ABD Kovulmalı, Bu Düzen Değişmeli
Köşe Yazıları

İyi ki doğdun Karl Marx ve Sergei Prokofiev’in '11. Tez temalı' kantatı

Şu iki önemli saptama, şu iki görkemli olduğu kadar tarihsel cümle Karl Marks’ın anıtmezarındaki mermere “altın” varaklı harflerle oyulmuştur: “Bütün ülkelerin işçileri, birleşin!” ve “Filozoflar dünyayı yalnızca çeşitli biçimlerde yorumlamışlardır; oysa sorun onu değiştirmektir!”

1845’te Karl Marx, filozof Ludwig Andreas Feuerbach’ın on bir tezinin altını çizdi. Engels bu 1845-1846 yıllarındaki elyazmasını yeniden çıkarıyor ve bir kez daha gözden geçiriyor. Söz konusu tezler, sonradan işlenerek, ayrıntılandırılmak üzere çabucak kâğıt üzerine çiziktirilirmiş, hiç de basıma hazır olmayan sade notlardır, “ama yeni dünya anlayışının dâhiyane tohumunun atılmış olduğu ilk belge olarak paha biçilmeyecek bir değer taşıyorlar.” Bu tezler Engels tarafından 1888’de, kendi yazdığı Ludwig Feuerbach ve Klâsik Alman Felsefesinin Sonu’nun, ayrı basımının Ek’inde yayınlanıyor.

Aynı çalışmasında Engels, Hegel okulunun parçalanıp dağılmasından bir başka eğilim daha çıktığını, gerçekten meyve veren tek eğilimin bu olduğunun ve esas olarak Marx’ın adına bağlıdır derken devamında bir not daha düşer ve kişisel bir açıklama yapar, teorinin hazırlanışındaki payına değinir. Marx ile kırk yıllık ortak mesaileri boyunca ve ondan önce teorinin hazırlanışında olduğu kadar özellikle geliştirilmesinde de kendisinin belli bir kişisel payı olduğunu yadsımaz. Özellikle iktisat ve tarih alanında yön verici temel fikirlerin büyük çoğunluğu ve özellikle de bu fikirlerin kesin ifadelendirilişleri, Marx’ın işidir. “Benim teoriye katkımı, olsa olsa birkaç özel bilgi dalı dışında, Marx, bensiz de gerçekleştirebilirdi. Ama Marx’ın yaptığını ben yapamazdım. Marx, bizim hepimizi aşıyordu; Marx, hepimizden daha uzağı, daha geniş ve daha çabuk görüyordu. Marx bir deha idi; biz ötekiler ise olsa olsa yetenekli kişiler. O olmasaydı, teori bugün bulunduğu yerden çok gerilerde olurdu. Dolayısıyla teori haklı olarak onun adını taşıyor”.

Marks’ın 11. Tezi, Sergei Prokofiev’in “Ekim Devrimi’nin 20. Yıldönümü için Kantat”ında

Sovyet bestecisi, piyanist ve orkestra şefi Sergei Prokofiev (1891-1953) sayısız müzik türüne hakim şaheserlerin yaratıcısı olarak, 20. yüzyılın önemli bestecilerinden biri olarak kabul edilir. Pek çok besteci, onun yeteneğinin gücüne ve özgünlüğüne rakip olabilir. Sergei Prokofiev’in Rus müziği dünyasındaki girişi Rus müziğinin yaşadığı ciddi bir krizle çakıştı. Birinci Dünya Savaşı’ndan ve Ekim Devrimi’nden önce, Rus burjuvazisi ve soylu kültürünün yıkımı ve kaçınılmaz çöküşünün en belirgin hale geldiği zamandan önce yaşanan sıkıntılı dönemlerdi. Genç Prokofiev’in müziği çifte kaliteye sahipti bununla beraber şüphesiz Rus modernizminin gerçek bir “ürünüydü”.

Rus Marksist devrimci ve ilk Sovyet Eğitim Komiseri Anatoli Vasilieviç Lunaçarski 1926 baharında yazdığı çok sayıdaki müzik makalelerinden birinde Prokofiev’in çalışmalarını şöyle anlatıyor: “Prokofiev’in tazeliği ve zengin hayal gücü, sıra dışı yeteneklerine tanıklık ediyor. Onun saf lirizmi muazzam derecede önemlidir. Prokofiev’in yeteneklerinin dolup taşabilmesi için bize geri dönmesi [o zamanlar yurt dışındaydı] gerekiyor.”

