Hafıza-i Beşer

HAFIZA-İ BEŞER | 25 Temmuz 1950 – Türkiye Kore Savaşı’na asker gönderiyor...

Demokrat Parti’nin (DP) NATO üyeliği için denemeleri devam edip sonuçsuz kalınca 25 Haziran 1950’de başlayan Kore Savaşı’na Birleşmiş Milletler’in asker gönderme planı bir fırsata(!) çevrilmişti.

Demokrat Parti’nin (DP) NATO üyeliği için denemeleri devam edip sonuçsuz kalınca 25 Haziran 1950’de başlayan Kore Savaşı’na Birleşmiş Milletler’in asker gönderme planı bir fırsata(!) çevrilmişti. Bu karar ile NATO üyeliğini garantilemek isteyen DP hükümeti, 25 Temmuz 1950’de, Cumhurbaşkanı Celal Bayar, Başbakan Adnan Menderes, TBMM Başkanı Refik Koraltan ve Genelkurmay Başkanı Nuri Yamut’un katılımıyla yapılan Bakanlar Kurulu toplantısında Kore’ye asker gönderme kararı aldı.

Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti’ne karşı savaşmak için, Tahsin Yazıcı komutasında ilk olarak 4500 kişilik bir tugay gönderildi. Daha sonra bu sayı 6000’e kadar ulaştı.

Türkiye, sınırları dışında katıldığı bu ilk savaşta toplam 163 kayıp, 244 esir, 741 ölü, 2068 yaralı vermiştir.

Bu savaşın sonunda Türkiye’nin Kore’ye asker göndermesi ile NATO’ya girmesi sağlandı. ABD teklifi üzerine 1952’de 12 ülkenin onayı ile Türkiye NATO ülkesi olmuş oldu.

Ünlü şair Nazım Hikmet’in Kore’ye asker gönderilmesine ilişkin “Diyet” şiiri Türkiye’nin içinde bulunduğu durumu da özetliyor.

DİYET

Gözlerinizin ikisi de yerinde, Adnan Bey,

iki gözünüzle bakarsınız,

iki kurnaz,

iki hayın,

ve zeytini yağlı iki gözünüzle

bakarsınız kürsüden Meclis’e kibirli kibirli

ve topraklarına çiftliklerinizin

ve çek defterinize.

Ellerinizin ikisi de yerinde, Adnan Bey,

iki elinizle okşarsınız,

iki tombul,

iki ak,

vıcık vıcık terli iki elinizle

okşarsınız pomadalı saçlarınızı,

dövizlerinizi,

ve memelerini metreslerinizin.

İki bacağınızın ikisi de yerinde, Adnan Bey,

iki bacağınız taşır geniş kalçalarınızı,

iki bacağınızla çıkarsınız huzuruna Eisenhower’in,

ve bütün kaygınız

iki bacağınızın arkadan birleştiği yeri

halkın tekmesinden korumaktır.

Benim gözlerimin ikisi de yok.

Benim ellerimin ikisi de yok.

Benim bacaklarımın ikisi de yok.

Ben yokum.

Beni, Üniversiteli yedek subayı,

Kore’de harcadınız, Adnan Bey.

Elleriniz itti beni ölüme,

vıcık vıcık terli, tombul elleriniz.

Gözleriniz şöyle bir baktı arkamdan

ve ben al kan içinde ölürken

çığlığımı duymamanız için

kaçırdı sizi bacaklarınız arabanıza bindirip.

Ama ben peşinizdeyim, Adnan Bey,

ölüler otomobilden hızlı gider,

kör gözlerim,

kopuk ellerim,

kesik bacaklarımla peşinizdeyim.

Diyetimi istiyorum, Adnan Bey,

göze göz,

ele el,

bacağa bacak,

diyetimi istiyorum,

alacağım da.

Nâzım Hikmet

25 Haziran 1959

Yukarı