Mercek

MERCEK | Doğu Guta Operasyonu: Cihatçıların Şam'da Son Nefesi – 1

Doğu Guta;  on binlerce cihatçıyı barındırması Şam’a ciddi bir tehdit oluşturması ve yüksek sayıda askeri gücün bu cephede tutulması gibi sebeplerle Suriye ordusu için en önemli cephelerden biri durumuna geldi.

Suriye Ordusu, cihatçı güçlerin Şam’daki kalesi durumunda olan Doğu Guta bölgesini özgürleştirme amacıyla operasyona başlıyor. Savaşın en başından beri cihatçıların Suriye’deki en önemli bölgelerinden biri olan Doğu Guta;  on binlerce cihatçıyı barındırması Şam’a ciddi bir tehdit oluşturması ve yüksek sayıda askeri gücün bu cephede tutulması gibi sebeplerle Suriye ordusu için en önemli cephelerden biri durumuna geldi.

İdlib’in doğusuna dönük yapılan operasyonun dengeye kavuşması sonucunda önemli bir operasyon hazırlığı yapıldı. Aynı zamanda İsrail’in özellikle hava kuvvetleri aracılığıyla artan saldırganlığı, Suriye yönetimini bu bölgeyi güvence altına almaya itti. 18 Şubat tarihi itibariyle başlayan operasyonu anlamak için Şam’ın çevresinde savaşın başından beri yaşanan gelişmelere ve uluslararası duruma bakmakta yarar var.

Savaşının ilk döneminde Şam ve Doğu Guta

Suriye savaşı  başlamadan önce emperyalist devletler ön hazırlık olarak özellikle Şam çevresine ajanlarını ve yabancı militanları yerleştirdiler. Bununla birlikte ekonomik sebeplerden dolayı oluşan gerginliği kullanabilmek amacıyla bölgede bulunan güçlü kişilerin bir kısmını para ve çeşitli vaatlerle satın aldılar. Bu ön hazırlığın sonucu olarak, savaşın başlamasından kısa süre sonra Şam’ın banliyölerinin ve kırsalının önemli kısmı hızlı bir şekilde cihatçı güçlerin kontrolüne geçti.

Önceden yapılan silah yığınağının yanı sıra bazı ordu üslerinin düşmesiyle cihatçı güçler ciddi bir silahlanmaya kavuştu. Aynı zamanda kendilerine karşı risk oluşturmamasına rağmen hava savunma sistemlerine saldırı düzenleyerek Şam’ı İsrail hava saldırılarına ve emperyalistlerin olası hava müdahalesine açık hale getirmeye çalıştılar. Bu süreçte özellikle Zehran Alluş liderliğindeki İslam Ordusu ön plana çıktı.

2012 sonbaharına geldiğimizde cihatçı teröristler neredeyse Şam’ı kuşatmış durumdaydı. Çeşitli saldırılarla Şam’ın banliyölerinden dış mahallerine sızmayı başarmış durumdaydılar. Kalabalık militan sayısına ulaşmış olan cihatçıların, Şam merkezini iyiden iyiye tehdit etmeye başlaması kritik bir sorun haline geldi. Tüm bunlar gerçekleşirken; Şam’ın ülkenin kalanıyla bağlantısının kesilmesi tehlikesiyle karşı karşıya kalmış olan Suriye yönetimi, ordunun en prestijli komutanlarını bu saldırıyı durdurmak ve cihatçıları geriletmek amacıyla Şam’da topladı. Gerek ordunun ve istihbaratın başarılı operasyonları, gerekse cihatçıların yanlış hamleleriyle aşağıdaki haritadan da görüleceği üzere 2014 sonbaharına kadar süren 2 yıllık süreçte ellerindeki bölgenin büyük çoğunluğunu kaybeden cihatçılar Şam merkezi için önem arz eden  tehdit olmaktan çıkarıldı.

Harita 1. Şam ve Çevresi-2012-2014 (Koyu yeşil bölgeler cihatçıların 2012-2014 sonbaharı arası kaybettiği bölgeler.)

