ABD Kovulmalı, Bu Düzen Değişmeli
Pusula 46

Bir devrimci olarak Marx

Gökmen Kılıç yazdı: Bir devrimci olarak Marx.

GÖKMEN KILIÇ

Bilimsel sosyalizmin kurucusu Karl Marx’ı yalnızca bir düşünce insanı olarak görmek sosyalizme içkin bir görüş olmasa gerek. Marx’ın düşüncesi bir entelektüel kalabalıktan öte, şimdiye kadar görülmeyen ölçüde devrimci bir kimlik taşımaktadır. Marx, tarihin dönmekte olan çarklarını iktisadi gelişim yasalarıyla ve sınıfların varlığıyla açıklarken; “Filozoflar dünyayı yalnızca çeşitli biçimlerde yorumlamışlardır; oysa sorun onu değiştirmektir” diyerek, düşüncenin aynı zamanda değişimin bir aracı olması gerektiğini vurgulamıştır. Bu perspektifin kendisi her şeyden önce öznenin tarihin akışına yapacağı müdahaleyi anlatmaktadır. Bu açıdan Marx, kendisinden önceki düşünürlerin “söyleyip geçen”, ancak nesnel gerçekliğe iradi müdahalelerde bulunmayan düşünce tarzına önemli bir eleştiri getirmektedir.

Marx’ın düşüncesinin gelişiminde mutlaka dönemsel farklar ve aşamalar mevcuttur. Tarihsel açıdan baktığımızda 1848 öncesinden, yani işçi sınıfının henüz bağımsız bir siyaset izleyemediği dönemden başlayan ve sonrasında burjuvaziden kopuşa götüren süreçleri görebiliriz. Kısa zamanda tarihsel anlamda bir kopuşun yaşanması, doğal olarak bu geçiş sürecinin kimi arızi ve nesnel zorluklarını, hatta eksiklerini de bizlere ders olarak göstermiştir. Dönemin nesnelliğini ve sallantılı burjuva devrimlerini görmeden, bugünden bakarak bir determinizm eleştirisi yapmak, kolaycılık sayılmalıdır. Bu açıdan bilimsel sosyalizmin varoluş sürecindeki dersler, ilerideki devrimci dönüşümler için de eşsiz bir kaynak oluşturmaktadır.

1848-1850 DEVRİMLERİ VE MARX

Her devrim iyi bir öğretmendir. Teorinin kimi açmazları ve karmaşıklığı devrimle sadeleşirken, sosyalizmin gelişim
hızı da artar. 1848 Devrimi’nde de böyle olmuştur. Marx’ın Komünist Manifesto’da çerçevesini çizdiği yaklaşımların
bir kısmı bu açıdan devrimci süreçle birlikte sınanma yaşamıştır. Marx’ın beklentisi; yükselen burjuva devrim dalgasının esas dinamiğini oluşturan işçi sınıfının zaman içerisinde iktidarı alması yönündeydi. Ancak 1848
Haziran yenilgisi ile birlikte burjuvazi işçi sınıfına sırtını dönerek, feodal güçlerle iktidarını paylaşmıştır. Bu ihanet,
daha önce formüle edilen birçok başlığın teori ve siyaset anlamında boşa düşmesi anlamına gelmektedir. Bu anlamda Komünist Manifesto dâhil devrim öncesine ait teorik ve siyasal belgelerin bir “ara geçiş” niteliği taşıdığını kabul etmek doğru olacaktır.

Engels 1895 yılında “Fransa’da Sınıf Savaşımları” eserinin giriş yazısında, 1848 devrimleri için yazılan ilk makalelerin kaçınılmaz olarak kimi yanılgılar içerdiğinden bahsetmiştir: “Şurası apaçıktır ki, incelenecek bütün süreçlerin temelindeki, ekonomik durumdaki, eşanlı değişimlerin kaçınılmaz olarak göz ardı edilmesi, bir yanılgı kaynağı olmalıdır. Ama gözlerimizin önünde geçen bir tarih hakkında yapılacak toplu bir açıklamanın bütün koşulları, kaçınılmaz olarak, yanılgı kaynakları içerir; gene de bu, hiç kimseyi güncel tarih yazmaktan alıkoymaz.

Marx bu işe giriştiği zaman, bu yanılgı kaynağı daha da kaçınılmazdı. 1848-1849 devrimci dönemi boyunca
aynı anda oluşan ekonomik dönüşümleri izlemek ya da bunların toplu olarak göz önünde bulundurmak bile, düpedüz olanaksızdı. Londra’daki sürgünün ilk aylarında 1849-1850 güzünde ve kışında durum aynıydı.”(1) 

Engels bunu bir sınav olarak değerlendirirken, yenilginin bilimsel sosyalizm öğretisi için önemli dönemeçlerinden
biri olduğunu söyler. Tarihsel olayları izlemek yerine müdahale etmeyi, hata yapmak pahasına üstlenmişlerdir.
Yukarıda Engels’in de belirttiği ve “göz ardı” ettik dediği şeylerden biri, 1847 bunalımının aynı zamanda burjuvaziyi
ve Avrupa gericiliğini güçlendirmiş olmasıdır. Bir diğer nokta ise devrimci enerjinin yeniden toplanarak yeni bir atılım yapacağı beklentisidir. Bu “iyimserlik” 1850 yılının sonbaharında son bulur. Yayımlanan son makalelerde
bu iyimserlik ve yanılsamaya son verilmekte ve yeni bir düzleme geçilmektedir.

