Pusula

PUSULA | Sivas katliamı: AKP’nin ayak sesleri

Üzerinden 25 yıl geçen Sivas katliamı bugün içinde yaşadığımız karanlık tablonun nasıl şekillendiğini göstermesi açısından Cumhuriyet tarihinin en kritik olaylarından biri olarak tarih sahnesinde yerini aldı…

Alev Doğan

Üzerinden 25 yıl geçen Sivas katliamı bugün içinde yaşadığımız karanlık tablonun nasıl şekillendiğini göstermesi açısından Cumhuriyet tarihinin en kritik olaylarından biri olarak tarih sahnesinde yerini aldı. Tek başına bu katliam bile ABD-Sermaye sınıfı-Cemaat ittirmeleri ile aslında bir koalisyon hükümeti olan AKP’ye Cumhuriyet’in dibine dinamit döşemesi için kimlerin yardım ve yataklık ettiğini göstermekte. Bize bugün “demokrasi savaşçısı” olarak pazarlanan isimlerin, o dönem bu katliam konusunda nasıl tavır aldıklarını, 33 aydınımızın yaşamını yitirmesinde nasıl sorumlulukları olduğunu hala hatırlıyoruz. Zira mesele kesif bir kâbusu unutmamakta değil tek başına, o kâbusu yaratan zemini sürekli hatırlamakta ve hatırlatmakta…

Siyasal İslamcıların karakteristik bir özelliğidir pazarlık noktalarını hep en uçlardan açmak, ama asla doğrudan ne istediklerine ilişkin en ufak bir renk vermeden. Bu yüzdendir ki; türban meselesini özgürlük olarak pazarlarken kapı arkasında toplumun her dokusunu gericilik ile nasıl boğacağı hesapları ile kafaları meşgul bir siyasi hareketin “icraatları” içerisinde Sivas gibi katliamlardan, mağduriyet edebiyatlarına geniş bir yelpaze vardır.

Gelelim Sivas katliamına…

Ortaçağ karanlığına rahmet okutacak bu vahşetin, yalnızca kudurmuş habis bir kitle tarafından gerçekleştirildiğine inanmak çocuksu bir saflık olabilir ancak. “Sivas’ta yakanlar memleketi satanlar” sloganının ne kadar gerçek bir tarif olduğunu atlarsak ne yazık Sivas’ı da arkamızda bırakmış oluruz.

Aralarında en yaşlısının 66 yaşındaki Asım Bezirci, en gencinin ise folklor gösterisi için Sivas’a giden 12 yaşındaki Koray Kaya olduğu 33 kişinin katli davasının zaman aşımına uğramasına ilişkin tek başına dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Milletimiz için, ülkemiz için hayırlı olsun” açıklaması bile aslında meselenin özünü açıklamaya yeter. Ama biz bununla yetinmeyeceğiz.

Sivas Katliamı’nın 25’inci yıldönümünde yapılacak olan anma için Sivas Valisi Davut Gül’le görüşen heyette yer alan Özgür Kaplan’ın, Vali’nin kendilerine, “Cumhurbaşkanı ya da hükümet aleyhine slogan atılırsa anmaya müdahale ederiz” uyarısında bulunduğunu belirtmesi, bir “önlemden” çok bir tehdit aslında.

Nasıl olmasın? Bu katliamın birinci dereceden sorumluları oldukları için bu tehdit.

Sanık avukatları

Celal Mümtaz Akıncı – AKP oylarıyla Anayasa Mahkemesi üyesi, Hayati Yazıcı Bakan, Haydar Kemal Kurt – AKP Isparta Milletvekili, Zeyid Aslan – AKP Tokat Milletvekili, Erdoğan’ın eski avukatı, Hüsnü Tuna – AKP Konya Milletvekili, Burhanettin Çoban – Afyonkarahisar AKP’li Belediye Başkanı, Faik Işık – Başbakan Erdoğan’ın ve Süleyman Mercümek’in avukatı, İbrahim Hakkı Aşkar – 22. Dönem AKP Afyon Milletvekili, M. Ali Bulut – AKP Maraş Milletvekili, Bülent Tüfekçi – Bakan, Halil Ürün – RP kayıp trilyon davası sanığı, AKP Afyon Milletvekili, Mevlüt Uysal – AKP İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı, Nevzat Er – Eski AKP Eminönü Belediye Başkanı, Suat Altınsoy – Eski AKP Konya İl Başkanı Yardımcısı, Tayfun Karali – İstanbul Büyükşehir Belediyesi Darülaceze Müdürü, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Zabıta Daire Başkanı, Ferruh Aslan – İstanbul Büyükşehir Belediyesi Basın Yayın Müdürü, İbrahim Kök – AKP Elazığ Milletvekili Aday Adayı, Ali Aşlık – Eski AKP İzmir İl Başkanı ve 24. dönem milletvekili, Bedrettin İskender – AKP Ümraniye Belediye Başkan adayı, Ekrem Bedir – Sakarya AKP Hendek Belediye Meclis Üyesi, Faruk Gökkuş – AKP Kâğıthane İlçe Başkanı, Hasan Hüseyin Pulan – AKP İstanbul İl Disiplin Kurulu üyesi, Hurşit Bıyık – AKP Trabzon İl Başkan Yardımcısı, Reşat Yazak – Anadolu Ajansı Yönetim Kurulu Üyesi.