Şam çevresindeki kırsal alanların temizlenmesi

2014 sonunda cihatçı teröristlerin Şam için bir tehdit olmaktan çıkarılmasıyla Suriye ordusu Şam çevresinde cihatçıların kontrolünde bulunan irili ufaklı bölgeleri temizleme operasyonuna girişti. 2017 sonuna kadar süren bu operasyonlarla Yermük Kampı ve Badiya Bölgesi haricindeki cihatçıların kontrolünde bulunan bütün alanlar temizlendi. Bu süreçte Doğu Guta’da yaşananları bir sonraki başlıkta ele alacağız.

2015 Mayısı’nda Kalamun Dağları’nda bulunan cihatçı varlığına Hizbullah ve Lübnan ordusuyla birlikte geniş çaplı operasyon başlatan Suriye ordusu, Kalamun Dağları’nda geniş bir alanı bu teröristlerden arındırdı. 2017 yazında yeniden geniş çaplı bir operasyona girişerek bu bölgede kalan son El Kaide ve Işid varlığına da son verince Kalamun Dağları da tamamıyla temizlenmiş oldu.

2015 Mayısındaki Kalamun operasyonunun bitmesiyle bu bölgeye komşu olan Zabadani bölgesine operasyon başlatan Suriye ordusu buradaki cihatçı varlığını dar bir bölgeye sıkıştırdı ve ateşkes sağlandı. 2017 başında ise bu bölge tamamen Suriye ordusunun kontrolüne geçti.

2016 sonbaharında Batı Guta’da bulunan Han El-Şih, Zakiye Darayya ve Madamiye beldeleriyle Şam’ın kuzeyinde bulunan Hamah ve Kudsaya beldelerindeki cihatçı gruplara operasyon başlatan Suriye Ordusu, kısa sürede bu beldeleri temizledi.

2017 başında Şam’ın su kaynaklarının başında gelen Vadi Barada bölgesini cihatçılardan temizleyen Suriye ordusu, 2017 Mayısında ise Doğu Guta’ya komşu olan ve Şam’ın merkezine oldukça yakın durumdaki Kabun ve Barzeh bölgelerini cihatçılardan temizledi.

2018’in ilk günlerinde Golan tepelerine yakın durumdaki Beit Jinn bölgesini de temizleyen Suriye Ordusu bu sayede Şam kırsalını neredeyse tamamen cihatçı güçlerden kurtarmış duruma geldi. Bütün bu bölgelerde yenileceğini kısa sürede anlayan ÖSO birlikleri ve El Kaide güçleri Suriye yönetimiyle masaya oturarak bu bölgeleri teslim etti, militanlar ise İdlib’e tahliye edildi.

Doğu Guta Cephesinde son 3 yıldaki değişim

Doğu Guta Cephesi 2014 sonbaharından itibaren bir yıllık süreçte ciddi bir durulma yaşadı. Bu sırada karşılıklı bazı saldırılar yaşansa da bunlar iki taraf için de genelde toprak kazanımıyla sonuçlanmadı.

2015 Kasım ayında Doğu Guta’nın en büyük yerleşimi olan Duma’nın karşısında yer alan Al-Assad banliyösü ve buradaki muhtelif bölgelere saldırıya geçen İslam Ordusu öncülüğündeki cihatçı güçler M5 yolunu(Şam’ı ülkenin kuzeyine bağlayan ana ulaşım yolu) kesmeyi de başardılar. Bu hamleleriyle zaten bu bölgeye karşı operasyon hazırlığında olan Suriye ordusunu elini daha çabuk tutmaya sevk ettiler. Suriye ordusunun başarılı operasyonlarıyla kısa sürede ele geçirdikleri alandan eski mevzilerine çekilmek zorunda kaldılar.

