşiretlerin içinde yer aldığı dönemlerde bu yönetimler, toplumu yönetmekte ciddi sorunlar yaşamıyordu. Fakat toplumun şehirlileşerek modern sektörlerde çalışmaya başlaması, gelişmiş kapitalist ilişkilerin içine girmesi ve modern işçi sınıfının oluşmasıyla Ortadoğu ülkelerinde ciddi yönetim sıkıntıları baş göstermekte.

Toplumun gelişen ihtiyaçlarına cevap veremeyen bu yönetimler belli reformlar yapmak durumunda kalıyor. Son dönemlerde ağırlıkla İran ve Suudi Arabistan yönetimlerinden duyduğumuz reform sözleri, bir lütuf değil zorunluluk olarak kendini gösteriyor. Gelişen kapitalizme paralel olarak Ortadoğu yönetimleri de toplumu bu duruma uygun yönetmeye çalışıyor. Medyaya sıkça yansıdığı şekilde gerici uygulamalarından bir bir vazgeçmek zorunda kalıyorlar.

Bütün bu süreç Ortadoğu ülkelerinde aynı zamanda işçi sınıfının gelişmesine yol açıyor. Hızla modern işçi sınıfına kavuşan Ortadoğu halkları, işçi sınıfı mücadelesiyle tanışmaya başlıyor. Geri yönetimlerin sonucu olarak büyük bir kuralsızlığın egemen olduğu çalışma hayatı işçi sınıfı mücadelesine ciddi olanaklar sunuyor. Diğer taraftan gericilik Ortadoğu yönetimlerinin gelişen sosyo-ekonomik yaşam karşısında zayıf karnını oluştururken, Ortadoğu’nun işçi sınıfına ve ilericilerine ciddi bir mücadele zemini yaratıyor.

1- https://data.worldbank.org/indicator/SP.POP.TOTL?end=2017&locations=ZQ&start=1970&view=chart

2- https://data.worldbank.org/indicator/SP.URB.TOTL.IN.ZS?end=2017&locations=ZQ&start=1970&view=chart

3- https://data.worldbank.org/indicator/SL.SRV.EMPL.ZS?locations=ZQ&view=chart

Yukarı