Bu saydığımız listedeki isimlerin hepsinin çakışan iki ortak noktası var; ilki Sivas katliamı sanıklarının avukatları olmaları bir diğeri ise AKP’li olmaları.

Gericilik göstere göstere geliyor

12 Eylül darbesi nasıl AKP’yi yarattıysa, Sivas katliamı da AKP’nin ayak seslerinin göstere göstere duyulduğunun somut kanıtı idi. Yalnızca bugünün AKP kadrolarını oluşturanların değil, Tansu Çiller’inden Süleyman Demirel’ine merkez sağın tüm kıdemli isimlerini aklamak için birbiriyle yarışa girdiği bir vahşetti. Bugün “bilge başkan” diye pazarlanan Temel Karamollaoğlu’nun habis kitleyi “gazanız mübarek olsun” diye galeyana getirdiğini de unutmamak gerek.

Sivas katliamı ile beraber, irticai faaliyetlerin, Hizbullah hücre evlerinin, gerici örgütlenmelerin, yalnızca Gülen Cemaati değil irili ufaklı onlarca tarikatın elini kolunu sallaya sallaya faaliyet gösterdiği bir ülke haline geldi Türkiye.

Kendinden olmayan herkesi mürted ilan eden bu tekfirci anlayışın baba ocağı olan İhvan’ın Türkiye’de kimler tarafından hararetle savunulduğunu biliyoruz. Bu ideolojik kardeşliğin bir nişanı olarak da Suriye’yi kana bulayan cihatçı çetelerin bugün nasıl beslendiğini de.

“Sivas’ın ateşi sönmüyor”dan kastımız budur. Başka bir tonda karşımıza sürekli ve sürekli olarak tekrar daha da vahşileşerek çıkmaktadır bu çıban.

Sivas’ın ateşi nasıl söner?

Başta söyledik; eğer Sivas’ı unutmadığınızı iddia ediyorsanız bu iddianın gereklerini de yerine getirmeniz gerek. Düşünce eylemin ön koşulu ise, her eyleminizin o düşünce ile bağlandığını, birbirine karşı sorumlu olduğunu bilmeniz gerek.

Şeyh Said denen İngiliz işbirlikçisi bir cumhuriyet düşmanı ile Sivas’ı yan yana anamazsınız örneğin ya da tasdikli gerici Temel Karamollaoğlu’nun başkanlık yarışına dahil olması için imza veremezsiniz; “Solcular ve Aleviler Başbağlar katliamı ile yüzleşmelidir” diyen Hüda Kaya’nın peşinde ilericilik mücadelesi veremezsiniz mesela…

Sonuç yerine

1993 yılında, geçtiğimiz seçimlerde CHP’nin ittifak yaptığı gerici Saadet Partisi’nin Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu ile o dönemlerde yakılarak öldürülmeye çalışılan Türkiye’nin önemli aydınlarından Aziz Nesin’in arasındaki tartışma her şeyi özetliyor aslında. Aziz Nesin daha o günlerde gericiliğin devleti ele geçirmek için adım adım örgütlendiğini ve seçim yoluyla olmazsa askeriye ile harekete geçeceği konusunda uyarmış ve eklemişti “Türkiye’nin aydınları uyanmalı” diye.

Bize düşen de Nesin’in dediklerini hatırlamak, hatırlatmak ama mutlaka buna karşı mücadele ederek ve Sivas’ta yakanların, memleketi satanlar olduğunu bilerek…

PUSULA’NIN DİĞER YAZILARI

PUSULA 1 – İrtica bitti mi?: Dünün irticai ayaklanmaları üzerinden bugüne bakmak

PUSULA 3 – AKP gericiliği ile Kürt gericiliğini ortak paydada buluşturan Şeyh Said ayaklanması

Yukarı