2015 Aralık ayı başında tekrar Doğu Guta’ya operasyona başlayan Suriye ordusu kısa sürede bölgenin güneyinde buluna Marj El-Sultan hava üssünü cihatçılardan temizledi. Bu hava üssü savaştan önce, Şam’ı İsrail hava saldırılarından koruyan hava savunma sisteminin en önemli parçasıydı. Bu sebeple de savaşın başında cihatçıların ana hedeflerinden biri olmuştu.

Aralık ayının son günlerinde İslam Ordusunun lideri Zehran Alluş Rusya tarafından düzenlenen hava saldırısıyla öldürüldü. Bu saldırıda aynı zamanda bölgedeki cihatçı grupların komutanlarının ciddi bir kısmı da öldürüldü. Bunun sonucunda bölgedeki en önemli grup olan İslam Ordusu başta olmak üzere cihatçı gruplar komuta kademesinde sorun yaşamaya başladı.

Suriye ordusunun 2016’nın ilk yarısında özellikle bölgenin güneyinde düzenlediği operasyonlarla ciddi bir alan kaybına uğrayan cihatçı güçler inisiyatifi hızla kaybetmeye başladı. İlerleyen süreçte bölgenin doğusu ve kuzeyinden yapılan operasyonlarla Suriye Ordusu bölgenin yarıdan fazlasını cihatçı güçlerden temizledi. Sürekli yenilgiye uğramaları ve komuta kademelerinin zayıflaması sebebiyle, cihatçı gruplar aralarında binlerce militanın öldüğü 2 büyük iç hesaplaşma yaşadılar. Altta yer alan haritalardan da bu değişim rahatça anlaşılacaktır.

Harita 2. Doğu Guta’daki değişim ve Suriye yönetiminin ilerlemesi

Suriye sahasında genel değişim ve operasyon hazırlıkları

2015 ve 2016 yıllarında üst üste başarılar elde eden Suriye Ordusu El-Kaide, IŞİD, ÖSO gibi cihatçı yapıların sahadaki inisiyatiflerini büyük ölçüde kırdı. 2016 sonunda Halep merkezini tamamıyla özgürleştiren Suriye Ordusu, uluslararası güçlerin etkisiyle sahada bir çatışmasızlık durumuna gitti. 2017 başından itibaren operasyonları IŞİD üzerine yoğunlaştırarak bir buçuk yıllık sürede IŞİD’i neredeyse Suriye’den tamamen temizledi. Sahada kazandığı bu başarılara, politik hamlelerdeki başarıları da eklenince “Esad gitsin!” korosunun sesi büyük ölçüde kısıldı ve Suriye’de mevcut yönetimin kalıcılığı emperyalist güçlerce de kabul edilen bir durum haline geldi.

Bu süreçte özellikle ABD ve İsrail’in denediği provokasyon girişimlerini gerek diplomatik alanda gerekse askeri olarak başarısız kılan Suriye Devleti sahada ve uluslararası arenada yerini iyiden iyiye sağlamlaştırdı. Türkiye’nin Ortadoğu politikasında genel bir çöküşe de sebep olan bu durum Ortadoğu’daki emperyalizmin maşası durumundaki ülkeleri bir çıkışsızlığa sürükledi.

Cihatçıların ateşkes durumunu bozma ve Suriye Ordusunu hazırlıksız yakalama denemelerinin tamamı, cihatçılar açısından büyük bir hezimetle sonuçlandı. Suriye yönetimi ise bu süreçte ülkenin çeşitli yerlerinde bulunan cihatçıların kontrolündeki irili ufaklı bölgeleri temizleyerek cephe gerisini güvence altına aldı. Rusya’nın ve İran’ın aktif desteğiyle sahadaki kazanımlarının yanında ordusunu da güçlendiren Suriye Devleti, inisiyatifi büyük oranda eline aldı.

