Pusula

Fransa'dan ABD'ye emperyalizm ve Vietnam

PUSULA’da bu hafta Zafer Aksel Çekiç Vietnam’da emperyalizmin bugün bile etkileri süren vahşi saldırganlığını değerlendirdi.

Zafer Aksel Çekiç

 

Vietnam, Kamboçya ve Laos’ta sosyalist iktidarlar kurarak taçlandırdı. Ancak bunun için bugün bile devam eden büyük bir bedel ödedi. Bu ülkeler emperyalizmin gözü dönmüş vahşetinin bugün bile etkilerini yaşayan birer canlı tanık olarak ayakta duruyorlar.

Emperyalizmin 20. Yüzyıldaki en kanlı ve acımasız savaşlarından birinin mekanı olan Vietnam zaten 18. Yüzyılın sonlarından itibaren Fransa’nın ticaret ilgisinin odağındaydı. Kısa bir süre sonra askeri olarak da bölgeye müdahale etmeye başlayan Fransa’nın bölgedeki varlığı 1954’e kadar sürecekti. Ancak emperyalizmin bölgeye müdahalesi bununla bitmeyecek bir süre sonra bu kez ABD bölgeye gelecekti.

Bir dönem “Ho Ho Ho Chi Minh, iki üç daha fazla Vietnam, Ernesto’ya bin selam” sloganıyla Türkiye devrimcilerini de fazlasıyla etkileyen Vietnam ve Vietnam Savaşı, tüm dünya ile birlikte ABD’de de düzenin yumuşak karnı haline gelse de bugün ancak Amerikan sinemasıyla akla geliyor.

Oysa Vietnam Savaşı, emperyalist saldırganlığın bugün bile doğrudan etkileri süren en vahşi örneklerinin sahne aldığı bir savaş. Bu anlamda bugün emperyalist merkezlerden çeşitli ülkelere yöneltilen tehditlerin sonuçlarının ne olacağını görmek için de önemli dersler ve gerçekler sunuyor.

Japon işgali ve Fransa’nın kovulması

Esasında Vietnamlı komünistler daha 1930’da bugünkü Vietnam, Kamboçya ve Laos’u kapsayan Fransız Çinhindi idaresine karşı isyanlara başlamıştı. 1930-1931 arasında ve 1940’ta iki kez bağımsızlık için ayaklanan komünistlerin bu çabaları o dönemde başarıya ulaşamamıştı.

Fransa’ya karşı mücadele sürerken 2. Dünya Savaşı’nın başlamasıyla Japon işgaline karşı da bir mücadele haline gelmişti. 1935’te kurulan Viet Minh (Vietnam Bağımsızlık Birliği) 1941’de yeniden etkin hale getirilirken özellikle 1944 ve 1945’te Japon emperyalizminin işgali nedeniyle yaşanan büyük kıtlık bu mücadeleyi yükseltecekti. Ağustos Devrimi ile Hanoi’yi ele geçiren Ho Chi Minh önderliğindeki Viet Minh, 1945’te Vietnam Demokratik Cumhuriyeti ile bağımsızlık ilan edecekti.

Ancak bu bağımsızlık ilanı, Milliyetçi Çin ordusunun Japon askerlerinin çekilmesini takip etmek üzere ülkeye girmesi nedeniyle büyük ölçüde kağıt üstünde kaldı. 1945’te Vietnamlıların Fransız Savaşı olarak andıkları Birinci Çinhindi Savaşı başladı. 1954 Mart ve Mayıs ayları arasında süren Dien Bien Phu Muharebesi’ne kadar süren çatışmalar emperyalizmin Vietnam’da bırakacağı son izler olmayacaktı.

Fransızlar savaş boyunca 311 sivilin katledildiği Kedi Körfezi Katliamı ve 286 sivilin katledildiği Cau Hoa Katliamı gibi pek çok katliam yaparken, özellikle napalm kullanılarak yapılan hava saldırıları ile savaş esirlerinin işkencelerden geçirilip infaz edilmesi gibi pek çok uygulamayı da ABD’ye devretti.

1954’te toplanan Cenevre Konferansı’nda ise kuzeyde bağımsız bir Vietnam’ın kurulması sağlanmıştı.

ABD’ye karşı direniş savaşı

Bir yıl sonra yapılacak seçimlerle birlikte 17. Paralel üzerinden ikiye ayrılan Vietnam yeniden birleşecekti. Ancak güneydeki işbirlikçi rejim önce tüm siyasi muhaliflerini ezmeye yöneldi ve daha sonra bağımsızlık ilan ederek ABD tarafından da olası görülen bir seçim mağlubiyetinin önüne geçmek isteyecekti.

Güney Vietnam’da en başından beri kırsal alanda silahlı direniş olsa da bunlar dağınıktı. Ancak 1960’a gelindiğinde Vietnam’ın güneyinde komünist Viet Cong (Ulusal Kurtuluş Cephesi) örgütlenmişti. Bu tarihte Vietnamlı komünistler güneydeki direnişi bütünüyle sahiplenmiş ve ABD emperyalizminin ülkeyi terk etmesi çağrılarına başlamıştı.

ABD ordusunun mevcudu 1961 ve 1962’de peş peşe üçer kat artmıştı. 1964’te ise ABD hükümetinin doğrudan bir savaş için manipüle ettiği Tonkin Körfezi Olayı sonrasında önce hava saldırıları ve ardından kara harekatıyla hem Viet Cong hem de Vietnam Demokratik Cumhuriyeti’ne karşı savaş başlatılmış oldu.

