ABD Kovulmalı, Bu Düzen Değişmeli
Köşe Yazıları

Milliyetçilik kötü de liberallik iyi mi?

Bir tartışmadır gidiyor.

Eski Şırnak vekili Hasip Kaplan’ın  “HDP’nin başına bir Kürt gelmeli” sosyal medya paylaşımı politik Kürt alanını ikiye bölmüş durumda. Bir yandan resmi kınama açıklamaları bir yandan da daha bireysel destek açıklamaları geldi ve gelmeye de devam ediyor.

Bu tartışmanın önümüzdeki dönemde HDP zeminine, varlığına ve kongresine etkileri daha uzun bir yazının konusudur.  Hasip Kaplan’ın açıklaması içeride yapılan bir tartışmanın kötü bir özeti olabileceği gibi, dışarıda yapılan onlarca tartışmanın içerideki etkileri de olabilir pekala. Hasip Kaplan’ın açıklamasına büyük bir siyasi anlam yüklemenin bir sınırı var. Bu açıklama olmasaydı dahi HDP ya da en genel anlamı ile Kürt siyasetinin 2. Cumhuriyet’te tuttuğu yerin önem sıralamasının değişmekte olduğunu görmek gerekir. 2. Cumhuriyete giden yolda adı konmamış fiili bir ittifak unsuru olan Kürt siyasetinin gerisinde bıraktığı enkazı kaldırması bu haliyle mümkün değildir ve tüm emareler 2. Cumhuriyet’e uyumun şekil ve biçimi konusunda bir arayışın olduğunu göstermektedir. Bu kısım ise o kadar da kapalı kapılar ardında yapılamayacaktır. Dediğim gibi bu kısımlar daha uzun bir yazının konusudur. Ancak bir tercih olarak daha oraya gelmeden ve oraya daha sağlıklı gelebilmek için Hasip Kaplan vesilesi ile bir hesaplaşmanın tazelenmesi bizi beklemektedir.

Başa Kürt sorunun çözümünü yazmış, ana gücünü Kürt yurttaşlardan alan ve bu öncelikle hareket eden bir partide ırkçılığın ya da milliyetçiliğin her türlü versiyonunu görmeniz mümkündür. Aksi şekilde bu yapıldığında tam tersi tepkiyi aynı mecradan yine görmeniz mümkündür. Son örnek bunun delilidir. Tıpkı CHP gibi, hem liberal, hem demokratik, hem de ulusçu olunca fili tuttuğunuz yerden tarif eder ve bunda ısrar edersiniz.  Irkçı söylem nedir ne değildir? Ezilen ulus milliyetçiliğine hiç mi yer yok? HDP’li Türkler ne olacak? Türkiyelileşmede işin suyu mu çıktı? Eşbaşkanlık neydi? sorularından “HDP’nin başına bir Fransız gelsin” lere kadar uzayan bir seviyeden bahsediyoruz. Mesele ırkçılık olunca kopan fırtınanın gücünü anlamak mümkün. Bir partinin varlık zemininde verilen tepkiler ile verilmeyen tepkilerin (siz onu kabul edilmiş diye okuyun) karşılaştırmasına gittiğimizde orada kuşatılmış Kürt emekçileri dışında bir şey görmeyeceğiz.

Hasip Kaplan kötü de Altan Tan iyi mi mesela?

Nerde o kopan fırtına nerde o “renklerimize sahip çıkıyoruz” lar… Hasip Kaplan ırkçılık yaparken, Altan Tan, imam nikahını alkışlıyordu. Başka bir parlamenterin ise partisine en büyük eleştirisi oruç tutmayan HDP’li vekiller idi ve bunun için meclis de bir basın toplantısı dahi yapmıştı.

Gericiliğe yol verdiğinizde ırkçılığa karşı daha çaresiz kalırsınız bu kadar basittir.

Düzen partisi demek kolay da, düzene karşı durmak neden zor?

Zor elbette. Sırrı Süreyya’nın Hasip Kaplan’a verdiği cevap bir çoklarının içindeki yağları eritmiş olabilir. Ama bu savurmada Kaplan’a düzen partileri ile HDP’yi bir birine karıştırma eleştirisi yapılırken, düzen siyaseti ile barışı, kardeşliği, eşitliği, özgürlüğü birbirine karıştırıp barıştırma hamlesi yapanların hiç mi sorumluluğu yok? İşte o yüzden zor…

Irkçılık kötü de liberallik iyi mi yani?

AB’cilik, ABD’cilik, zayıf emekçi söylemlerinin üzerine kurulmuş bir piyasacılık, demokrasicilik ve daha niceleri…

Aslolarak ödenen bedel de budur. Kürt siyaseti liberaldir ve liberalliğin içinde gericilik ve milliyetçilik her zaman olacaktır.

Kuşatılmışlık dedim biraz önce, Kürt emekçileri ve ülkede yaşayan tüm emekçiler için kuşatılmışlığın tarifi budur.

Bu kuşatma ise mutlaka ama mutlaka kırılacaktır.

Yukarı