Köşe Yazıları

Metalde bahar mı, kış mı?

Irmak Ildır yazdı: Metalde bahar mı, kış mı?

Bahar kavramının siyasi literatürde yaygınlaşması “Prag Baharı” ile oldu. Daha sonra 2000’lerde önce “Şam Baharı”, 2010’lu yıllarda ise “Arap Baharı” nitelemeleriyle kavram popülerlik kazandı. En son İran’daki hareketlenmeler için de “İran Baharı” tabirinin kullanıldığını gördük.

Kavramın çekiciliğine, baharın canlılığı çağrıştırmasına rağmen aslında kast edilen hep tersi oldu. Egemenler tarafından “bahar” olarak nitelendirilen hareketler sonunda hep “kışa” döndü. En son “Arap Baharı” Ortadoğu’nun sıcak ikliminde “halkın kışı” haline dönüşmüştü

Hâlbuki siyasi tanımlamada “halkın baharı” tabiri ilk 1848 devrimleri için kullanılmıştı. 1848 yılında Fransa’da büyüyen dalga neredeyse tüm Avrupa kıtasını etkisine almıştı. “1848 Baharı”, işçi sınıfının tarihe bu denli yaygın bir biçimde ve bağımsız örgütlenmesiyle ortaya çıktığı ilk görüntüyü vermişti. Manifesto’nun köklerinin tarih sahnesine uzandığı ilk andı.

Bu iki zıt tanımlamaya karşın günümüzde bahar kavramı yarı cahilce, yarı art niyetli bir biçimde emperyalist merkezlerle anılır hale gelmiş durumda. Tıpkı devrimin “turuncusu” gibi… Lakin toplumsal yaşamdaki ilişkiler ve gelişmeler hiçbir zaman tek yönlü bir biçimde ortaya çıkmıyor. Doğanın çift taraflı çalışma ilkesi siyasi baharlar için de geçerli. Son siyasal gelişmeler her ne kadar toplumumuz için “kış geliyor” düşüncesini canlandırsa da daha özel bir alandaki, metal sektöründeki, bir gelişme “kış mı, bahar mı?” sorusunun sorulmasına neden oldu.
***
Metal sektöründe 130 bin işçiyi ilgilendiren toplu sözleşme görüşmelerinin tıkanmasının ardından grev kararı alındı. Grevin Bakanlar Kurulu tarafından milli güvenlik gerekçesiyle “ertelenerek” yasaklanması tartışmayı da ateşlemiş oldu. Bu tartışmanın köşe taşlarını anlamak için sektörde hangi dinamikler işliyor onlara bakmak gerekli.
Metal sektörü yan sanayileriyle beraber düşünüldüğünde sermaye sınıfının lokomotif sektörü konumunda yer alıyor. Sektör ihracatın tek başına yüzde 45’ini üstleniyor. Bu oran iki yıl önce yüzde 34 civarındaydı. Özellikle sektörün ana parçasını oluşturan otomotiv sektörünün ihracat performansı çok yüksek. Otomotiv sektörü 2017 yılında toplam ihracatın yüzde 15’den fazlasını gerçekleştirdi. [1]

IS0 500 raporlar da metal sektörünün sanayi alanının ana gövdesini oluşturduğu rahatlıkla görülebilir. Bunun haricinde sektörde her geçen yıl artan verimlilik oranlarına karşı ücretler ve istihdam aynı oranda artmıyor. Bu durum şirketlerin kasasına milyarlarca liralık kâr olarak yansırken, metal işçisinin bakiyesine de sömürü kalıyor.

Sektör göreli kurallı çalışma geleneğinden ötürü geleneksel işçi örgütlenmelerinin beşiği halinde. Dolayısıyla sendikaların geleneksel toplu sözleşme süreçlerini işletmeleri daha kolay oluyor. Nitekim bu süreçler “grup toplu sözleşmeleri” olarak ifade edilirken, metal işçileri arasında sendikal örgütlülük düzeyini esas olarak sarı sendika Türk Metal oluşturuyor.

Bu sendika aracılığıyla büyük işletmelerde, özellikle otomotiv sanayinin güçlü olduğu Bursa-Kocaeli-Sakarya gibi şehirlerde, sermaye işçiler üzerinde denetim kuruyor. Yalnızca üretim süreci açısından değil, aynı zamanda siyasal ve ideolojik bir kuşatma da bu sendika tarafından sağlanıyor. Sendikanın 12 Eylül sonrası DİSK Maden-İş’in kapatılması sonrası esas gücünü biriktirdiği düşünülürse, sarı sendikanın nasıl bir işleve sahip olduğu ve kimler tarafından desteklendiği de iyi bir şekilde anlaşılabilir.

