Pusula

PUSULA | 24 Haziran’ın bir başka yüzü: Millet İttifakı çökerken kazanan yine sağ oldu

24 Haziran seçimleri ülkemiz tarihinde sağın sağ ile yarıştığı ve tüm parametrelerin bunlar üzerinden şekillendiği bir seçim olarak yerini aldı…

NEŞE DENİZ BABACAN

24 Haziran seçimleri ülkemiz tarihinde sağın sağ ile yarıştığı ve tüm parametrelerin bunlar üzerinden şekillendiği bir seçim olarak yerini aldı. AKP ve MHP ittifakına karşı CHP’nin biri şeriatçı, diğeri faşist karakteri olan iki parti ile yaptığı Millet İttifakı seçimlerde büyük bir çöküş yaşarken, CHP sağcıları TBMM’ye sokan bir düzen partisi karakteri sergiledi.

Millet ittifakının oluşum sürecini ele alırken Türkiye’de iç siyasetteki bazı parametreleri öncelikle ele almak gerekmektedir. Öncelikle bunlara dair bazı notları ifade edelim.

1-) Hatırlanacağı üzere 2011 yılında yapılan seçimler ve sonuçları Türkiye açısından bir dönüm noktası olmuş, FETÖ ve liberaller ile ittifak içinde bulunan AKP iktidarı, Türkiye’de İkinci Cumhuriyet adını verdiğimiz pencerenin kanatlarını sonuna kadar açmıştı.

2-) Bu durum aynı zamanda, ilerleyen dönemlerde yaşanacak rejim değişikliğinin belirteci ya da öncülü olma karakterini taşımaktaydı. İkinci Cumhuriyet adını verdiğimiz ve bugünkü rejim değişikliğinin karakterize eden şekillenme, 2011 öncesinde Türkiye’deki temel bazı başlıkların tasfiyesi konusunda önemli bir mesafe kaydetmiştir. 2011 sonrasında da emperyalizm ile ilişkiler, özelleştirmeler ve özellikle laikliğin tasfiyesi bağlamında bir dizi adım atıldı.

3-) AKP iktidarının liberaller ve FETÖ ile yollarının ayrılması sonrasında, İslamcıların sert bir şekilde karşı karşıya gelişleri ülkemiz tarihinde başarısızlıkla sonuçlanan 15 Temmuz darbe girişimine yol açtı. Sonucundan bağımsız olarak 15 Temmuz sonrası dönem Türkiye’deki rejim değişikliği sürecinin dinamiklerini hızlandığı bir döneme denk düşmüştür.

4-) 1923 Cumhuriyeti’nin tasfiyesi ve Kemalistlerin iktidardan uzaklaştırılması süreçlerini FETÖ ve liberaller ile hayata geçiren AKP iktidarı 15 Temmuz öncesi ve sonrası dönemde emperyalizm ile çeşitli gerilimler yaşasa da, gelinen noktada çeşitli dengelere oynayan AKP iktidarının liberaller ve FETÖ’nün kenara çekildiği bir dönemde emperyalizmin çıkarları doğrultusunda bir Türkiye’yi şekillendirebileceği daha fazla görünür olmuştur.

5-) Emperyalizm ile Türkiye ya da daha saf bir ifade ile AKP iktidarı arasındaki temel gerilim noktaları Suriye politikası ve Kürt sorunu merkezli belirginleşmiş, ancak örneğin içinden geçtiğimiz günlerde bu gerilim noktaları iki ülkenin “kazan-kazan” diyebileceği şekilde yola girmiş görünmektedir. Bunun radikal anlamda tersine döneceğine dair henüz bir belirteç bulunmamaktadır.

6-) Yukarıda özet geçtiğimiz başlıklar bağlamında 24 Haziran seçimleri Türkiye’deki sermaye düzeni içerisinde burjuvazinin, sermaye devletinin ve AKP iktidarının mutabakatı ve yeni rejimin yerleşme başlıklarının çözümü açısından önem taşıdığı açıktır. Bu seçimin baskın bir karakterle yapılmasının önemli nedenlerinden biri emperyalizm ile ilişkiler, önemli sonuçlarından biri ise Türkiye’de İkinci Cumhuriyet rejiminin oturması olarak görülmelidir.

7-) Türkiye burjuvazisi tüm bu gelişmeler bağlamında sermaye iktidarının devamlılığı ve bekası açısından sistemin bütününü gözeten bir tutum içerisinde yer almış, o yüzden seçimlerin hemen ertesinde Tayyip Erdoğan ve AKP’ye kutlama mesajı gönderilmiştir. Türkiye sermaye sınıfı açısından karların düşmemesi ve krizin ötelenmesi birinci önceliktir. Aynı zamanda merkezileşme ve güçlü bir iktidar aygıtının şekillenmesi de sermaye sınıfının en önemli arayışlarından bazılarıdır. 24 Haziran seçimleri bu ihtiyaçları karşılar bir nitelikle sona ermiştir.

