Sosyalist Kültür

Amerika katil katil: Hâlâ katil, hep katil

Aşıklık ya da ozanlık geleneğinin yüzlerce yıllık bir geçmişi var…

Aşıklık ya da ozanlık geleneğinin yüzlerce yıllık bir geçmişi var. Âşıklar içinde yaşadıkları toplumun sevinçlerini, acılarını, sevdalarını, üzüntülerini, yaşam pratiklerini bazen sadece sözle, bazen sazla ve sözle anlatmış ve anlatırken de halkın berrak, günlük dilini kullanmıştır. Bu geleneğin yüzlerce yıldır devam edebilmesinin ana nedeni de bu olsa gerektir.

Âşıklık geleneği, bunlarla birlikte, toplumdaki değişimlerden, alt üst oluşlardan da etkilenir ve halkın yaşadığı sıkışmaları, baskıyı, ezilmişliği de, kendisine konu eder. Dilden dile dolaşan, sözlü kültürün önemli bir bölümünü oluşturan ve anonimleşen âşık kültürü ürünlerinin çoğunda hoşnutsuzluk, kabul etmeme, hiciv ve mizah görülse de bunlar isyan etmeye, meydan okumaya dönüşmez. Şüphesiz bunun Pir Sultan Abdal gibi, Dadaloğlu gibi istisnaları da vardır.

Bu kültürün daha politik ve devrimci bir kimliğe bürünmesiyse daha yakın zamanlara, düzen karşıtı politik mücadelenin toplumsal alanda daha etkili olduğu dönemlere denk düşer. Âşık Mahzuni Şerif bu geleneğin politikleşmiş halinin en tanınmış isimlerinden birisidir. Kendi pozisyonunu şu şekilde açıklar Mahzuni Şerif: “O güne kadar halk ozanlığı sürekli olarak istismar edilmişti. Halk şiiri geleneği, gül, bülbül, çiçek edebiyatı ile uyutma perhizi olarak kullanılmıştı. İlk amacım bugüne kadar süre gelen bu kalıpları kırıp, yıkmak oldu. (Şiirlerimde) olaylardan ve halk yaşamından aldığım gerçekleri konu olarak işledim.” Bunun bir karar ve kopuş olduğu açık, fakat Mahzuni’nin bu kopuşu günlük olaylara daralmış ve halkın gerçek sorunlarından uzaklaşan gelenekten bir kopuş olmuş, âşık geleneğinin diğer yüzünden isimleri kendisine örnek almaya devam etmiştir ve özellikle Pir Sultan Abdal, Davud Sulari ve Aşık Veysel’in kendisini etkilediğini belirtmiştir.

Mahzuni Şerif’in Amerika Katil başlıklı eseri 1980’li yıllara kadar en çok bilinen ve söylenen ABD karşıtı eserlerden biri, belki de birincisidir. Âşık geleneğinin yapısında bulunan kimi özellikler nedeniyle bu eserin tam ne zaman söylendiğini, beste ve güftesinin tam halini bilemiyoruz. Çünkü, bir ozan (veya âşık) söyleyeceği sözleri ya da çalacağı besteyi her seferinde yeniden söyler ve çalar, her seferinde yeniden yorumlar. Ortaya çıkan ürün bazen uzun zamana yayılmış birikimlerin bir sonucuyken, bazen de anlık bir tepkinin ürünü olabilir. Amerika Katil eseri de bu özelliklerden azade olmamış, her seferinde yeniden söylenmiş ve her seferinde yeniden çalınmıştır. O nedenle eserin sözleriyle ilgili ulaşılan bilgilerde farklılıklar bulunmakta, ama ana gövde sabit durmaktadır.

Mahzuni’nin hem kendi kişisel gelişiminin hem de eserlerinin 1950’li yıllar ve sonrasında dünyada ve ülkede yaşanan gelişmelerle doğrudan bir ilişkisi vardır. Demokrat Parti zamanında ülkeye iyice yerleşen ABD ve bunun yarattığı tahribat, uluslararası alanda soğuk savaşın ortaya çıkardığı gerilim ve emperyalist saldırganlık toplumu etkilemekte ve buna karşı bir tepki de oluşmaktadır. Özellikle 1960’lı yıllar toplumsal tepkinin hızlı bir şekilde büyüdüğü, işçileştiği ve sosyalizme yöneldiği yıllardır. Dönemin Türkiye İşçi Partisi’nin varlığı özellikle önemlidir ve TİP işçiler, öğrenciler dışında çok sayıda aydını ve Mahzuni gibi halk ozanlarını da etrafında toplayabilmiş ve etkileyebilmiştir.

Bu dönem Türkiye’nin içine sokulduğu girdap, Kore’ye asker gönderilmesi, NATO’ya girilmesi, ülke topraklarının ABD üslerine açılması, ABD 6.Filosu’nun Türkiye’ye gelişlerinde yaşananlar, ABD’nin dünya ölçeğinde başlattığı saldırılar ve özel olarak Vietnam Savaşı tüm sanatçıların ve aydınların gündeminde olmuştur. Mahzuni Şerif’in Amerika Katil diye seslenmeye başlaması da bu döneme dairdir. Eser sadece basit bir ABD karşıtlığı içermez, aynı zamanda çok uzaklardaki halklarla dayanışma sergiler ve emperyalizmin kanlı icraatlarına işaret eder.

Söylendiği ilk andan itibaren hızla yayılan Amerika Katil eseri, yıllarca emekçilerin dilinde öfkenin, direnişin, baskıya boyun eğmenin türkülerinden biri olmuştur. 12 Eylül sonrası yok edilmeye, unutturulmaya çalışılan eserlerden olan Amerika Katil türküsü ABD saldırganlığının ülkemizi ve bölgemizi bir kan gölüne çevirdiği bu günlerde tekrar kendine bir yol bulmuş ve herkesin bildiği gerçeği yüksek sesle haykırmaya tekrar başlamıştır. Sade ve net… Tıpkı Mahzuni’nin yıllar önce bir konserinde söylediği şu sözler gibi:

“Bu kendisini uygar gösteren düzenin Ortadoğu’da başka şeyler aradığını yıllar evvel söylemiştim. İnanmamıştınız… Getirdi çattı başımıza bu mendeburu gördün mü allah? Şimdi, bazen tenkit alırım, denir ki, Anadolu’da turnelerimde de derler, ‘Ya Mahzuni sen Anadolu halk ozanısın, sen Vietnam’ı niye kayırıp duruyorsun? Vietnam nere, Anadolu nere?’ Haklılar, ben bir şey demiyorum. Peki, benim Vietnam babamın oğlu değil amma, Kore babamın oğlu muydu da, Türkiye nere Kore nere, Kore’ye gönderildim?

Amerika Katil

Defol git benim yurdumdan

Amerika katil katil

Yıllardır bizi bitirdin

Amerika katil katil

Su diye yutturur buzu

Katil düştük kuzu kuzu

Dünyanın en namussuzu

Amerika katil katil

Devleti devlete çatar

İt gibi pusuda yatar

Kan döktürür silah satar

Amerika katil katil

Japonya’yı yiyen velet

Dünyadaki tek nedamet

İki yüzlü kahpe millet

Amerika katil katil

İnsanın alçak sarısı

Küstü dünyanın yarısı

Vietnam’ın pis karısı

Amerika katil katil

Bunca milletlere yazık

Sömürülmüş bağrı ezik

Seni sevenin kanı bozuk

Amerika katil katil

Mahzuni der Türk milleti

Çıksın gitsin elin iti

Demedim mi bu bunlar kötü

Amerika katil katil

Yukarı