Pusula 46

Marx hâlâ yaşıyor

Zafer Aksel Çekiç yazdı: Marx hâlâ yaşıyor

ZAFER AKSEL ÇEKİÇ

Karl Marx’ın 200. doğum gününde 1848’te Friedrich Engels ile birlikte yayınladıkları Komünist Manifesto’nun
giriş cümlesi hiçbir şüpheye yer bırakmayacak şekilde ilk günkü önemine tekrar kavuşuyor. Bu aynı zamanda 200.
doğum gününde Karl Marx’ın da hâlâ fikirleriyle yaşadığının en büyük göstergesi.

Komünist Manifesto’dan devam edecek olursak tarihin sınıf mücadelelerinin tarihi olduğu tespiti bugün de geçerlili-
ğini koruyan temel bir yasa olmayı sürdürüyor. Özellikle Sovyetler Birliği’nin çözülmesine giden süreçte emperyalist
kampın ideolojik saldırısının temellerini oluşturan ve çözülmenin ardından mutlak bir zafer ilan eden her türden liberal safsatanın dünyanın bugün geldiği noktayı açıklamaktaki yetersizliğinin yanı sıra çok iddialı olduğu gelecek tahayyülünün de bugün kimseye umut vermediği açık.

Marx’ın tarihi sınıf mücadeleleri ile açıklamasının karşısına sınıftan kaçışla ve tarihin sonu tezleriyle çıkan liberalizmin bugün gelinen noktada dünyanın dört bir yanında terör, savaş, açlık, yoksulluk, doğal afetler, giderek derinleşen bir eşitsizlik ve zenginin daha zengin, fakirin daha fakir olduğu bir karanlık dünyaya ulaşabilmiş olduğu gerçeği karşımızda duruyor.

SINIFA KARŞI SINIF

Marx’ın düşüncesi açısından en temel güç olan sınıf mücadeleleri fikri bugün de en keskin haliyle karşımızda.
Tıpkı Komünist Manifesto’da ifade edildiği şekliyle feodal toplumun çökmesiyle oluşan modern burjuva toplumunun
sınıf karşıtlığını ortadan kaldırmadığı gibi reel sosyalizm deneyiminin ardından yaşanan gelişmeler de esasında sınıf
karşıtlığını ortadan kaldırmadı.

Sosyalizm mücadelesinin ve Marksist düşünün tüm kirletilme çabalarına karşın kapitalizmin gelişimiyle işçi sınıfı kompozisyonunda değişiklikler olsa bile özünün aynı kaldığı, sosyalist dünya sisteminin etkisiyle verilen tavizlerle
patronların işçileri ezme koşullarında yeni yöntemler ortaya çıkmayı sürdürse de sömürünün özünde aynı kaldığı
ve teknolojinin gelişimine paralel yeni mücadele biçimleri gelmiş olsa da esasın değişmediği rahatlıkla söylenebilir.

Kapitalizm, daha sonra Lenin tarafından tanımlanan en üst aşaması olan emperyalizmde de gelişmeyi sürdürüyor. Marx ve Engels’in Komünist Manifesto’da yazdıkları gelişim, son birkaç on yılda baş döndürücü bir hıza da ulaştı.

Ama sonuç ise değişmedi. Burjuvazi iktidarını korumak için Komünist Manifesto’da tüm burjuva sınıfının ortak
işlerini yürüten bir komiteden ibaret modern devlet gücünü en sert şekilde kullanmayı sürdürüyor. Bunun en çıplak
örneklerinden biri, Recep Tayyip Erdoğan tarafından geçmişteki olağanüstü hal ile bugünkü olağanüstü hali kıyaslarken patronlara söylenen “O zaman fabrikalar sürekli greve giderdi, biz anında müdahalemizi yapıyoruz. Bir tane fabrikada grev söz konusu mu? Böyle bir şeyde anında müdahalemizi yapıyoruz. Ve OHAL anında bir çözüm kaynağı oluyor. Huzurun olduğu bir ortam var.” sözlerinde ortaya serildi.

