Köşe Yazıları

Evet, Metin Feyzioğlu istifa etmelidir

Biliyorsunuz, geçen hafta Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) Genel Başkanı Selçuk Kozağaçlı’nın gözaltına alınması (ardından tutuklanması) üzerinden Türkiye Barolar Birliği’nin (TBB) ve başkanı Metin Feyzioğlu’nun sessizliği ve hareketsizliğine değinmiş, sorumluluklarını taşıyamayan ve konumu itibari ile avukatlara onarılmaz zararlar vermeye başlayan Metin Feyzioğlu’nun (artık) istifa etmesi gerektiğini belirtmiştim.

Meğer ben gece yazımı yazarken Feyzioğlu konuşmaya karar vermiş. Yazıyı gönderdikten sonra, ertesi gün söylediklerinden haberdar olabildim. Tabii, keşke konuşmasa idi, sessizlik hali daha iyiymiş denilebilir. Ben böyle düşünmüyorum. Konuşması hayırlara vesile olmuştur, iyidir!

Buna geleceğim.

***

Doğal olarak geçen haftaki yazım da her yazı gibi olumlu ve olumsuz tepkiler aldı. Konunun sıcak olması nedeni ile de biraz fazla.  Tek tek yanıt vermenin doğru olmayacağını düşünüyorum. Zaten bu yazı da tekrar Feyzioğlu’na geri dönmek istiyor.

Ama iki başlığa değinilmezse olmaz.

Bir meslektaş sosyal medyada aynen şöyle demiş: “‘Sağcı’, ‘solcu’ gibi avam kavramlar üzerinden Birlik başkanını kritize edeceksek vay halimize.”

Evet, aynen, “avam kavramlar” demiş. Elit kavramlar nelerdir, gerçekten bilmiyorum. İstesem de bu “eleştiri”nin üzerine benim fazla sözüm olamaz. Ama hukuk fakültelerinde zaten doğru dürüst okutulmayan hukuk başlangıcı, hukuk felsefesi gibi derslerin tamamen kaldırılması olasılığını düşündükçe…

Ne diyelim: “Biz avukatlar” biraz daha fazla okumalıyız!

Diğer bir eleştiri ise, bir kişinin sağcı olması nedeni ile istifasının istenemeyeceği yönünde. Doğru, kuşkusuz bu nedenle istenemez. Zaten ben de bu nedenle istifa etmesi gerektiğini yazmadım. Kaldı ki sağcı olmak “ayıp” bir şey değil. Sağcı olmayı bir küçümseme ifadesi olarak kullanmadığımı da belirtmek isterim. Yalnız, Metin Feyzioğlu uzunca bir süre solcu gözükmeye çalıştığı için bunun vurgulanması gerekmektedir.

Yalnız, tüm bunlardan öte TBB Başkanı Metin Feyzioğlu’nun duruşu ve sözü doğrudan sağcı olması ile ilgilidir.  Ve mutlaka eklenmelidir: Metin Feyzioğlu Türkiye sağı içerisinde kendine yer aramaktadır. Son çıkışı mutlaka buradan da okunmalıdır. Herkes bilmektedir ki, Feyzioğlu’na baroların birliğinin başkanı olmak yetmemektedir. Tüm o hamaset içeren twitter paylaşımları da bunun içindir.

***

Dediğim gibi, meğer ben gece Feyzioğlu ile ilgili yazımı yazarken konuşmaya başlamış bile. Öyle sözler söylemiş ki, ÇHD Genel Başkanı Selçuk Kozağaçlı gözaltında iken yapmış olduğu tüm o twitter paylaşımları bile birdenbire masum kalıvermiş!

Hatırlatmak ve unut(tur)mamak boynumuzun borcu:

Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın yargılandıkları davanın duruşmasından önce tutuklanan ÇHD üyesi avukatlarla ilgili, polisin öldürdüğü teröristin üzerinden çıkan listede tutuklanan bazı avukatların adı geçtiği söyleniyor. Ben bu listenin değersiz olduğunu söyleyemem demiş. Sonra burada da durmamış ve açlık grevi yapan kişi, bilincini kaybettiğinde, devletin ona ölmemesini sağlamak için müdahale etme yükümlülüğü var demiş.(1)

Bilmeyenler için söyleyeyim, Metin Feyzioğlu bir ceza hukuku profesörü. Görevleri arasında hukukun üstünlüğünü ve insan haklarını savunmak, korumak ve altını çizerek yazıyorum bu kavramlara işlerlik kazandırmak olan Türkiye Barolar Birliği’nin başkanı olan bir ceza hukuku profesörü.

Peki, haksızlık etmeyelim.

Metin Feyzioğlu sözlerinin basına yansımasından sonra bizzat kaleme aldığı bir yazısında konuşmasının, içinden alınan bir cümle ile çarpıtıldığını belirtti.(2)

Ama…

Ben her zaman açlık grevi suç değildir dedim diyor. Ancak açlık grevi yapana devletin müdahale yetkisi olduğu yönündeki sözüne bu yazısında değinmemiş. O zaman bu söze dair bir çarpıtma olmadığını düşünebilir miyiz?