Vietnamlıların Direniş Savaşı veya Amerkan Savaşı olarak andıkları bu ikinci Çinhindi savaşı 4 milyon insanın ölümüne ve en az o kadarının da yaralanmasına neden olacaktı.

ABD’nin savaş suçları

1968’de 22 sivilin katledildiği My Lai Katliamı’nın ortaya çıkmasıyla ABD’nin Vietnam’da işlediği savaş suçlarının kendisi tarafından da itiraf edilen görünen yüzü açıklanmak zorunda kalmıştı.

ABD ordusu tarafından kurulan Vietnam Savaş Suçları Çalışma Grubu 1971’e kadar en az 7 katliamda 137 sivilin öldürüldüğünü, 78 farklı olayda sivillerin hedef alınarak öldürülüp tecavüze uğradıklarını, savaş esirlerinin işkenceye uğradığını kabul ediyordu.

Daha sonra yapılan araştırmalarda savaş suçlarının münferit olmadığını ve her askeri birlikte yaşandığını ortaya koyacaktı.

Bu savaş suçları arasında Viet Cong gerillalarının saklanmaması için “serbest atış bölgeleri”nin belirlenmesi de vardı. ABD ordusu, belirlediği bölgelerde herkesin düşman askeri olarak kabul edilip dilendiği gibi ateş edilmesini kararlaştırmıştı. Binlerce Vietnamlı sivil bu şekilde katledilmişti.

Ama ABD ordusu içinde “Kaplan Gücü” olarak bilinen bir keşif birliği özellikle ünlüydü. Bu birliğin işlediği savaş suçları arasında, esirlere işkence edilmesi, infazlar, silahsız Vietnamlı köylülerin öldürülmesi, kurbanlarının kulaklarını kesme ve toplama, bunlardan oluşan kolyeler takma, kafa derisi yüzme ve bunları biriktirme, öldürülen Vietnamlı köylülerin üzerine silah yerleştirme, kadınlara uyuşturucu verip, tecavüz ettikten sonra öldürme ve bebeklerin dahi kafalarını keserek öldürme gibi en vahşi yöntemler vardı. Bu birliğin ABD Başkanı tarafından ödüllendirilmiş olduğunu da belirtmek gerekir.

ABD ile birlikte savaşan Güney Vietnamlılar ve Güney Koreliler ise daha vahşi saldırıların ve katliamların sorumlusuydu. ABD daha büyük katliamları genelde onlara yaptırmıştı.

Napalmden portakal ajana

Savaşın daha kalıcı vahşetine ise Amerikan hava saldırıları ve Vietnam’ın adeta yıkandığı kimyasal yağmuru neden oldu. ABD bombardımanlarda özellikle yangın bombası napalmleri de kullanarak pek çok tarım alanını kullanılmaz hale getiriyordu.

ABD savaş uçakları Çinhindi’ne 7 milyon tondan fazla bomba attı. Bu ABD’nin tüm Avrupa ve Asya’da 2. Dünya Savaşı boyunca attığı bombaların üç katından fazlaydı. Öyle ki, Laos’a atılan 2 milyon ton bombadan her Laoslunun payına bir tondan fazla düşüyordu. Laos’a atılan ve patlamayan milyonlarca bomba bugün bile her yıl 50 Laosluyu öldürüyor ya da sakat bırakıyor.

ABD bombardımanları o kadar akıl dışı boyutlara ulaşmıştı ki, savaşa ayrılan kaynaklar azalmasın diye Kamboçya’daki bir göl bile ABD hava kuvvetleri tarafından düzenli olarak bombalanıyordu.

Ancak daha önemlisi etkileri bugün bile süren havadan püskürtülen kimyasal ilaçlardı. Viet Cong gerillalarının saklanması engellemek bahanesiyle kullanılan bu kimyasallar bugün bile toprak örtüsünü değiştiriyor, hastalıklara ve doğum kusurlarına neden oluyor ve yemek zincirini zehirliyor.

ABD ordusuna bu fikri veren ise İngiltere’nin 1950’de Malezya’da isyancılara karşı benzer şekilde kimyasal ilaçları kullanmasıydı. Kullanılan ilaçlar renklerine göre adlandırılıyordu. Pembe, yeşil, mavi, beyaz ve en ünlüsü portakal ajan. 1961 ile 1971 arasında sadece güneyde yaklaşık 50 milyon litre portakal ajan kullanıldı. Diğer ajanlarla birlikte bu sayı 80 milyon litreye ulaşıyordu.

2006 itibariyle Vietnam’da 4 milyon kişinin zehirlendiği tahmin ediliyor. Vietnam’ın bazı bölgelerinde bugün bile zehirli maddelerin oranı tehlikeli kabul edilen sınırların 100 kat üzerinde seyrediyor.

Vietnam halkı olağanüstü direnişini sonuçta Vietnam, Kamboçya ve Laos’ta sosyalist iktidarlar kurarak taçlandırdı. Ancak bunun için bugün bile devam eden büyük bir bedel ödedi. Bu ülkeler emperyalizmin gözü dönmüş vahşetinin bugün bile etkilerini yaşayan birer canlı tanık olarak ayakta duruyorlar.

Yukarı