Bu sözlerle, ortaya konduğu haliyle Marx’ın düşüncelerinin bugün de güncel olduğunu tartışmaya gerek var mı?

KÜRESELLEŞME MASALININ SONUNDA YÜKSELEN SAĞ

Yine Komünist Manifesto’da ifade edildiği haliyle burjuvazi, dünya pazarını sömürmek yoluyla tüm ülkelerin
üretim ve tüketimini kozmopolitleştirdi. Ulusal zemini sanayinin ayağının altından çekiverdi. En eski ulusal sanayiler yok edildi. Her uygar ulusun bir yaşamsal sorun olarak ithal etmesi gereken ve artık yerli hammaddeyi değil en uzak bölgelerin hammaddelerini işleyip, mamulünün de yalnız kendi ülkesinde değil dünyanın her yerinde birden tüketildiği yeni sanayiler, o eski ulusal sanayileri bir kenara itiyor. Eski yerel ve ulusal kapalılık ve kendine yeterlik yerine de, ulusların her yönde hareketliliği ve her yönde birbirine bağımlılığı geçmekte. Burjuvazi, kendi istediği gibi bir dünya yaratıyor kendine.

Bu sözler, bize küreselleşmeyi tarihte eşsiz ve biricik görüp Marksizm’in artık nostaljik bir olgu olduğunu salık
verenlerin reel sosyalizmin ardından anlattıklarının aksine yaşadıklarımızı 170 yıl öncesinden ne güzel özetliyor. Bugün tıpkı 19. yüzyılın ortasında yazılan bu satırların ardından 20. yüzyılda tüm dünyayı yakıp yıkan savaşlara çıktığımız gibi bir kez daha dünya savaşı ihtimallerini de konuşuyoruz.

Tarihi sona erdirdiği iddiasıyla pazarlanan küreselleşme, tüm dünyada emek düşmanı, yabancılardan korkan,
burjuvazinin iktidarını ve karlarını korumak için her türlü vahşeti uygulayan, bilime karşı cehaleti kullanan sağcı iktidarlarla dünya ve emekçiler üzerine bir karabasan olarak yığıldı.

KURTULUŞ YOLU HALA AYNI

Marx ve Engels, Avrupa’nın tüm eski güçlerinin komünizm hayaletine karşı kutsal bir sürek avı için ittifak halinde
olduğunu yazıyor ve iktidardaki rakiplerince çığlık çığlığa komünist diye saldırılmayan hiçbir muhalefet partisi var mı ve daha ilerici muhaliflere olduğu gibi, gerici rakiplerine de damgalayıcı bir komünizm suçlamasıyla karşılık vermeyen hiçbir muhalefet partisi var mı diye soruyorlardı.

Komünist Manifesto, tüm ülkeye dağılmış ve rekabet yüzünden parçalanmış bir kitle durumunda olduğunu tespit ettiği işçilerin mücadelesinin esas sonucunun, zaman zaman elde ettiği başarılar değil, sürekli genişleyen birleşmeleri olduğunu vurguluyordu.

İşçilerin bir sınıf olarak ve böylece bir siyasal parti olarak örgütlenmeleri, işçilerin kendi aralarındaki rekabet yüzünden, her an yeniden parçalanıyor olsa da, her seferinde daha güçlü, daha sıkı ve daha büyük çapta yine oluşuyordu. Burjuvazinin içindeki çatlakları kullanarak işçilerin tek tek çıkarlarını yasa düzeyinde tanımaya zorlayabiliyordu. Nihayet, burjuvazi her şeyden önce kendi mezar kazıcılarını üretiyor ve onun yıkılması da proletaryanın zaferi de aynı oranda kaçınılmazdı.

Bugün Marx’ın 200. doğum gününde koşullar ve çözümler ne kadar benzer…Ve tam da bu nedenle Marx hâlâ yaşıyor.

PUSULA | MARX 200 YAŞINDA! DİĞER YAZILAR

Sıradışı bir yaşam

Bir devrimci olarak Marx

Yukarı