Pusula

Sosyalist Cumhuriyet: Yeni bir cumhuriyeti inşa etmek!

Laiklik, bağımsızlık ve emekçilerin-üretenlerin çıkarları artık siyasete damga vurmalıdır. Emekçi halkın devlet yönetimine katıldığı bir ülke için; Sosyalist Cumhuriyet güncel ve gerçekçidir.

Ahmet Yenil

 

Cumhuriyet’in kuruluşunun 94. yıldönümündeyiz. Ancak ortada kutlanacak bir cumhuriyet kalmadığını hep birlikte görüyor ve yaşıyoruz. Cumhuriyet fikri tarihsel olarak bağımsızlığı, laikliği, kamusal alanı, planlamayı, yönetimin tanrısal bir olgu olmaktan çıkarılmasını, iktidarın babadan oğula değil meclise taşınmasını ve en önemlisi yurttaşlığı gündeme getirir.

Süreç içerisinde bugün birincisi yıkılmıştır, ikinci cumhuriyet inşa edilmektedir. Kapitalizmin sömürü mekanizmaları daha da kuvvetlenmiş, ülkemiz emperyalizme daha bağımlı hale gelmiştir.

Bu süreçte, “vesayetten kurtuluyoruz, demokratikleşiyoruz” adı altında uydurma davalar, siyasi operasyonlar vardır; “12 Eylül Anayasası ile hesaplaşma” adı altında yargının ve hukukun FETÖ’ye teslim edilmesi vardır; “sosyal yardım ve dayanışma” adı altında yoksullaşma, reel ücretlerin düşmesi ve işsizlik vardır; “yol yaptık, köprü yaptık” propagandasının altında kentlerin yaşanmaz hale gelmesi, rezidans ve alışveriş merkezi cehennemi gerçeği vardır; Amerikancı FETÖ darbesi vardır; “Arap Baharı” adı altında bölgede savaş çığırtkanlığı ve dost ülkelerin içişlerine emperyalizm lehine müdahale etmek ve oradaki terör örgütlerini beslemek vardır; Başkanlık Rejimi, otoriterlik ve diktatörlük vardır.

Bu süreç, ülkemizde bir rejim ve cumhuriyet tartışmasını gündeme getiriyor.

Sosyalist Cumhuriyet devrimci seçenektir!

Sermaye sınıfı, Cumhuriyet’i ve kazanımlarını bırakın ileri götürmeyi, muhafaza dahi edemedi ve içten dışa bu kazanımları kemirdi. Patron partisi AKP, bu sürecin taşıyıcısı ve sürdürücüsü oldu. Toplum gericileştirildiği, kadınlar üretim sürecinden ve yaşamdan, emekçiler eğitimden koparıldığı oranda eskiye ait yönetim mekanizmaları gündeme getirildi. Hadım yasası, cihadın eğitim müfredatına konulması, müftülük nikahı yasası, iş davalarında arabuluculuk bunlara sadece birer örnek.

Türkiye kapitalizminin ana yönelimi bu ve bu yönelim emperyalizmle uyumlu. Gericileşme, otoriterleşme, sermayenin merkezileşmesi, emperyalist ülkelerdeki sağ-milliyetçi yükseliş, arkaik yönetme mekanizmalarının çözüm olarak sunulması artık bir kırılma olarak görülmemeli. Karşı-devrim süreci tamamlanmıştır. Dolayısıyla gericilikle düzen içi seçenekler ile mücadele edilemez, muhalefet bile edilemez.

Tarihin çarkını geri çevirmeye çalışarak kapitalizmin yarattığı sorunları çözemeyiz. Bu nedenle, Sosyalist Cumhuriyet tarihsel kazanımları bir yük olarak görmeyecek, ileri götürecek tek seçeneği ve bu yüzden de devrimci seçeneği oluşturuyor.

Sosyalist Cumhuriyet emekçi cumhuriyetidir!

Sömürü mekanizmalarına dokunmayan, çalışma süresini dert etmeyen, piyasa anarşisine ve liberal ekonomi politikalarına itiraz etmeyen, işçi cinayetlerine ve iş kazalarına davetiye çıkaran cumhuriyet “taşeron cumhuriyeti” olmak durumundadır.

Ülkemizin temel sorunu ve çelişkisi emek ve sermaye arasındaki çelişkidir. Bu çelişki, Sosyalist Cumhuriyet’te emekçiler yani toplumun büyük çoğunluğu çıkarına çözülecektir. Kapitalizmin ve emperyalist dünyanın gerek teknoloji gerek enerji kaynaklarını har vurup harman savurması, akılsızlığı ile ilgili değil, yapısal problemidir. Kapitalizmin temel enerji kaynağı hala petroldür ve başta bölgemiz ve Latin Amerika emperyalizmin aç gözlülüğü yüzünden işgal altındadır.

Planlı, kamucu, piyasa anarşisini bitirip halkın ihtiyaçlarını gözeten, borsa ve mali spekülasyonları bitiren, sanayi ve imalata yönelen, işsizliği yasaklayan, çalışma sürelerini kısaltan, teknolojiyi emekçiler lehine kullanan, tüketim çılgını değil üretim sevdalısı bir toplum.