Marx “Fransa’da Sınıf Savaşımları” eserinde, devrimi ve yenilgiyi bilimsel sosyalizm ve tarihsel materyalizm
açısından tahlil etmiş, işçi sınıfının bu aşamadan sonra bağımsız bir siyaset izlemesi gerektiği tespitini yapmıştır.
Engels aynı eserdeki giriş makalesinde “Yeniden yayınlanan bu yapıt, Marx’ın, çağdaş tarihin bir parçası, verili ekonomik durum temeli üzerinde kendi materyalist anlayışıyla açıklama yolunda ilk girişimiydi.” der. (2) Marx’ın 1848-1850 tespitleri ve müdahalesi, işçi sınıfının burjuvazi ile ilk kopuşunun da tarihi sayılmalıdır. Marx’ın Mart 1850 tarihinde Komünist Liga için kaleme alınan makalede yeni formülasyonun adı ise Sürekli Devrim’dir. Bu aşamadan sonra Marx doğrudan proleter bir devrimden bahsetmektedir. Devrim yenilgiye uğramış ancak işçi sınıfı kendisi için siyasal bir kimlik oluşturmayı başarmıştır.

1871 PARİS KOMÜNÜ VE MARX

Her devrim, kendisinden sonraki devrimler için bir deneyim hazinesidir. 1848-1850 dersleri de 1871 Paris Komünü için böyle bir anlam ifade eder. 1848 yenilgisine rağmen siyasal bir kimlik kazanan işçi sınıfı, temsiliyetini 1864
yılında kurulan 1. Enternasyonal ile sağlamaya başlar. Fransa için ise 1848 ve 1871 yılları bir bakıma kesintisiz bir
seyir izler. 1848 yılında iktidara gelen Louis Bonaparte, 1851 yılında cumhuriyeti yıkarak kendisini Fransa imparatoru ilan etmiştir. İktidarının sonuna gelen Bonaparte, yaşanan iktisadi krizden kurtulmanın yolunu 1870 yılında Prusya’ya (eski Almanya) savaş ilan etmekte bulur. Artık daha bağımsız bir hat izleyen işçi örgütleri ise savaşın yıkıcı sonuçlarına karşı mücadele etmektedirler.

Marx, Prusya Savaşı üzerine Enternasyonal’in birinci çağrısında savaşın net olarak karşısında yer aldıklarını ifade ederken, Fransa ve Prusya işçi sınıfları için dayanışma çağrısı yapar. Çağrılara rağmen savaş durdurulamaz ve Fransa yenilir. Yenilgi aynı zamanda Bonaparte’ın iktidarının da sonudur ve Fransa’da yeniden cumhuriyet ilan
edilir. Marx cumhuriyetin işçi sınıfını güçlendireceğini düşündüğü için destekler ancak artık daha temkinlidir:
1848 yılında burjuvazinin iktidarı işçi sınıfından korkarak feodal egemenlerle paylaştığını unutmamıştır. Savaşta yenilen Fransa’nın silah bırakma çağrısına Parisli Ulusal Muhafızlar olumsuz yanıt verirler ve silahlarını bırakmazlar. Savaş sonrası oluşan yönetim boşluğunda Paris fiilen Ulusal Muhafızlar tarafından yönetilmeye başlar ve 18 Mart 1871’de tarihin ilk işçi iktidarı olan komün ilan edilir. 28 Mart’ta ise Ulusal Muhafızlar yetkilerini tamamen komüne devreder. Komün artık bir işçi hükümeti niteliği taşımaktadır. Komünün aldığı ilk kararlar
arasında; asgari ücret güvencesi, kilise ile devletin ayrılması, din işlerinin bütçeden çıkarılması, parasız eğitim
hakkı gibi maddeler vardır. Paris Komünü 70. gününde kanla bastırılarak yok edilir. Ancak tarihin ilk işçi iktidarı yine önemli dersler çıkarmıştır.

Daha önceki devrimlerde olmayan bir sorunsal da ilk kez Paris Komünü ile gündeme gelmektedir: İktidar sorunu!Şimdiye kadar işçi sınıfının yetersizliği nedeniyle tek başına iktidarı alamayacağı düşünülürken, komün dersleri iktidarın daha çok düşülmesine neden olmuştur. 1848 deneyimiyle birlikte Marx’ın formüle ettiği Sürekli Devrim kavramı, daha çok büyük burjuvazinin yerine küçük burjuvazinin ittifak unsuru olarak görülmesi temeline dayanıyordu. Daha sonra 18. Brumaire’de değindiği ve komün dersleri ile geliştirdiği “proletarya diktatörlüğü” kavramı, siyasal iktidar ile birlikte toplumsal dönüşümün sağlanacağı bir geçiş programı olarak teorize edildi. Sınıfsız bir toplumun yaratılmasında proletaryanın iktidarı aldıktan sonra toplumsal dönüşümleri yapması için bir araç olarak kavramsallaştırılan proletarya diktatörlüğü, eski üretim ilişkilerini parçalayan ve komünist topluma
evrilen önemli bir halkaydı. Bu kavram aynı zamanda devrim stratejisinin de henüz gelişkin olmayan ilk adımı sayılmalıdır.

Marx, döneminin tüm devrimci atılımları içerisinde yer alan; birikimini, enerjisini işçi sınıfının hizmetine sunmuş büyük bir devrimci önderdir. Hayatının büyük bölümü; Köln, Paris, Brüksel, Londra arasında sürgünlerde geçmiş, inandığı idealler uğruna bedel ödemekten çekinmemiş ve bize bilimsel sosyalizmi miras bırakmıştır. Bugün onun ideallerini paylaşan milyonlarca devrimci bulunmaktadır.

1. Fransa’da Sınıf Savaşımları sayfa: 8 Sol Yayınları
2. Fransa’da Sınıf Savaşımları sayfa: 7 Sol Yayınları

PUSULA | MARX 200 YAŞINDA! DİĞER YAZILAR

Sıradışı bir yaşam

Marx hala yaşıyor

Yukarı