Köşe Yazıları

İlker Başbuğ, biraz Marx ve Lenin okumalıdır!

İlker Başbuğ, Türkiye Cumhuriyeti’nin 26. Genelkurmay Başkanı. Amerikancı ve ılımlı İslamcı Gülen Hareketi tarafından, bir tezgahla tutuklandı. Şimdi serbest ve sivil olarak görüşlerini açıklıyor.

“Bir ülkede milli burjuvazi olmadan o ülkenin düzlüğe çıkması mümkün değil” demiş. “Bunu da ilk defa farkeden İttihat Terakki’dir. İttihat ve Terakki Cemiyeti, Osmanlı İmparatorluğu’nun kurtuluş yolunun milli burjuvazi sınıfının yaratılmasından geçeceğini düşünüyordu. Bununla ilgili çabaları var. Bugün Türkiye’nin milli burjuvazi sınıfı olsaydı bir çok sorunlar olmazdı, bu kitaba da gerek kalmazdı” diye devam etmiş.

Demek ki, Türkiye’de milli burjuvazi olmadığını düşünüyor. Koçları, Sabancıları, Hasları ve benzerlerini milli görmüyor.

Demek ki, Türkiye’de milli burjuvazinin yaratılmadığını, böyle bir sürecin işlemediğini düşünüyor. Niyet vardı ama olmadı diyor.

Demek ki, bugünkü tablodan mutlu değil ve “Türkiye köküne kadar milli bir burjuvaya sahip olsaydı, bugün bu sorunları yaşamazdık” demek istiyor.

Kısacası başka bir açıdan “kendi işçimizi kendi burjuvazimiz sömürseydi.” diyor. Yani sömürünün varlığını değil sermayenin millisinin derdine düşmüş. Alman gibi olsaydık diyor, İngiliz gibi olsaydık diyor, kendi işçilerimizi ve emekçilerimizi sömürseydik diyor. Yetmezse başka ülkelerin emekçilerini sömürmek için büyük devletler gibi yapardık diyor. Söylediği sözler kadar, eksik bıraktığı, söylemediği sözlerin gideceği mantık yolunun bu olduğunu göremiyor. Ama meselenin en basit tarafı bu…

Askerdir, kalıplara alışıktır. Önemli bir söz söylemiştir, ancak söylediği sözün altını eşelemek gerek… Yıllardır devletin en önemli koltuğunu işgal edenlerin, koltuklarından olduklarında fikirlerini daha rahat söylediklerinde gerçekler daha fazla açığa çıkıyor.

Başbuğ göremiyor. 100 yıl öncesinin Türk aydının penceresinden çıkamıyor.

Ama gerçekler başka şekilde hayat buluyor.

Öncelikle Türkiye geç kapitalistleşen bir ülke. Tam da dünya kapitalizminin emperyalist aşamaya geldiği bir dönemde bu adımı atıyor. Bütün Avrupa’da burjuva sınıfı artık gerici bir sınıf haline geliyor. (dinci gericilikten bahsetmiyorum, tarihsel olarak ilerici olup olmaması kasıt burada.) Türkiye’de yaratılan milli burjuvazi de işte bu tarihsel kesitten muaf olamıyor. Türkiye sermaye sınıfı hep gerici-sağcı bir sınıf olmuştur. Başbuğ bunu göremiyor.

Emperyalizmin bütün ülkeleri kuşattığı ve işgal ettiği bir tabloda bir gerçeği daha bilmiyor. Emperyalist sisteme bağlanmanın tek başına askeri işgal ile değil aynı zamanda bütünleşik bir iktisadi sistemin yaratılmasından geçtiğini anlayamıyor. İyi bir siyasi ve iktisadi eğitimin askeri okulda okutulması gerekirdi. Her kapitalist ulus devlette burjuva sınıfı çıkıyor ve dünya sermayesine göbekten bağlanıyor.

Rekabetçi kapitalist dönemden tekelci kapitalist dönemi bilmiyor. Kapitalizmin emperyalist aşamasını da… Milli burjuvanın, emperyalist aşamada kapitalistleşen bir Türkiye’de mümkün olamayacağını anlayamıyor.

Çünkü kapitalist Türkiye’nin askeridir, kapitalizmin sınırlarının dışına çıkamıyor.

