Medya

Türk Telekom'un batırılmasını izledi, devletin '2 numara'sı oldu

Türk Telekom’un kredi borçlarını ödeyemez duruma getirilip bankalar tarafından yönetimine el koyulduğu süreçte şirketin yönetiminde bulunan Fuat Oktay şimdi “Başkan Yardımcısı” yapıldı…

Türk Telekom’un yüzde 55’lik hissesine sahip Otaş’ın (Hariri ailesinin Türkiye’de kurduğu Ojer Telekomünikasyon AŞ)  kredi borçlarını ödeyememesinden dolayı bankaların ‘Özel Amaçlı Kurum’ – SPV yoluyla şirket yönetimini devralacağı bildirilmişti. Bu kapsamda Türkiye İş Bankası, Garanti Bankası ve Akbank tarafından Kamuyu Aydınlatma Platformu’na (KAP) “OTAŞ’ın borçlarının yeniden yapılandırılmasına ilişkin mutabakat” başlıklı açıklama yapılmış ve söz konusu bilgi doğrulanmıştı.

AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın “Başkan Yardımcısı” olarak görevlendirdiği Fuat Oktay ise son olarak Türk Hava Yolları Teknik A.Ş. yönetim kurulu üyeliği  ile birlikte  Türk Telekom A.Ş.’ın da yönetim kurulu başkan yardımcılığı görevlerini sürdürüyordu.

Sözcü gazetesi yazarı Necati Doğru, bugünkü yazısında Fuat Oktay’a “Türk Telekom, kötü yönetilirken ve Türkiye soyulurken kendisi ne yaptı?” sorusunu yöneltti.

Necati Doğru, yazısında “Bizim gazete 10 sütun üzerinden tam sayfa büyük haber yaptı. Gözler görsün, kulaklar işitsin, vicdanlar uyansın istedi. Gazetemizin yazarları Emin Çölaşan, Murat Muratoğlu, Emin Özgönül’ün daha önce yazdıkları yazıları da ‘belge olsun’ diye tekrar yayınladı. Soygun büyüktü. Milli şirket soyulmuştu. Soyguna Türkiye’nin bankalarından alınan çok yüksek miktarda kredi de alet edilmişti. Bu para da son tahlilde Türk halkının bankaya yatırdığı milli tasarrufuydu. Milli tasarruf da çaldırılmıştı” ifadelerini kullandı.

“ISTAKOZUN İÇİ YENİLMİŞ KABUĞU BIRAKILMIŞTI”

“En korkunç kör! Görmek istemeyendir. En korkunç sağır! Duymak istemeyendir. En vicdansız! Vicdanı uyanmayandır. Türk Telekom, en korkunç körlük, en korkunç sağırlık ve en büyük vicdansızlık kara örtüsünün altına alınmıştı” diyen Necati Doğru, Türk Telekom’un başına gelenleri şöyle özetledi:

“Milli ve yerli şirketin yüzde 55 hissesi 2005 yılında; bu iktidar döneminde 6.5 milyar dolara Lübnanlı Hariri Ailesi’ne satılmıştı. Satışın adı özelleştirmeydi.

Lübnanlı Aile, bu parayı dışardan getirip Türk devletine ödemesi gerekirken, Türk bankalarından 4.7 milyar dolar yüklü kredi istedi. Kredi verildi. Lübnanlı, Türk’ün parasıyla Türk Telekom’u aldı. Türk Telekom’un arsaları, binaları, stokları, tahsil edilmemiş alacakları vardı. Lübnanlı, arsaları, binaları, stokları, ne var, yok sattı, ödenmeyen faturaları tahsil etti, telefon hizmetlerinin fiyatlarını artırdı, alt yapıyı ise geliştirmeden öyle bıraktı. Yıl sonlarında kâr payı dağıtım kararlarıyla kazandığını (Türk bankalarından aldığı kredi dahil) yurtdışına götürdü. Götürdüğünün 6 milyar doların çok üstünde olduğu hesabı yapılıyor. 9 yılın sonunda; ‘Bankalardan çektiğim 4.7 milyar dolar krediyi ödeyemiyorum’ deyip hisseleri bıraktı çekip gitti. Istakozun içi yenilmiş. Kabuğu bırakılmıştı. Devlet şirketi soyuldu. Türk Telekom’dan hisse senedi alıp ortak olan küçük yatırımcının da hakkı sömürüldü.”

“TÜRKİYE SOYULURKEN KENDİSİ NE YAPTI?”

Necati Doğru, “Bütün bunlar olurken; şirketin kötü niyetli yönetilmesini önlesin, soygun varsa durdursun, küçük pay sahibinin hakkını korusun diye görevlendirilmiş olan Bağımsız Yönetim Kurulu üyesi vardı” diyerek Fuat Oktay’a işaret edip yazısını şöyle sonlandırdı:

“Bu üyenin adı Fuat Oktay’dı. Kendisi şu anda yeni yönetimde Başkan Tayyip Erdoğan’ın yardımcısı yapıldı. Yani 1 numaralı bürokrat. Başbakanlık kaldırıldı ama bugünün Başbakanı Fuat Oktay oldu.

Söylesin bize! Türk Telekom, kötü yönetilirken ve Türkiye soyulurken kendisi ne yaptı? Görevi soygunu önlemekti, sorumlu yöneticiydi.”

Yukarı