Yine, tutuklanan avukatlarla ilgili söylediği sözler ise yazıda hiç yer almamış. Demek bu konudaki sözleri de çarpıtılmamış! Demek ki Feyzioğlu’na göre bahsi geçen liste (hala) değersiz değil!

Yani aslında çarpıtma filan yok. Esasen Feyzioğlu kendisine yönelik eleştiriler içerisinden bir cümleyi çekerek cımbızlıyor.

Son bir noktaya daha değinerek bu yazı bahsini kapatıyorum.

Yazı şöyle bitiyor: Bize kasıtlı ve örgütlü saldıranların maksadı başka. (Bunları da büyük harflerle yazmış.) Biz; üniter devleti, milli devleti, kimseye ayrımcılık yapmadan herkesi kucaklayan Cumhuriyet’in kuruluş felsefesini savunuyoruz. Bundan rahatsız olanlar var.

Benim takıldığım nokta Cumhuriyet’in kuruluş felsefesini savunduğunu söylemesi.

Aklıma Feyzioğlu’nun 8 Kasım ve 10 Kasım tarihli twitter paylaşımları geliyor.  Hani şu, Atatürk’ün son sözünün “ve aleykümselam” olduğunu ifade edip, Atatürk’ün kendini karşılayan meleklere selam verdiğini düşündüğünü belirttiği paylaşım ile yine Atatürk’ün Türk milletine yardım etmek için Tanrı tarafından gönderildiğini ifade ettiği paylaşım.

Metin Feyzioğlu 1923 Cumhuriyeti’ni oluşturan değerler arasında aydınlanmacılığın olduğunu bilmez mi?

Tabii ki bilir. Peki, o zaman neden aydınlanmacılığa uzaktır? 

Geçen yazımda da belirttiğim gibi Feyzioğlu basiretsiz değildir. Bilinçli bir davranış içerisindedir. Tekrar söylemek zorundayım, Metin Feyzioğlu sağcıdır. Bu kimliğine uygun hareket etmektedir.

***

Tekrardan sorulabilir: Sağcı bir TBB Başkanı olamaz mı? Olabilir tabi.

Ama olmamalıdır.

Siyasal tutum alışları sağcılık ve solculuk olarak nitelendirmek, 1789 Fransız Devrimi ile başlamıştır. Devrim sonrası toplanan meclisin sağında kralcılar, solunda devrimciler oturmuştur.

Sağcılık kurulu düzeni savunmaktır. Yenilenmeye karşı olmaktır.

Türkiye sağı hiçbir zaman “hukuk devleti” ve “insan hakları” ile barışık olmamıştır. Hele bu kavramlara işlerlik kazandırmak gibi bir yaklaşıma hiçbir zaman sahip olmamıştır.

Oysa bunlar TBB’nin başta gelen görevleri arasındadır.

Feyzioğlu Cumhuriyet’in kuruluş felsefesinden bahsetmektedir. Oysa Cumhuriyet ve onun değerleri kamuculuk, aydınlanmacılık, bağımsızlıkçılık (bugün yalnızca) sol tarafından savunulmaktadır. Ve ancak sol tarafından ileri taşınabilir.

İşte bu nedenlerle TBB’nin sağcı bir başkanı olmamalıdır. 

***

Hepsi, ama hepsi bir yana.

Bir ceza hukuku profesörü olan Metin Feyzioğlu diyor ki, polisin öldürdüğü teröristin üzerinden çıkan listede tutuklanan bazı avukatların adı geçtiği söyleniyor. Ben bu listenin değersiz olduğunu söyleyemem.

Söyleniyor!

Görmemiş bile! Hatta birinci elden dahi duymamış.

Hem varsa dahi, nedir o liste? Bir kartvizit mi? Yani, bir avukatın isminin bir kâğıtta yazıyor olması yeterli, öyle mi?

Metin Feyzioğlu şaka mı yapıyor?

Peki, bunların da hepsine tamam.

Hiç olmazsa bir kere ziyaret etti mi bu meslektaşlarını? Bir kere de onlara sordu mu, onlardan dinledi mi?

Türkiye Barolar Birliği Başkanı, avukatlık mesleğinin yok edilişini seyretmektedir.

Öyle ise, Metin Feyzioğlu istifa etmelidir!

—————————————————————————————————————————————

[1] http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/turkiye/867170/Metin_Feyzioglu__Kimse_benden_Nuriye_ile_Semih_i_evlat_edinecek_bir_sempati_icinde_olmami_beklemesin.html# (Erişim Tarihi: 22.11.2017)

[2] http://odatv.com/nuriye-ve-semih-hakkinda-ne-dusunuyorum-1711171200.html (Erişim Tarihi: 22.11.2017)

Yukarı