Klasik sömürgecilik dönemi ile emperyalist dönem arasındaki farkı bildiği ancak anlamadığı görülüyor. Ne yaparsanız yapın, istediğiniz en milli burjuvayı getirseniz bile emperyalist dünya sistemine bağlanmayı önünüze koyarsanız orada “millicilik” kalmaz, işbirlikçilik, kompradorculuk gelişir. İşin yasası, eşyanın tabiatı, kapitalizmin işleyişi böyledir. Bilimsellik tam da burada vardır.

Ve Türkiye, milli burjuvazi yaratma yoluna basbayağı gitmiştir. Devlet eliyle yaratmıştır da. Sonuç, emperyalizme bağımlı, eşitsizlikle dolu, gerici bir toplumsal düzen… 94 yıllık Cumhuriyet tarihi bundan ibarettir. Başbuğ hangi hikayeden bahsediyor?

1923 Cumhuriyet’i, Lenin’in Sovyetleri ile birlikte doğdu. Lenin, İngiliz emperyalizmine karşı Mustafa Kemal’i destekledi. Ancak en büyük hata, ülkenin solunun budanmasıydı. Komünist hareketin tasfiye edilmesiydi. Bunu millicilik sananlar, nasıl Amerikancılığa teslim olduklarını görürlerse yanıldıklarını anlayacaktır. Ülkenin solu olmazsa, gelinecek yer AKP iktidarından başkası olmayacaktı. Yaşananlar kısacası ve basitçe bundan ibarettir.

1923 Cumhuriyet’i sol çıkıştı. Mecburdu solcu olmaya. Yoksa kurulamazdı. Her yenilik, her çıkış, her kopuş, her ileri adım soldur.

Ama 1923 Cumhuriyet’i kapitalist yolu seçti. Milli burjuvaziyi yaratmayı hedefledi. Hiç de Başbuğ’un söylediği gibi değil tersine tam da bu yoldan gidildi. Sonuç bellidir; Başbuğ bile memnun değildir.

Komünistler kaç yıldır söylüyor!

Cumhuriyet’i kemire kemire bitiren burjuvaziden başkası değildi. Gelinen nokta bir kez daha söylersek AKP’nin tek adam rejimidir.

Milli burjuvazi mümkün değildir. Emperyalizm çağında kapitalistleşme yolunun seçilmesi, milli burjuvaziyi hayal yapar, burjuvazinin millisi yoktur. Hele küreselleşme çağında mümkün mü? Onlar sadece karlarını düşünür.

Eğer “millicilik” aranacaksa, o ancak ve ancak emeği ile geçinen işçilerden başkası değildir. Çünkü çıkarı ülke çıkarıyla, kaderi ülke kaderiyle çakışan tek sınıf işçi sınıfıdır.

İlker Başbuğ göremiyor. Ancak kabahatin büyük bölümü de kendisindir. Türk Silahlı Kuvvetleri’nindir. 12 Eylül askeri cuntasına imza atan ordu, Türk İslam sentezi adıyla bir ideoloji getirirse AKP’den şikayet etmeyecektir. 12 Eylül askeri cuntasının lideri Kenan Evren, elinde Kuran, mitinglerde Tayyip’ten daha öte dincilik yapmışsa şikayet etmeyecektir. Edemez, hakkı yoktur, önce eleştirisini verecek, şapkasını önüne koyacaktır. Önce ülkemizdeki askeri darbelerin arkasında emperyalizm olduğunu ortaya koyacaktır.

Millicilik diyorsa demek ki emperyalizme karşı gelmek gerektiğini düşünüyor. Emperyalizme karşı olmak, askeri, kültürel, siyasi ve ekonomik olarak bağımsız olmayı gerektirir. Burjuva sınıfı yaratacaksınız, emperyalizmden bağımsız olmayı savunacaksınız! Var mı böyle bir mantık?

Bugün Cumhuriyet gericiler tarafından yıkılmış, devlet ele geçirilmiş, ülkemiz emperyalizme teslim edilmiştir. 94 yıllık kapitalist yolun öyküsü bundan ibarettir.

O yüzden yeni bir Cumhuriyet!

Kapitalist yol denendi, yeni bir yol denenmelidir. Bağımsız bir ülke olmak istiyorsak emperyalizme kafa tutmak gerek. Emperyalizme kafa tutmak için kapitalizmi yıkmak gerek!

İlker Başbuğ, biraz Marx ve Lenin okumalıdır! Aklı açılır!

Sonra kitap yazmalı, panellere çıkmalıdır…

Gündem

Yukarı