emperyalizme karşı mücadele konferansı
Medya

Akit yazarı büyük oyunu gördü: Ey sporcu Müslüman tehlikenin farkında mısın

Akit yazarı Ahmet Gülümseyen, Uzakdoğu dövüş sporlarının ritüellerinin İslama aykırı olduğunu söyleyip “Ey sporcu Müslüman tehlikenin farkında mısın” dedi.

Akit yazarı Ahmet Gülümseyen, Uzakdoğu dövüş sporlarının ritüellerinin İslama aykırı olduğunu söyleyip “Ey sporcu Müslüman tehlikenin farkında mısın” dedi.

Gülümseyen “Bilhassa Uzakdoğu sporları olarak bilinen dövüş sporları, müsabakanın başındaki seremonide, sporcuların hem birbirlerini hem de hakem ve seyircileri ibadet rükunlarından olan ‘Kıyam’, ‘Rüku’ ve “Secde” şeklinde kemal-i tâzim ile eğilerek selamlama (Tachi Rei; Za Rei) şekli bir Müslüman için uygun olmayan bir selamlama şeklidir. ‘Buda’ya dua ederlerken kullanılan bu hareket sporculara zorunlu tutuluyor. Biz nasıl ‘Selamun Aleyküm’ diyorsak onların da dini selamlamaları bu salonlarda bizim sporcularımıza mecburi yaptırılıyor.” dedi.

İşte o yazı:

Ritüel, uygulamalarda alışkanlık haline gelen hafızalardır. Dini, mesleki, politik, yasal gibi, ritüellerin birçok çeşidine rastlamak mümkün. ‘Spor ile ritüellerin ne bağlantısı olabilir?’ sorusuna karşılık ararken, doğru bildiğimiz yanlışlara rastladığımızda, mübarek Cuma günkü yazılarımızda bu konuyu taşımadan edemedik. Tıpkı bayan güreşi rezaleti, tıpkı Nike’nin sporcular için başörtüsü ürünü üretme projesi gibi. Vücudunun tüm hatlarını, giydiği kıyafetle sergileme durumuna gelen bir sporcunun başını kapatma ihtiyacı, hangi içgüdüsel davranış sonucu ve ne derece doğru? Ve bunu fırsata, ticarete dönüşmek, rant peşinde olanlar. ‘Haramın azı da çoğu da bir…’ hassasiyetinden hareketle, spor aracılığıyla nasıl bir ‘etkileşim’ içinde olduğunu görmek mümkün. Özellikle Uzakdoğu sporları olarak tanımlanan branşlarının ‘bazılarında’, dini ritüellerin devam ettirilme ısrarcılığı, genç, saf, temiz beyinlere şüphe düşürme açısından kaygı verici. ‘Hak yoldan ayrılan, şeytanla dost olmaya aday’ gerçeğiyle hareketle, bu düşünce yapısını oluşmaması için, problemin kaynağının ne olduğu bulunarak, gerekli ‘neşterin’ vurulması kaçınılmaz. Doğruya ulaşmanın ne kestirme ve kesin sonucu, söz hakkını konunun uzmanına bırakmak. Uzakdoğu sporlarındaki dini ritüelleri, kendi branşında uzman olan Ali Akbulut hocamızla paylaştık. Akbulut’un “İslam dini açısından bir ‘beden ve ruh eğitimi tekniği’ olarak sporlarla uğraşmak uygun görülmüş hatta övülmüştür. Yüzmeyi, cirit atmayı, koşuyu her Müslümana tavsiye eden Peygamberimiz, başka tanrılara secde ettirilen bir sporu tavsiye etmiş olabilir mi?” sorusuyla aradığımız Uzakdoğu Sporlarındaki dini ritüelleri ağırlıklı sohbetimizi, satır başlıklarıyla siz değerli okuyucularımızla paylaşmak istiyoruz;

EY SPORCU MÜSLÜMAN, TEHLİKENİN FARKINDA MISIN?

‘14 yaşından beri sporun içerisindeyim. 1996 yılından itibaren kendi geliştirdiğimiz VASEKA yöntemi ile Uzakdoğu sporlarını İslami hale getirmeye çalışıyoruz. Burada önemli olan bu dînî ve felsefî unsurlardan hangilerinin bizim dinimize ve kültürümüze uygun olup olmadıklarının belirlenmesidir. Örneğin; Aikido’da olduğu gibi sporcuların birbirlerine karşı secdeye benzer bir ritüeli yerine getirmelerinin İslam Dini açısından doğru olduğunu söylemek mümkün değildir.”

‘RÛKU’ VE ‘SECDE’ ŞEKLİNDE SELÂMLAMA

“Bilhassa Uzakdoğu sporları olarak bilinen dövüş sporları, müsabakanın başındaki seremonide, sporcuların hem birbirlerini hem de hakem ve seyircileri ibadet rükunlarından olan “Kıyam”, “Rüku” ve “Secde” şeklinde kemal-i tâzim ile eğilerek selamlama (Tachi Rei; Za Rei) şekli bir Müslüman için uygun olmayan bir selamlama şeklidir. ‘Buda’ya dua ederlerken kullanılan bu hareket sporculara zorunlu tutuluyor. Biz nasıl ‘Selamun Aleyküm’ diyorsak onların da dini selamlamaları bu salonlarda bizim sporcularımıza mecburi yaptırılıyor.”

PARA KAZANAMAYIZ KAYGISI ETKİLİ OLUYOR

“Bu sembolleri değiştirin diyoruz; para kazanamayız, kimse gelmez kaygısı yaşanıyor. İşte bu noktada yapılması gereken beden ve ruh eğitimi ile ilgili bir teknik olarak bu sporların alınması, ancak İslam inancına, kültürüne ve felsefesine aykırı olan dini ve felsefi yönlerinin İslam anlayışına uyarlanmasıdır. Erkeklerin şort boylarının uzaması gerekiyor. Kızlarımızın vücut hatlarının belli olmaması gerekiyor. Keşke bu noktalarda seslerini yükseltebilse federasyonlarımız. Dışarda kızına sarılan bir adama kızan baba, kızının ödül aldığı şampiyonluk töreninde bu sahneyi ayakta alkışlıyor. Spor bizim için elbette çok önemli. Ancak dinimizin emir ve yasaklarına ters düşmeyen (tesettür, şirk selamlaşma, yüze vurma, kumar, ibadetlere -namaz, oruç gibi- engel olmama ve kumara sebep olmadıkça) bütün spor çeşitlerinin İslami olduğunu unutmamamız gerekiyor… İslam’a uygun bir spor için, bütün insanlarımızın bilinçlenmesi gerekiyor. Salonlarda başka dinlere ait semboller varsa bunu oradaki yetkililere söyleyip, hassasiyet geliştirmeliyiz. ‘Burada Ying yang var, selamlaşmalar dini ritüeller taşıyor, ben neden çocuğa Allah’tan başkasına secde ettireyim. Burada bir Kore bayrağı var. Ben çocuğuma bu bayrağa selam verdirtmem hocam’ dememiz gerekiyor…”

Yukarı