emperyalizme karşı mücadele konferansı
Kadın

Çocuklarımızı katleden bu düzen çürümüştür!

Önce Ankara’nın Polatlı ilçesinde 8 yaşında ki Eylül’ün işkence edildikten sonra cinsel istismara uğradığı ve öldürüldüğü belirlendi…

Nuray YENİL

Geçtiğimiz günlerde yine çocuk istismarı ve kayıp çocuk haberleri ile sarsıldık. Önce Ankara’nın Polatlı ilçesinde 8 yaşında ki Eylül’ün işkence edildikten sonra cinsel istismara uğradığı ve öldürüldüğü belirlendi. Ardından Ağrı’da şeker bayramının ilk günü kaybolan 4 yaşında ki Leyla’nın cansız bedenine ulaşıldı. Hatay’da kaybolan 6 yaşında ki Ufuk’u arama çalışmaları devam ediyor. Diyarbakır Silvan’da çobanlık yapan Yusuf ve Siirt Pervari’de 15 yaşında ki Salih’ten günlerdir haber alınamıyor.

Türkiye’de çocuklara dönük şiddet ve istismarın önü alınamıyor. Son on yılda çocuk istismarlarında yüzde 700 artış olduğu istatistiklere yansıdı. Yaşanan istismar vakalarında faillerin önemlice bir kısmının aile fertleri ya da yakın akraba ve tanıdıklar olması nasıl bir çürümüşlük ile karşı karşıya olduğumuzun bir başka kanıtı. Hatırlanacağı üzere 2016’da Karaman’da Ensar Vakfı yurtlarında 45 çocuğun yurt öğretmeni tarafından sistematik şekilde istismar edildiğinin ortaya çıkmasının ardından çocuk istismarı tartışmaları Türkiye’nin gündemine oturmuştu. Dönemin Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı’nın “bir kere yaşanmış bir olaydır, kurumu karalamak yanlış” şeklindeki ifadeleri büyük tepki toplamıştı.

Tarikat ve cemaatlerin insafına terk edilen çocuklar

Geçtiğimiz iki yıl, Ensar’da yaşananların “bir kereden bir şey olmaz” zihniyeti ile değerlendirilmesinin sonuçlarını acı deneyimlerle ortaya koydu. Kontrolsüz denetimsiz devletin sonsuz olanaklarıyla açılan tarikat ve cemaat yurtlarından istismar ve şiddet haberlerinin ardı arkası kesilmedi. AKP’nin bir gece vakti meclise sunduğu ve çocuk yaşta evlilik adı altında çocuk istismarına kılıf uydurma düzenlemesi gündeme geldi.

Çocukların evlenebileceği vaaz edildi

Son on yılda ise başta Diyanet İşleri Başkanlığı olmak üzere gericilerin sistematik şekilde toplumu hizaya sokma ve çocuklara cinsel obje gözüyle bakılmasına sebep olan açıklamaları eksik olmadı. İslam’a göre 12 yaşında bir çocuğun evlenebileceği, evdeki erkek çocukların annesinin dizinden tahrik olabileceği, 4-5 yaşındaki kız çocuklarına türban takılması gerektiği, karma eğitime düşmanlık, okullarda çocukların kılık kıyafetlerinden tahrik olunuyor vaazları ve daha sayısız örneğini verebileceğimiz bir propaganda sistematik bir şekilde yürütüldü. Gericiliğin kadına yönelik düşmanca politikaları çocuklarımızın da birer cinsel objeye dönüşmesini ve çocuklara dönük saldırıların artmasını da beraberinde getirdi.

Sorun pedofili ve psikopatlık mı?

AKP iktidarı, çocuk istismarı her gündeme geldiğinde hadım ve idam tartışmalarını bir kez daha ısıtmaktadır. Sorunu toplumsal boyutları ile ele almak yerine faillere istisnai birer hasta gözüyle bakılmasını öneriyor ve siyasi rant elde etmeye çalışıyor. Son olarak halk arasında hadım olarak bilinen kimyasal kastrasyon yasa teklifi olarak meclise sunulmuş oldu.

Hadım yasası ve idam tartışmaları sorunun üstünü örtmektedir

Daha önce de gündeme getirilen kimyasal kastrasyon sorunu failin hastalığına indirgemektedir. Kimyasal kastrasyon kişideki testosteron seviyesinin düşürülmesine yarıyor. Yani, cinsel suçların (çocuk istismarı ve tecavüzler) nedeni olarak kişideki yüksek testosteron hormonu olduğu düşüncesi yatıyor. Ama bu düşünce doğru değil. Çünkü cinsel suç faillerinin her biri birbirinden farklı; çoğu şiddet eğilimi, kadın üzerinde tahakküm kurma, kendinde bunu hak olarak görme gibi nedenlerle suç işliyor. İçlerinden çok az bir kısmı gerçekten kontrol edemediği cinsel dürtülere sahip.

Yasalar yeterince ağır ancak uygulanmıyor

Cezaların caydırıcı olabilmesi için şiddeti kadar kesinliği ve sürati de önemli. Oysa Türkiye’de cezaların kesinliği ve uygulanmasında sorunlar var. Tecavüz ve çocuk istismarı failleri elini kolunu sallayarak gezebileceklerini düşünüyorlar. Ayrıca çoğu cinsel suç, geleneksel ve kapalı aile yapısı vb. nedenlerle ortaya dahi çıkmıyor. Çocuklar açısından da çocuk sömürüsü yüksek seviyede, bunlar da siyah sayı olarak kalıyor.

Üstelik Türkiye’de bir yandan “tecavüzcüye hadım/idam”, denirken, aynı kitle bir yandan da tecavüzcü ile mağdurun evlenerek konunun kapanmasını istiyor ve destekliyor.

Ortada gelecek vaat etmeyen, çocuklarımıza hayatı zehir eden ve katliamlarına sebep olan gerici bir düzen var ve bu düzenden bir an önce kurtulmamız gerekiyor.

Yukarı