Serbest Kürsü

SERBEST KÜRSÜ | Elon Musk Üzerine

SERBEST KÜRSÜ | Elon Musk Üzerine

Mehmet AKI

 

Elon, karşınıza sempatik bir girişimci, bilim insanı, insanlığın kurtarıcısı gibi bağdaştırmalar ile çıkıyor olabilir. Gelin, Elon’ın kimin/kimlerin kurtuluşundan yana olduğu hakkında biraz kafa yoralım.

Kim Bu Elon Musk?
Elon, bundan birkaç ay önce Türkiye’den çekilen PayPal’ın kurucularından. PayPal üzerinden elde ettiği 168 milyon dolarlık sermayesi ile Tesla Motors, Space X, Solar City gibi şirketleri kurmuş, güneş enerjisi depolayabilen ev çatıları, birkaç kullanımlık uzay roketleri ve elektrik enerjisiyle çalışan arabalar üretmiş, bunlar üzerinden sermayesini 100 katından fazlasına (net sermayesi yaklaşık 19 milyar dolar) katlamış bir kapitalist. Onu şu sıralar Türkiye ziyareti ve sosyal medyada Atatürk’ün sözlerini paylaşmasıyla tanıyoruz. Zira sempatik girişimci Elon, (Elon’ı Kanada başbakanına benzettiğime değinmeden geçemeyeceğim) sırasıyla 2020 ve 2023 yıllarında fırlatılması düşünülen Türksat 5A ve 5B uydularının ihalesini kaptı. Elon’ın ufak bir karikatürünü çizdiğimi düşünerek ikinci kısma geçiyorum, anlaşılabilirlik açısından Elon hakkında bu kadarı yeterli.

 

Trump, Musk’ın Ağabeyi
İzin verirseniz Trump hükümetinin ekonomi politikalarından biraz bahsedeyim: Trump, Clinton’ı eleyerek ABD emperyal sermayesinin temsilcisi haline geldiğinden bu yana hatta siyasi hayatında 2000’lerden beri saldırgan bir rol model sergilemekte. Bu politik tercihin, “Make America Great Again!” sloganın, Ortadoğu’ya dair söylemlerin ve daha birçoğu bu konuya örnek verilebilecek yaptırımların arkasında temel olarak, Obama zamanında tercih edilmiş ve daha çok ABD sermayesinin “güvenilir” bir şekilde işletilmesine, mevcut durumunun ve yapısının korunmasına yönelik ekonomik modelin son bulması ve Amerika’nın emperyalist hiyerarşi basamakları arasında hâlihazırda sahip olduğu üstünlüğü artırması gibi amaçlar taşıyan bir ekonomi modeli var.

En temelinde, Elon’ın sahibi olduğu şirketlerin ürettiği özgün projeleri ile oluşturduğu “pazarlanacak yeni şeyleri” Trump’ın ekonomi politikalarıyla gayet uyumlu. Sempatikliğini veya bazılarına göre zekâsını kullanıyor, Amerikan dizilerinde oynuyor, Anıtkabir ziyaretinde bulunuyor, insanlığı kurtaracağını iddia ettiği Mars’ta kolonileşme fikirleri öne sürüyor, yenilenebilir enerji için çalıştığını söylüyor ve daha bir sürüsü. Bunlar Elon’ın tercihleri, zira kendini Steve Jobs gibi de lanse edebilirdi. Görmemiz gereken nokta ise kişilik özellikleri ne olursa olsun Elon, Amerika’nın emperyal sermayesi için pazarlanabilecek yeni şeyler üretiyor ve Emperyal burjuvazi sınıfına hizmet ediyor. İnsanlığı, Dünya’dan kaçmak gibi fikirlerin eşiğine getiren, küresel ısınmayı başlatan, canlı çeşitliliğini 20 yıl içerisinde yarıya indiren, soya yetiştirmek için Yağmur Ormanlarını kesen, Ortadoğu’yu kan gölüne çeviren, milyonlarca işçinin hayatını ve emeğini sömüren, Hiroşima’ya ve Nagasaki’ye atom bombası atan ve bunları -sınıfsal kimliğinin doğasından dolayı- kendi maddi çıkarları için yapagelen Emperyal burjuvaziye.

