Hafıza-i Beşer

Hafıza-i Beşer | 27 Şubat 1939: Nadejda Krupskaya hayata gözlerini yumdu

Sovyet eğitim sisteminin kurucuları arasında yer alan devrimci kadın önder Krupskaya’yı saygıyla anıyoruz.

26 Şubat 1869 yılında Rusya’da doğdu Nadejda Krupskaya… Erken yaşta marksizm ile tanıştı ve ölene kadar hiç vazgeçmedi. Lenin ile tanışıp evlenmesi de yeraltı çalışması yaptığı döneme denk gelir.

1903’ten itibaren Bolşevikler arasında yer alan Krupskaya, devrimin ardından siyasetçi kimliği kadar eğitimci kimliği ile de öne çıkar. Devrimin hemen ardından Halkın Eğitim ve Aydınlanma Komiseri olarak atanarak Sovyet eğitim sisteminin kurucuları arasında yer alır. Mücadelenin her noktasında görev alsa da tarihe damga vuracak olan en önemli çalışmalarını bu alanda yapar.

Krupskaya’nın öncülüğünde parasız ve zorunlu eğitim, politeknik eğitim, okul öncesi kurumları, öğrencilerin tüm ihtiyaçlarının devlet tarafından karşılanması, eğitimin laik olması, eğitimde kız-erkek ayrımının kaldırılması, sanat eğitiminin herkese açık olması, isteyen tüm yurttaşlara eşit, parasız, bilimsel ve yüksek örenim hakkı tanınması Sovyet eğitiminin temelini oluşturmuştur.

Yine devrimden önce ciddi sayıda düşük olan okuma yazma oranı devrim sonrasında ilan edilen seferberlik ile %90’lara kadar ulaşmıştır. Özellikle kadın nüfusunun okuma yazma örenmesi bir süre sonra ülkenin çeşitli devlet kurumlarında görev almasını sağlamış, kadın ekonomik özgürlüğünü ilk kez bu şekilde kazanabilmiştir.

30 Kasım 1933 tarihli “Kadınların eşit haklara sahip olması” adlı makalesinde şöyle yazar:
Eski rejimde kadınların hayatı süreklileşmiş ve bitmek bilmeyen iş ile doluydu. Ancak bu iş hor görülüyordu ve kölelik zincirleri gibiydi. Ancak şimdi kadınların iş eğitimi ve işlerindeki azimleri onları sosyalizmi inşa eden ön cephelere, emeğin kahramanları arasına yerleştiriyor.

Küçük ve orta ölçekli köylü tarımcılığı kadınları kelepçeye vurdu, onları bireysel evlerine bağladı ve hayata bakışlarını daralttı. Aslında onlar kendilerini zalimce döven kocalarının kölesiydiler. Küçük ölçekli çiftçilik dinin önünü açtı. Köylüler şöyle derdi: “Her adam kendisi için Allah herkes için”. Lenin’in çok defa söylediği bu cümle, küçük mülk sahibinin psikolojisini çok güzel açıklar. Kolektivizasyon küçük mülk sahibi köylüyü kolektiviste çevirir, köylülerin tecridini ve dinin üzerlerindeki etkisini zayıflatır ve kadını baskılardan özgürleştirir. Lenin ancak sosyalizmin kadına erkekler ile eşit haklar verebileceğini söyledi. Sözleri şimdilerde doğrulanıyor. Kolektif çiftliklerde kadınların konumunun nasıl değiştiğini görüyoruz.

Dinin etkisi azalıyor. Kolektif-çiftlikteki kadınlar kütüphaneye geliyorlar ve şöyle diyorlar: “Bize Tanrı’nın olmadığını söyleyen kitaplar verdiniz. Ben bunu kitapları okumadan da biliyorum. Bana artık dinin nasıl ve neden ortaya çıktığını anlatan ve neden sönümleneceğini anlatan kitaplar verin.” Geçen bir kaç yılda, kitlelerin politik bilincinde muazzam bir yükseliş oldu. İçlerinde kadın idarecilerin de olduğu Makina ve traktör istasyonlarının politik bölümleri üyeleri, kolektif çiftlikleri birleştirmekle kalmayacak, erkek ve kadın kolektif çiftçilere, varlığını sürdüren önyargılar ve kültürel geriliklerden kurtulmalarında yardım edecek. Kadınların haklardan mahkum olması geçmişte kalacak.

Ayrıca “Lenin ve Halk Eğitimi” kitabında da şunları yazar:
Günümüzde eğitim alanında var olan tüm demokratik ve akademik haklar, dünyanın hangi ülkesinde olursa olsun, işçi ve emekçilerin gençlik ve kitle yığınlarının sermayeye karşı çetin mücadeleler sonucu kazanılmış ve sosyalist sistemin kapitalist sistem karşısında üstün olmasının ve baskın çıkmasının sonucu verilen haklardır. Günümüzde bu hakların ortadan kaldırılması ve yok edilmesi yönünde atılan her adım kapitalistin karşısında işçi sınıfı tarafından yönetilen bir sosyalist devletin olmamasından kaynaklanmaktadır.”

27 Şubat 1939 da hayata gözlerini yuman Krupskaya’yı saygıyla anıyoruz…

Yukarı