Geçtiğimiz aylarda yaptığı geniş çaplı operasyonla İdlib doğusunda kontrolü sağlayan ve burada bulunan cihatçı güçleri yeni bir operasyon yapamayacak duruma getiren Suriye ordusu; İdlib’te sağlanan yeni ateşkes durumuyla gözünü Doğu Guta’ya dikti. Dolayısıyla olası İsrail saldırılarına karşı Şam’ı tamamen güvence altına almak için Doğu Guta’nın temizlenmesi büyük önem arz ediyor.

Ülkenin doğusunda IŞİD’in bitirilmesi ve İdlib kırsalında sağlanan ateşkesle serbest kalan, aralarında Kaplan Kuvvetleri, Cumhuriyet Muhafızları gibi Suriye ordusunun en elit birliklerinin içinde bulunduğu pek çok birlik konvansiyonel teçhizatıyla birlikte Doğu Guta çevresine konuşlandırıldı. Doğu Guta’nın yanı sıra Doğu Kalamun bölgesinde tecrit edilmiş durumda olan Badiya cephesine de pek çok birlik konuşlandırıldı. Doğu Guta’yla eş zamanlı olarak bu bölgenin de cihatçılardan temizlenmesi bekleniyor.

Doğu Guta operasyonunun zorlukları ve olası senaryolar

Doğu Guta bölgesi, Suriye Ordusu’nun son yıllarda başarılı operasyonlar düzenlediği bölgelere göre önemli zorluklar içeriyor.

Suriye Ordusu savaşın başından beri yaptığı bitirici operasyonların hiçbirinde bu kadar zorlukla bir arada karşılaşmamıştı.

Bölgenin İsrail sınırına yakın olması ise İsrail’in hava ve füze saldırılarıyla, Suriye ordusuna önemli kayıplar verdirtmek amaçlı denemeler yapmasını kolaylaştırıyor. Zaten geçen bir, iki ayda İsrail’in bu amaçla çoğu başarısız olan denemelerine şahit olduk. Bölgede artan Rus Hava Kuvvetleri aktivitesi ise İsrail’in böyle denemeler yapmasına karşı caydırıcı etkide bulunacaktır. Emperyalist güçler içerisinde özellikle ABD ve Fransa’nın bu bölgede cihatçılara yaptığı yatırımı ve Şam’a dönük son kalan iddialarını kaybetmek istememesi, emperyalist provokasyon denemelerini tekrar görmemizi olası kılıyor.

Operasyonun gelişimine dair bir dizi senaryon bulunuyor. Suriye Ordusu’nun yukarıda bahsettiğimiz zorlukları dikkate alır biçimde konumlanmış olduğunu görebiliriz.

Buralardan yapılacak operasyonlarla, bölgenin yerleşim alanı ağırlıklı olan batı kesimindeki kırsal özellikli gediklerden yapılacak operasyonların, kısa sürede bölgedeki cihatçı güçleri böleceğini öngörebiliriz öngörülebilir. Bu süreçte bölgenin kırsal özellik gösteren doğu kısmının temizlenmesi söz konusu olacaktır. Bölgenin kuzey batısında yer alan Duma yerleşimiyle, güney batısında yer alan Irbin, Zemalka yerleşimlerinde iki bölge halinde cihatçı güçlerin kuşatıldığı bir tabloyla kısa sürede karşılaşmamız oldukça olası bir senaryo. Zaten buna benzer yöntemleri Suriye ordusu son operasyonlarında(özellikle Halep ve İdlib doğusuna yönelik operasyonlarda) gördük. Operasyonun bir sonraki aşamasında yoğun yerleşime sahip bu bölgelerde kuşatmanın sürekli daraldığı uzun süreli bir savaşa şahit olacağız. Muhtemelen daha önceki operasyonlarda olduğu gibi hiçbir umudu kalmayan cihatçıların, bölgeden tahliyesiyle bu operasyon sonuçlanacaktır.

Önümüzdeki aylarda, belki de yaz ortasına kadar olan süreçte Doğu Guta operasyonu gerek operasyonun kendisiyle, gerekse emperyalizmin provokasyon denemeleriyle sık sık gündemin üst sıralarına yerleşecek gibi görünüyor.

Yukarı