 

Musk’ın Elektrikli Arabaları “Yeni” midir veya Dünyayı İçinde Olduğu Durumdan Çıkartır mı?
Soruyu sadece Musk üzerinden sormak bir örneklendirmenin ötesine geçemez, zira Musk, parçası olduğu kapitalizmin yalnızca bir aracıdır, Larry Page, Tim Cook, Mark Zuckerberg, Bill Gates ve daha niceleri gibi. Her birinin internette karizmatik fotoğraflarını, çok özlü sözlerini, fakirlere yaptıkları yardımları(!) ve tabi ki kendi vakıflarına yaptıkları bağışları internette bulabilmeniz mümkün. Burjuvazi/patron doğasının bir kanunu olarak, her biri işçi haklarında birçok skandala imza attı.

Musk, aslında yaklaşık 10 yıldır sermayesinin dinamik hale gelmesi için çabalar dururken ancak son birkaç aydır gündemde hiç olmadığı kadar yer etmiş durumda. Öncesinde ise onun yerine başkaları kullanılıyordu. Her bir araç, ihtiyaç duyulduğu miktarda kendini hissettirir. Musk’ın söyleyegeldiği şeyler açısından tuttuğu yer; insanlığın, şu an diğerlerine göre daha çok göze batan sorularını işaret ediyor: “Dünya’nın içinde olduğu hal nasıl değişecek?” “Dünya geri dönülemez bir döngüye mi girdi?”

Soruların cevabını ayrıntılı bir şekilde buraya sığdıramayacağım için yine bir örneklendirmeye başvuracağım: Dünya, birkaç kimsenin cüzdanının içindedir; bu kimseler tarihsel olarak cüzdanlarını genişletmeye önce yakınlarındaki emeğe dayalı üretimi sömürerek başlamış, cüzdanını genişlettikçe, dünya üzerindeki bütün emeğe dayalı olan veya olmayan şeyleri (beşeri ve doğal bütün kaynakları) sömürerek devam etmiştir. Bu kimselerin de bildiği gibi, cüzdanlarının içinin dolmaya devam etmesi ancak bağımlı oldukları ve doğaları gereği yalnızca kendilerinin sağlayamayacakları emeğe dayalı üretimle mümkündür (üreten sınıfa bağımlılardır). Aynı zamanda bu kimselerin Dünyayı sömürmesi, kendilerinden olmayanların (kendilerinden olmayanlar, insanlığın yaklaşık olarak %99.5’ine tekabül ediyor) “Dünya’nın güzelliklerinden” yararlanamamaları anlamına geleceği için ve bu kimseler, kendilerinden olmayanlara bağımlı olduğundan (emeğe dayalı üretimi kendilerinden olmayan kısım yapıyor) kendilerinden olmayanları, Dünyanın güzelliklerinden mahrum kalmaya ikna etmeleri gerekiyor. Bu şemada Elon, sempatikliğiyle birlikte bahsi geçen döngüde “ikna ediciyi” oynuyor. Bahsi geçen “kimseler” burjuvazi sınıfını, “üretenler” ise en temelinde işçi sınıfını, işçi sınıfının yanında akla gelebilecek birçok emekçi tabakayı temsil ediyor. Elon, başlarken aklımıza gelen çözüm bulma amaçlı soruların temelindeki sorunların oluşumunda bizzat görev alan, burjuvazi sınıfının ikna edici bir aracıdır. Bu anlamıyla Elon’a ikna olmak Dünyayı zaten bu hale getirmiş olana ikna olmaktır. Şemadan da çıkarılabileceği gibi ise burjuvazi sınıfının önünü kesecek olan, dünyayı içinde olduğu halden kurtaracak olan yolu üretimde bulunan sınıflarda -en temelinde işçi sınıfında- aramak gerekmektedir. Akıllar karışmasın!

Yukarı