Özellikle sarı sendikalar aracılığıyla metal sektöründe uzun yıllar boyunca toplu sözleşme görüşmeleri işçilerden kaçırılırken, bu çember 2010 yılında kırıldı. 2009 krizinin de etkisiyle Birleşik Metal ilk kez 2010 yılında iki yıllık bir sözleşmeyi MESS’in önerdiği ücretlerin üzerinde kabul ettirmeyi başardı. [2]

Dönüm noktasını 2010 sözleşmesi oluşturdu. 2010 sözleşmesinden sonra gelen Bosch örgütlenme atağı Türk Metal’in sektördeki hâkimiyetinin yavaş yavaş sallanmakta olduğunu gösteriyordu. 2015 yılındaki görüşmelerde Birleşik Metal’in grev denemesi “yasağa” takılmasına karşın işçilerin güçlü işyeri örgütlülük sayesinde göreli kazanımla sonuçlandı.

Bu kazanım Türk Metal’de örgütlü işçiler için cesaret verici oldu. Özellikle otomotiv sektöründeki işçiler daha fazlasını talep ettiler. Bu talep sarı sendikanın duvarına çarpması üzerine büyük bir işçi öfkesine neden oldu. 5 Mayıs 2015’te başlayan ve 15 Mayıs’ta neredeyse bir genel greve dönüşen metal işçisinin direnişi, sadece sarı sendikayı değil, patronları da etkiledi.

Nitekim bu yıl başlayan toplu sözleşme görüşmeleri yukarıdaki mücadelelerin birikimiyle başladı. Sarı sendikalar bütün bu süreçte kaybettikleri itibarı kazanmak için bu sefer ellerini yüksekten açtılar. MESS ise OHAL’i ve ülkenin içinde bulunduğu koşulları fırsat bilip “işçiyi” ezmenin yolunu aradı. Dolayısıyla bu şartlar altında ortaya “130 bin işçiyi kapsayan” ve 12 Eylül’den sonra en büyük metal grevi sürecini başlattı.
***
Şimdi AKP aracılığıyla bu süreç başlamadan bitirilmek isteniyor. Kolay değil, kapitalizmin çarklarını işleten bir sektörde gelişebilecek her türlü işçi eylemi başlamadan bitirilmek istenecektir. Lakin bu kısımdan sonrasını sınıf mücadelesinin temel yasaları belirleyecek.

Bu yasalar içinde sarı sendikaların kapı arkasından iş çevirmesini de, iktidarın siyasal baskısını da, patronların ekonomik tehdidini de, medyanın yalanlarını da, sarı sendikaların “biz siyaset istemiyoruz” diyen ikiyüzlü çıkarcılarını da barındırıyor. Kısacası düzenin parçalarını bunlar oluşturuyor.

Ancak o yasaların içinde işçi sınıfının, emeğin tarihsel mücadelesini de güncel çıkarlarını da, örgütlü gücü de bulunuyor. Esas mesele sınıfın örgütlü gücüyle siyasal programını çakıştırmakta. Metal işçisinin mücadelesinde belirleyici ölçüt tam da bu çakışma halinin ne düzeyde gerçekleşeceği olacak.

Dolayısıyla bugün karşılaşılan yasak da, yaşanacak grev de ekonomik değil, siyasaldır. Eğer grev okulu iyi bir öğretici olacaksa şimdiden bu derse iyi çalışmak gerekiyor.

Metal işçisi bunlar yapabildiği ölçüde kıştan bahara geçebilir.

Ancak o durumda “metal baharından” söz edebiliriz. Metal baharı gerçekleştiğinde kışa dönen siyasal iklim, yaşamın canlılığı ile tanışarak bu ülkenin aydınlık geleceğiyle buluşacak.

Notlar

[1] Metal İşçisinin Gerçeği, Birleşik Metal Sendikası Araştırma Raporu, s.7, 2018

[2] O dönem uzun süre sonra ilk kez ciddi bir grev denemesi yapılmış, grev başladıktan kısa bir süre sonra MESS ile BMİS sözleşme imzalamıştı. Birleşik Metal sendikası MESS’in önerdiği ve Türk Metal’in kabul ettiği yüzde 5,3’lük ücret artışından yüzde 86’ya yakın bir fazlayla, neredeyse Türk Metal’in aldığı zammın iki katı, zam almıştı.

Yukarı