Köşe Yazıları

AKP için her yol İsrail’e çıkıyor!

ABD tarafından Kudüs’ün İsrail’in başkenti olarak tanınması sonrası yürütülen tartışmalar ve oluşturulan hava ile verili sonuç arasında büyük bir fark bulunuyor.

ABD ve İsrail’in ortaklığına karşı bütün dünya ayağa kalkmış, özelde AKP iktidarı bu gündem dolayısıyla ABD’ye kafa tutuyormuş gibi bir hava yaratılıyor.

Öncelikle iki devletli çözüm konusunda İsrail’in “temelden zıt” bir politikaya sahip olduğunu düşünmek bu yanılgının başında geliyor. Tersine, bugün ABD tarafından atılan taş, aslında Filistin sorununda, bizzat İsrail’in istediği yöndeki adımların zeminini oluşturuyor. Özellikle İstanbul’da İslam İşbirliği Teşkilatı’nın ‘Doğu Kudüs’ü Filistin Devleti’nin başkenti olarak tanıması ve kabul etmesi, İsrail-Filistin arasında süren çözümsüzlüğe zemin olarak görülmek durumundadır. Öyle ki, neredeyse ABD dışında bütün Batı ülkeleri “İslam İşbirliği Teşkilatı”nın önermesine benzer açıklamalar yapmış, hatta ABD ve İsrail ile işbirliği içinde olan Suudi Arabistan bile aynı içerikte bir tutumu deklare etmiştir.

Demek ki, AKP ve Erdoğan tarafından yaratılan havanın özgün ya da farklı hiçbir yanı bulunmuyor. Tersine, İsrail-Filistin sorunun çözümü noktasında önemli bir misyonu yerine getiriyor.

Bütün Kudüs değil de Doğu Kudüs denmesinin püf noktası tam da burasıdır. Kaldı ki, bu sorunun çözümünde karşılıklı restleşmelerin yaşanmasının, Arap kamuoyunu “kıvama” getirme işlevi açısından da ayrıca değerlendirilmesi gerek.

Bunun planlanarak mı, istenerek mi, danışıklı dövüş olarak mı, tesadüfen ya da zorunluluk olarak mı bu şekilde geliştiğinin bir yerden sonra önemi yok. Önemli olan sonuç ve aynı zamanda her siyasi adımın nesnel sınırları tarafından belirlenen bir niteliği haiz olması. Bugün yaşananlar tam da budur.

Ancak AKP kurnaz bir partidir ve bu gündemi yine “kutuplaştırıcı” ve taraftar toplayıcı bir başlık haline getirmek için kendisi adına “iyi” kullanmıştır. Erdoğan’ın Hollanda, Almanya, Sarraf davası, Rus uçağının düşürülmesi, Mavi Marmara vs. gibi bütün dış politik kriz başlıklarını iç siyasete nasıl tercüme ettiğini hatırlamak yeterli. Esip gürleyen, mangalda kül bırakmayan, ancak kapı arkalarında başka konuşan ve eninde sonunda hizaya gelen bir “yanar döner”lik AKP’nin karakteri olarak kodlanmalıdır.

ABD’ye, NATO’ya, İsrail’e her şeyi söyle, sonra ABD’li komutanlarla gizli toplantılar yap. Almanya ile gürültü kopar, sonra karşılıklı kamuoyunun bilmediği işbirliği devam etsin. İsrail’e ver veriştir, doğal gaz anlaşması arka taraftan sürsün. Örneğin Almanya’daki imamlara dönük soruşturma dosyasının Almanya tarafından kapatıldığı not olarak geçilmelidir. AKP, kurnaz bir partidir ve halkımızı manipüle etme konusunda becerisini defalarca göstermiştir.

AKP’nin gerçek kimliği ve misyonu ise açık ve somut olarak ortaya konmalıdır. Şunun açıkça yazılması gerek: Dünyada ve Türkiye’de İslamcıların ipleri emperyalizmin elindedir. Bu somut tarihsellik başa yazılmadan bugün ortaya çıkan puslu havada gerçeklerin görülmesi de zor olur.