8 -) Bu seçim ortamında düzen muhalefetinin en önemli parçası olan CHP’nin görevi topyekün sağa kayan Türkiye burjuva siyasetinin solunu inşa etmek olmuştur. Ancak CHP’nin yaptığı ittifaklar ve seçim sürecindeki stratejisi tam boy sağcılık üzerine kurulurken, CHP merkez sağdan bile daha sağ bir noktaya yerleşmiştir. Tüm bu değerlendirmelerimizin sonucu ise pratik olarak Millet İttifakı’nda vücut bulmuştur.

Sağ stratejinin ufku nereye kadar?

Millet İttifakını oluşturan makro faktörleri ele aldık. Bununla birlikte özellikle 2017 yılında yapılan Anayasa referandumu sonrasında “Hayır” bloğunun temsilciliğine soyunan CHP bu stratejisini tamamen sağ bir eksende ördü.

Referandumun hemen öncesinde başlayarak sonrasında da, Necmettin Erbakan’ı anma gecelerinde boy göstermeye başlayan Kemal Kılıçdaroğlu bir yandan da şeriatçı Saadet Partisi ile görüşmelerine devam etti.

MHP’nin bölünmesi sonrasında ortaya çıkan ve faşist bir parti olan İP ile de dirsek temasına giren CHP’nin yine genel başkan düzeyinde Meral Akşener ile ittifak görüşmelerine başladığı da referandumun hemen sonrasında ortaya çıktığı hatırlanacaktır.

Bunların sonucu olarak AKP iktidarının İP’e dönük engelleme harekatına karşı çıkan ve demokrasiye kalkan olduğunu iddia eden CHP açısından Millet İttifakı’nın temelleri olgunlaştı ve seçimler öncesinde AKP ile MHP’nin sağcı Cumhur ittifakına karşı başka bir sağ koalisyon olan Millet İttifakı CHP-İP-Saadet Partisi arasında şekillendi. Abdullah Gül’ü başkanlık adayı göstermek üzerine şekillenen bu ittifak aday konusunda aradığını bulamayınca CHP sol görünümlü bir sağcı olan Muharrem İnce’ye döndü. Sivas katliamından hatırlanan Temel Karamollaoğlu’na adaylık için imza desteği verildi.

Dolayısıyla bu noktada, CHP ve Millet İttifakı’nın gerek programatik olarak, gerek içindeki özneler itibariyle, gerekse seçim söylemleri açısında ufkunun sağcılık ile sınırlı olduğunu ifade etmek gerekiyor. Bununla birlikte bugün muhalefet cephesinde görünen Saadet Partisi’nin AKP’nin atası, İP’in ise MHP ile arasında hiçbir fark olmadığını unutmamak önem taşımaktadır.

Sağcılar Meclis’e

Millet İttifakı’nın sağ bir temel üzerine şekillendiği ve Meclis’e sağcı milletvekillerinin girmesini sağladığı ise bu seçimlerin en önemli başlıklarından biri olarak gündeme gelmiştir. AKP ve MHP’ye karşı olduğunu söyleyen Millet İttifakı aracılığı ile faşist İP, Saadet Partisi, AKP kurucusu Abdüllatif Şener, İlhan Kesici gibi sağın geleneksel isimleri Meclis’e girmiş bulunuyor.

CHP seçim stratejisi olarak AKP-MHP’nin gerici faşizan yüzüne karşı başka gerici ve faşist partiler ile hareket etme ve Meclis’te çoğunluğu yakalama stratejisi güttü. Aynı zamanda HDP’ye oy kaydırarak, HDP’nin barajı geçmesi ile birlikte düzen muhalefetinin Meclis’te çoğunluk olacağı düşünülüyordu. Bununla birlikte Cumhurbaşkanlığı seçiminin zaten kesin olarak ikinci tura kalacağı beklenen seçimler üzerinde pozitif ekti yaratacağı bekleniyordu.

Ancak bu beklentilerin büyük bir çoğunluğu hayata geçmedi ve yanlışlandı. Cumhurbaşkanlığı seçimi ilk turda sona ererken, Millet İttifakı’nın hedeflerinin önemlice bir kısmı seçimlerde ortaya çıkmadı. Ama sağcılık ve sağcıların Meclis’e taşınması görevi ise yerine getirildi.

Toplumun ve emekçilerin AKP’ye karşı öfkesini ve mücadele azmini arkasına alan Millet İttifakı’nın temel fonksiyonu, başkanlık sisteminin topluma kabul ettirilmesi için düzenlenen seçimlerde Türkiye sağının öznelerine alan açılması olmuştur.

Gelinen noktada Millet İttifakı çatlamış ve yenilmiş, CHP’nin oyları düşmüş ama ittifakın parçası olan sağcılar ise kazanmıştır. Şimdi bunların AKP iktidarı ile yan yana gelmesi, birlikte iş yapması, bakanlık ya da başkan yardımcılıkları almaları bile ihtimal dahilinde görülmelidir.

Türkiye siyasi tarihinde dersler dolu bir dönemden geçilmiş ama sosyal demokrat CHP’nin düzenin koltuk değneği olduğu gerçeği değişmemiştir.


PUSULANIN DİĞER YAZILARI

PUSULA 1 – Birleşik kaplar yasası

PUSULA 3 – Evdeki hesap çarşıda neden uymadı?: Siyaset, matematik ve HDP

PUSULA 4- Komünist Parti’nin seçim ezberi

Yukarı