İşte bu yüzden Sosyalist Cumhuriyet emekçi cumhuriyetidir, paranın saltanatını ve yönetme gücünü ortadan kaldıracaktır. Paranın gücü değil emekçilerin ve ülkenin çıkarı siyaseti belirleyecek tek güç olacaktır.

Sosyalist Cumhuriyet bağımsızlığın cumhuriyetidir!

Emperyalist-kapitalist dünyadan kopmadıkça bağımsızlığın hayal olduğunu bilmek gerekiyor. Birincisi emperyalizm bugün yeni pazar ve enerji kaynağı arayışını savaşlar ile sürdürmek durumunda. Konseptler ve yaklaşımlar değişse de esas olan kendi ülkenizin dışında silahlı gücünüzle hegemonya arayışı oluyor. Ülkemizin İkinci Cumhuriyet ile bağımlılığının artması, savaşın, kafa kesmelerin, bombalarla terbiye edilen bir ülke haline gelmesinin önünü açıyor.

İkincisi ülkemiz dışında üs açmak ve asker bulundurmak da yine emperyalizmin tercihleri ile ilgili. Zamanında “Kore Nire” diyerek anti-komünist Amerikan conisi için ölüme gönderilen Mehmetçik bugün emperyalizmin ve işbirlikçisi AKP’nin petrol ihtiyacı ve cihatçıların korunması için ölüme gönderiliyor.

Üçüncüsü bağımlılık ekonomik politikaların finans tekelleri çıkarına düzenlenmesi, tarımsal ve hayvansal üretimin bitirilmesi anlamına geliyor. Kendi ilacını üretemeyen bir ülke haline getirildik, buğday, elma ve et ithal edilen, tekellerin at koşturduğu bir pazar haline geldik.

Kültürel yozlaşma, aydın ve aydınlanmadaki kısırlık da birinci dereceden bağımlılık ilişkileri ile ilgili.

Sosyalist Cumhuriyet bağımsız bir ülkenin rejimidir, emperyalist-kapitalist zincirden koparak yeni bir ülke kuracaktır. Kendi kaynakları ile kalkınan, tekellerin değil halkın çıkarlarını düşünen bir ülke kurulacaktır. Ülkemizin çıkarları emperyalizmin çıkarlarının karşıtıdır.

Sosyalist Cumhuriyet laikliğin cumhuriyetidir!

Laiklik Fransız Devrimi’nden beri insanlığın ilerlemesinin bilimle birlikte temel kaynağı haline gelmiş durumda. Cumhuriyet fikrinin en temel kazanımlarından biri olan laiklik zaman içerisinde sermaye sınıfı tarafından ciddi bir yük olarak görüldü ve sırtlarından bu yükü attılar. Önce anlamı ve uygulama yöntemi tartıştırıldı. Sonra seyreltildi.

Laik bir ülkenin ‘laik olamayan başbakanı’ ile birlikte imam-hatip kuşağı ülkeyi yönetmeye başladı. Sonuç, yıllardır sağ iktidarlar tarafından önü açılan, AKP’nin kadro kaynağı başka bir siyasal İslamcı yapının darbe girişimi oldu.

Laikliğe, bilime, evrime sırt çevrildi, cemaatlerin ve tarikatların devlete yerleşmelerinin ve toplumda örgütlenmelerinin önü açıldı. Emperyalizm “komünizm öcüsüne” karşı siyasal İslam’ın önünü açtı ve IŞİD ortaya çıktı. Paralel gelişen bu süreçler insanlığın toplumsal ve tarihsel değerlerine ciddi bir saldırı anlamına geldi.

Sosyalist Cumhuriyet, tam da bu yüzden tarikatların değil laikliğin ve aydınlanmanın cumhuriyeti olacak. Eğitimin ücretsiz, devlet tarafından, bilimsel bir içerikle verileceği, kadınların eşit ve özgür bir şekilde üretime ve yaşama dahil olacakları bir ülke kurmak gerekiyor.

Sosyalist Cumhuriyet güncel ve gerçekçidir!

Emperyalist sistem bir ideolojik kriz yaşıyor ve birliğini sağlamakta zorlanıyor. Tutkal olacak, model önerecek noktada değil. Sorunları yapısal ve bu ciddi sıkışmaları açacak sihirli bir enstrümanı bulunmuyor. Savaş çıkarmaktan, silah tekellerini beslemekten başka bir yol haritası çıkaramıyor. Dünyada demokrasi rüzgarları esmiyor, esecek gibi de görünmüyor.

Ülkemizdeki gerici sermaye iktidarı da bu durumdan muaf değil. Sorunları yapısal, çözüm önerileri de gerici. Çocuk yaşta evliliği engellemenin yolu olarak müftülere nikah kıyma yetkisini getirdiğini söylüyor!

Laiklik, bağımsızlık ve emekçilerin-üretenlerin çıkarları artık siyasete damga vurmalıdır. Emekçi halkın devlet yönetimine katıldığı bir ülke için; Sosyalist Cumhuriyet güncel ve gerçekçidir.

Yukarı