1936’da Sovyet sanat dünyası iki önemli yıldönümü için hazırlanıyordu: 1917 Ekim Devriminin yirminci yıldönümü ve Puşkin’in ölümünün yüzüncü yılı. Her iki olay da Prokofiev’in müziğine yansıdı. 1935’in sonunda, Ekim Devrimi’nin tarihini tasvir etmek için orkestra ve koro için büyük bir parça yazma fikrini tasarladı. 1936 ve 1937’nin ilk yarısında bu düşünce yavaş yavaş şekillendi. Bestecinin planı iddialıydı. Marx, Lenin ve Stalin’in gerçek sözlerine koro ve orkestra için müzik yazmayı tasarladı.

Sergei Prokofiev: “Lenin öyle bir açık, net ve ikna edici bir dilde yazdı ki, onun fikrini açık bir şekilde anlatmak istemedim, kaynaklara doğru gitmek ve liderin gerçek sözlerini kullanmak istedim.” diyordu çalışmasına dair.

Ekim Devrimi’nin yirminci yıldönümü için yazılan ve 1937’de tamamlanan Kantat on bölümden oluşuyor:

Birinci Kısım: Orkestraya giriş, Bu epigraf, Komünist Manifesto’nun ifadesidir: “Avrupa’da bir hayalet dolaşıyor – Komünizm hayaleti.” İkinci Bölüm: Filozoflar Marx’ın Ludwig Feuerbach’daki tezlerinden alınan metne koro: “Filozoflar dünyayı yalnızca çeşitli biçimlerde yorumlamışlardır; oysa sorun onu değiştirmektir.” Üçüncü Bölüm: Orkestral interlüd; Dördüncü Bölüm: “Küçük bir grup insan ellerini birbirine sıkıca kenetlemiş, sarp ve zorlu bir yolda ilerliyoruz.” (Lenin’in “Ne yapılmalı?” kitabından); Beşinci Bölüm: Orkestral interlüd; Altıncı Bölüm: Devrim (Lenin’in 1917 tarihli makaleleri ve konuşmalarıyla ilgili metinlere koro); Yedinci Bölüm: Zafer, orkestra ve koro (Lenin’den metinlere); Bölüm Sekiz: Stalin’in Taahhüdü (Stalin’in Lenin’in tabutu başındaki yaptığı konuşmasından alınan metne koro); Bölüm Dokuz: Senfoni, senfoni orkestrası ve akordeon orkestrası için (tema, Sosyalist inşa); Bölüm On: Stalin Anayasası (Stalin’in 8. Olağanüstü Sovyetler Kongresi’nde yaptığı konuşmadan alınan metne koro).

Kantat çok sayıda sanatçıya yönelikti tasarlanmıştı en az beş yüz kişi… İki koro, profesyonel ve amatör ve dört orkestra, bakır nefesli çalgılar, vurmalı çalgılar ve akordeon. Besteci tarafından ortaya atılan sanatsal problemin ihtişamı ve yeniliği tartışılmazdır.

Modern zamanların en ünlü düşünürü, filozof, iktisatçı, gazeteci, politikacı, devrimci Karl Marx’ın etkisini, İsa ya da Muhammed gibi büyük dini figürlerinkiyle karşılaştıranlara çok da şaşmamalı. Zira yirminci yüzyılın ikinci yarısında yeryüzündeki her 10 kişiden yaklaşık dördü kendilerini Marksist olarak görüyor ve düşüncelerini takip eden hükümetler altında yaşıyordu.

Bu gün dünya işçi sınıfının devrimci önderi Marx’ın doğumunun 200. yıldönümü ve Sergei Prokofiev’in “Ekim Devrimi’nin 20. Yıldönümü için Kantat”ını dinleyerek analım onu. Zira yeryüzünde kaç düşünürün tezleri dünyaca büyük bir bestecinin eserine tema olmuştur ki? İyi ki, doğdun Karl Marx!

Yukarı