Amerikan Yahudi Komitesi’nden 2004 yılında cesaret ödülü alan Erdoğan, büyük bir misyonu yerine getirmektedir. Bugün Kudüs gündeminde bir kez daha bu misyonu oynamış ancak bundan öte ve daha önemlisi, bu misyonu, Suriye’nin parçalanması ve yıkımı noktasında yerine getirmeye çalışmıştır.

İşte asıl görülmesi gereken budur. Bugün Kudüs üzerinden Erdoğan güzellemesi yapmanın, objektif koşullar masaya yatırıldığında büyük bir yanılsamadan ibaret olduğu açık olarak görülecektir.

Bilinmelidir ki, AKP tarafından atılan bütün adımlar İsrail çıkarlarına hizmet etmiştir. Tıpkı Mısır ve Suudi yönetimlerinin bugün yaptığı gibi.

İsrail-Arap savaşlarına bakıldığında, İsrail için en önemli sorun kaynağı bugün için İran-Suriye-Lübnan (Hizbullah) kaynaklıdır. Dikkat ediniz, ABD emperyalizmi açısından tam da böylesi bir strateji Büyük Ortadoğu Projesi olarak gündeme getirilmiştir. Irak ve Suriye’nin kuzeyinde Kürt devletleşmesinin önünün açılmasının arkasında İsrail ve ABD dururken, bunun İran’ın kuşatılması başlığı ile doğrudan ilgisi bulunmaktadır.

Önce Suriye’ye girdiler. Suriye Devleti’nin, İsrail için yıkılması, parçalanması, diz çöktürülmesi ya da zayıflatılması gerekiyordu. Bunu denediler ve bu planın bir numaralı ortağı AKP hükümetinden başkası değildi. Suriye’de cihatçı çetelerin AKP tarafından desteklenmesi ve yönlendirilmesi açık bir kanıt değil mi? Bugün İdlib’de “garantör ülke” olarak Türk askerinin bulunması akla şu soruyu getirmelidir: Kimin garantörü olarak İdlib’deyiz?

Yanıt açık olmalı: Cihatçı çetelerin.

El Kaide’nin Suriye kolu olan Nusra Cephesi’nin İsrail tarafından desteklendiği biliniyor. İŞİD’in ABD tarafından yönlendirildiği artık bilinmektedir. Bugün cihatçı çetelerle Suriye’nin parçalanması, yıkımı ve zayıflatılması en başta İsrail içindi ve bu konuda yol aldılar.

İşin bir başka boyutu da şu: İsrail açısından Hamas ve Hizbullah sorunu, Katar ve Türkiye ile ilişkileri geren, İran’ı ise hedefe oturtan bir başlık olarak ayrıca belirtilmelidir. Bugün Suriye savaşında gelinen yeni durum, bu sorunun üzerine gitmeye yetmemektedir. Tam da bu yüzden yeni gerilim noktaları aranmaktadır. Dün Hariri ile denenmek istenen bugün Kudüs gündemi ile yaratılmak isteniyor: Provoke ederek, İsrail’in müdahalesine zemin hazırlamak. Bu gerilim politikasının bir tarafında bizzat Erdoğan durmuyor mu?

Tam da bu yüzden AKP ve Erdoğan için her yol mubah ve her yol İsrail’e çıkmaktadır. İslamcılık, özünde İsrail çıkarları için hizmet vermiştir.

Bu gerçekler görülmeden, din adına ağzını açıp, insanların kutsal değerleri üzerinden oy ve destek devşirenleri iyi bilmek lazım.

Biçim ile öz aynı değil. Öze bakılmalı, Amerikancılığın ve İsrailciliğin, İslamcıların ve AKP’nin mayasında olduğu bir kez daha görülmelidir.

AKP, aslında Suriye’nin zayıflatılmasında bizzat İsrail çıkarlarına hizmet ettiği için bugün Kudüs meselesinde esip gürlemektedir. AKP, İsrail çıkarları için yeterince hizmet etmiştir, Kudüs konusunda da benzer bir rolü oynamaktadır. Görülmesi gereken budur.

Amerikan Yahudi Komitesi’nden cesaret ödülü almaları boşuna değildi.

 

Yukarı