Köşe Yazıları

Yakma kendini...

Son bir ayda 3 işçi geçinememe ve işsizlik gerekçesi ile bedenini ateşe verdi.

Ülkemizdeki işsizlik rakamları düşündüğünde sonucun bu haddeye varması şaşırtıcı değil ne yazık ki.

Kendiliğinden ve bireysel bir tepkinin, iktidar ve ana muhalefet partisinin polemiklerine meze olması ya da bir lütuf gibi kendini yakan işçiye iş eli uzatılması düzenin iki yüzlülüğünün en pespaye örneğini oluştururken biz komünistler için bu meselenin geçiştirilecek bir yanı yoktur.

İşçilerin kendini yakması, milyonlarca işçinin açlık sınırında yaşaması, yine milyonlarca işsizin olduğu ülkemizde, çaresizlik ile örgütlü tavır, yardım isteme ile düzenin karşısına dikilme, kadercilik ile hesap sorma arasındaki boşluk sosyalistlerce doldurulamadıkça, siyasal tepkiler adli tepkiler haline geliyor.

Ülkemizde işçi sınıfının mücadele geleneğinin biriktirdikleri yadırganamaz, ancak bu birikimin üzerine bir şey konulamadığında zamana karşı eridiğini de bilmemiz gerekir. Üzerine sınıf sendikacılığının yeterli olmasa da niyet olarak taş taş üstüne konulduğunda bile sermaye sınıfı için yeterince korku yaydığı hala temel bir gerçektir.

Son olarak metal işçilerinin yasaklanan grevine rağmen patronların geri adım atarak toplu iş sözleşmesi imzalaması, sınıfın örgütlü ve militan halinin ve gövdesinin karşısında KHK’ların bile duramayacağını göstermiştir.

Bu listeye, cam işçileri ve her gün bir direniş örgütleyen inşaat işçilerini de dahil edebiliriz.

İş cinayetlerinin tepe yaptığı durumda işçilerin örgütlü olması tarihsel olarak olması gereken dışında güncel olarak komünistlerin ve sınıf sendikacılığını şiar edinenlerin kaybedecek bir günü dahi yok.

Aslında memleketin her konusu için bu böyle.

Sınıfın örgütlülüğünün ekonomik durum üzerinden belirlenmesinin ise bir sınırı bulunuyor. Halinin açlık ve yokluk arasında olduğunu bilmesine rağmen diğer siyasi başlıklarda gericiliğin pençesinden, AKP’nin pençesinden kurtulamayan yüz binlerce emekçinin düğümünün çözülmesi sınıfın daha fazla politikleştirilmesinin, bu alana dair müdahalelerin de daha sistematik yapılmasını gerektiriyor.

Bugün fiziken bedenini yakan işçiler bir yana, geleceğini sağa ipotek etmiş, spor ve magazin arasında pinpon topu haline getirilmiş, uyuşturucu ve kumar arasında ömrünü geçirmiş, seçim dönemlerinde önüne konulanı normal kabul etmiş işçi sınıfı mensupları fiziken olmasa da fiilen kendilerini yakmaktadırlar.

Ülkemizde son bir ayda üç işçinin bedenini yakması dışında son otuz yıldır, geleceğini yakan işçiler ordusu kurulmuştur.

Sınıfın örgütlenmesi zordur ve sabır gerektirir. Sınıfın örgütlenmesi emek gerektirir. Sınıfın gerçek anlamda örgütlenmesi sınıf siyaseti yapmayı gerektirir.

Ve biz komünistler bunu başarmak zorundayız.

Kendini yakma kardeşim demekle birlikte seni yaktırmayacağız diyecek ve bunu başaracağız..

Karanlıklardan aydınlığa işçilerin bedeninden çıkan ateş değil, ağzından yüreğinden, aklından çıkan ateşle geçeceğiz.

Yukarı