Huku Defterleri 13.Sayı
Köşe Yazıları

Yerlerde sürünüyorsunuz!

Ülkemiz adlı adınca korsan bir seçimle karşı karşıya bırakıldı. Emekçiler yeni bir dayatmayla ve belki de “seçim darbesiyle” düzen siyasetinin kirli yüzüyle baş başa bırakıldığı bir seçim süreci yaşıyor…

Ülkemiz adlı adınca korsan bir seçimle karşı karşıya bırakıldı. Emekçiler yeni bir dayatmayla ve belki de “seçim darbesiyle” düzen siyasetinin kirli yüzüyle baş başa bırakıldığı bir seçim süreci yaşıyor.

AKP ve MHP tarafından, seçimlerin bir buçuk yıl önceye alınması asla normal bir durum olarak görülmemeli. Ortada, en azından ittifak unsurları ya da iktidar partisi için büyük bir krizin ortaya çıkmadığı biliniyor. 24 Haziran seçim kararı düpedüz bir tercih ve politik bir tezgah gibi duruyor. Elbette seçimlerin erkene alınmasının, 24 Haziran sonrasına bırakılan bir dizi politik ve iktisadi sorunla ilgisi bulunuyor. Ancak AKP iktidarının, halkın seçme ve seçilme hakkını bile gasp etmeye giriştiği, OHAL koşullarında seçime götürdüğü buz gibi bir tablo var karşımızda.

Kimse bu seçimlerin meşru bir zemine sahip olduğunu söylemesin. Ortada düpedüz bir seçim darbesi, tezgâhı ve korsanlığı bulunuyor.

Bugün AKP ve MHP tarafından atılan bu adım, zaten adaletsiz ve güvenliğinden şüphe duyulan seçimlere büyük bir gölge düşürmüştür. Başlarken seçimlere hile karıştırılmıştır. Ortada adil bir yarış bulunmuyor.

Burjuva düzenin, kapitalist sistemin demokrasi anlayışı budur. Gafil avla, hile yap, kuralları kendine göre koy, kimin seçimlere girip girmeyeceğine karar ver ve sonra “bakın seçimlere gidiyoruz, demokrasinin gereğini yerine getiriyoruz” diye palavra sık.

AKP tarafından atılan bu gayri-meşru adımın karşısında düzen siyasetinin muhalefetinin de matah bir yanıt verdiği söylenemez. Milletvekilleri kiralık olarak verilebiliyor örneğin. CHP tarafından İP’e 15 milletvekilinin kiralık olarak verilmesi hangi tanıma sığar?

AKP’nin, İP’in seçime sokulmaması için YSK’ya talimat verdiği bizzat Erdoğan’ın ağzından çıkan cümlelerde yer aldı. Eğer YSK hemen karar verseydi, 15’ler olayı olmayacaktı diyebilen bir Erdoğan klasiği var karşımızda. Bunun karşısında biz “demokrasiye kendimizi siper ettik” diyerek milletvekili kiralayan bir CHP zihniyeti.

Ne siperi? İdeoloji, siyaset, program hiç mi önemli değil? Milletvekillerinin futbolcu gibi bir partiden bir partiye transfer olmasının demokrasiyle ne ilgisi bulunuyor? Her türlü kirli ittifakı yapmak seçim taktiklerinin arkasına sığdırıldığında meşru mu oluyor?

Burjuva düzen budur, burjuva demokrasisi budur, burjuva siyaset budur!

Tezgâh, oyun, yalan, hile, hülle… Her şey var.

Düzen siyaseti yerlerde sürünüyor.

Sivas Katliamı ile birlikte anılan Temel Karamollaoğlu’ya birlikte mi gericilik karşıtlığı yapılacak? Bahçelievler Katliamının failleriyle geçmişi ortak olanlarla mı tek adam diktatörlüğüne ve faşizme karşı durulacak?

Yakın zamanda AKP ve Saadet Partisi ittifak görüşmeleri yaparken bugün CHP ve Saadet Partisi’nin ittifak görüşmesi yapması bir garabet değil midir?

Dün CHP ve MHP ittifakı varken bugün AKP ve MHP ittifakını normal mi karşılayacağız? Dün Erdoğan’ın karşısında aday olarak çıkan Ekmeleddin’in bile bugün Erdoğan’a oy atacağını söylemesi, bugün kurulan ittifakların yarın nelere gebe olacağının hiç mi işareti değil?

Gerçekten neyin seçimi yapılıyor?

Erdoğan’dan kurtulmak adına, düzen muhalefeti birbirine benzeşiyor; iktidarda kalmak adına AKP ve MHP de aynılaşıyor. Ancak unutulmasın AKP, Saadet Partisi’nden, İP de MHP’den kopmuştu!

Peki hiç mi bu partilerin bir tarihsel sürekliliği, programatik ve ideolojik ortaklığı yok?

Gerçekten neyin seçimi yapılıyor?

Bütün burjuva partilerinin birbirine benzediği ve her türlü ayak oyununun oynandığı bir tablo duruyor karşımızda. Yerlerde sürünen burjuva düzenin parçası olmayan komünistler ise siyasetin dışında kalmakla eleştiriliyor.

Hadi oradan!

Bu ilkesiz, pragmatist ve burjuva siyaseti sizin olsun, gerici, emek düşmanı ve sömürü düzenini yıkma mücadelesi bizimdir!

Komünistler bu kirlenmişliğin bir parçası olmayacak. Biz yeni bir Cumhuriyet, Sosyalist Cumhuriyet diyoruz!

Bu Cumhuriyet’in bunlarla ve bu şekilde kurulmayacağını ise çok iyi biliyoruz!

Yukarı