Kültür Sanat

2 bin 700 yıllık antik kent bulundu

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Tarih Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Reyhan Körpe başkanlığındaki 8 kişilik kazı ekibinin 3 yıl süren araştırmaları sonucu 2 bin 700 yıllık “Limnai” antik kentini bularak, gün yüzüne çıkardı.

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Tarih Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Reyhan Körpe başkanlığındaki 8 kişilik kazı ekibinin 3 yıl süren araştırmaları sonucu 2 bin 700 yıllık “Limnai” antik kentini bularak, gün yüzüne çıkardı.

Doç. Dr. Reyhan Körpe başkanlığındaki kazı ekibi, 2018 yüzey araştırmaları kapmasında geçmişi milattan önce 7. yüzyıla dayanan “Limnai” antik kentini keşfetti. Tarihte İonia göçmeleri tarafından kurulan antik kent, Roma dönemine kadar varlığını sürdürdü. Döneminde Gelibolu Yarımadası’nın en zengin kentlerinden biri olan “Limnai”nin çeşitli sebeplerle terk edilmesinden sonra kayboldu.

ANAFARTALAR OVASI’NDA SANILIYORDU

Varlığı bilinen ama yeri tespit edilemeyen bu kent, şimdiye kadar Anafartalar Ovası’nda sanılıyordu. Doç. Dr. Reyhan Körpe, 2015’te “Limnai” antik kentini bulmak için çalışmalar yapmış, fakat bir sonuç elde edememişti. 2018 yılında Körpe ve ekibi öncülüğünde yürütülen yüzey araştırmaları kapsamında, Beşyol Ovası’nda antik kente ait kalıntılar buldu.

“TESPİT ETMEK KAZIDAN DAHA ÖNEMLİ”

28 yıllık Arkeolog Doç. Dr. Reyhan Körpe, buldukları antik kent ile akalı olarak yer altı kazılarına başladıklarında güzel sonuçlar alacaklarını belirterek kazılar yapıldıktan sonra toprak altından asıl yerleşime ait kalıntıların çıkartılacağını söyledi.

Körpe, “Antik yerleşim aslında tepenin yamacında ve tamamen toprak altında bulunuyor. Yüzeyde herhangi bir duvar kalıntısı ve sur duvarı yok. Biz bu yerleşimleri antik kaynakların bilgilerinden yola çıkarak araştırıyoruz. Yerleşim olabilecek bütün tepe ve yamaçları tarla tarla yürüyerek inceliyoruz. Sonuçta yüzeyde bulduğumuz antik çanak çömlek parçalarının yoğunluğuna ve dağılımına bakarak, ayrıca tecrübemizi de kullanarak antik kentin bulunduğu yeri lokalize edebiliyoruz. Aslında bu antik kalıntıları arazide tespit etmek kazı yapmaktan çok daha önemli. Çünkü bu kentler lokalize edilmediği sürece tahribata açık durumda kalıyorlar” şeklinde konuştu.

Yukarı