Kadınların Sesi

İKD'liler Milli Eğitim'in kapısına dayandı: Gerici eğitim müfredatı geri çekilsin!

İKD üye ve dostları, gerici müfredata karşı topladıkları imzaları İstanbul Milli Eğitim Müdürlüğü’ne teslim ederken bir açıklaması gerçekleştirdi.

MEB’in yeni eğitim-öğretim yılında uygulamaya soktuğu gerici müfredatın iptali için bir araya gelen İKD üye ve dostları, İstanbul Milli Eğitim Müdürlüğü önünde buluşarak bir basın açıklaması gerçekleştirdi.

Laiklik karşıtı cihatçı eğitim müfredatının geri çekilmesi için topladıkları binlerce imzayı Sultanahmet’te bulunan İl Milli Eğitim Müdürlüğü’ne teslim eden İKD’liler, burada bir de basın açıklaması yaptı.

İKD açıklamasında, yeni müfredatın eğitimde 15 yılda yaşanan gerici dönüşümün en önemli adımı olduğuna dikkat çekilirken, hazırlanan müfredat ile Türkiye’deki bütün eğitim kurumlarının gerçek işlevlerinden hızla uzaklaştırıldığı ve laiklik ilkesinin eğitim kurumlarından tasfiye edildiği belirtildi.

Eğitimdeki gericileşme sürecine özel okulları arttırmak ve teşvik etmek suretiyle piyasacılığın da eşlik ettiğini hatırlatan İKD’nin açıklamasında “Çocuklarımız ya imam hatibe ya özel okula ikilemine mahkum edilmiş, eğitimin kamusal bir hak olması anlayışı yerine ticarileşmesi meşru sayılmıştır.” ifadeleri yer aldı.

İKD üyesi Yurdal Alkan Toksöz’ün okuduğu basın açıklaması şöyle:

“GERİCİ VE CİHATÇI EĞİTİME HAYIR!

YENİ EĞİTİM MÜFREDATI GERİ ÇEKİLSİN!

Milli Eğitim Bakanlığı tarafından hazırlanan son müfredat eğitim sisteminde on beş yıldır yaşanan dönüşümün son ve en önemli adımıdır. 4+4+4 ile başlayan, seçmeli- zorunlu din dersleri ile devam eden, İmam Hatip dayatmasıyla desteklenen eğitimde ki gerici dönüşüm son müfredat ile birlikte bütün okulların imam hatipleştirilmesine kapı aralamıştır.

Değerler eğitimi adı altında bütün ders müfredatlarının din eğitimi ekseninde şekillendirilmesi, Din Kültürü derslerinin mezhepçi ve ümmetçi bir anlayış ile verilmesi, diğer din derslerinde şer-i hükümler esas alınarak müfredat hazırlanması,evrim teorisinin müfredattan çıkarılması, tarih ders kitaplarında Cumhuriyet’in kuruluş dönemlerine ve laiklik anlayışına daha az yer verilmesi, felsefe derslerinden kimi filozofların ayıklanması, önemli gün ve haftalar takviminden tüm milli bayramların çıkarılıp yerine 15 Temmuzun getirilmesi kabul edilemez.

Cihad kavramının müfredatta yer alması ve bu kavram işlenirken silah kullanma yetkisinden bahsedilmesi laikliğe aykırıdır. Cihat din uğruna savaştır. Yıllardır cihatçı çetelerin bölgemizdeki icraatları ortadadır. Bizler çocuklarımızın IŞİD’çi El-Kaide’ci olmasını istemiyoruz.

Ders kitaplarında Ateist, Deist, Mürted ve Müşriklerle evlenilmez!” ifadelerinin yer alması din ve inanç özgürlüğü bağlamında temel bir insan hakkı ihlalini içermekte ve büyük bir suç unsuru teşkil etmektedir. Aynı ders kitabında ”kocaya itaat ibadettir” ifadelerinin yer alması kadın düşmanı politikaların bir uzantısıdır.

İmam Hatip Liselerinin ders müfredatında yer alan “Akaid ve Kelam” dersinde Sekülerizm ve dünyevileşmenin (laikliğin) bir inanç problemi ve ahlakî yozlaşma sebebi olarak gösterilmesi anayasanın; din, inanç ve vicdan özgürlüğü ile ilgili maddelerine yönelik alenen aykırılık içermektedir.

Hazırlanan müfredat ile Türkiye’deki bütün eğitim kurumları, gerçek işlevlerinden hızla uzaklaştırılmıştır.Eğitim kurumları bilimin öğretildiği kurumlar olmak ve ülkemizin ihtiyaç duyduğu çağdaş insan yetiştirmek yerine siyasetin arka bahçesi haline getirilmek istenmektedir. Bu durum anayasal bir ilke olan laiklik ilkesinin eğitim kurumlarından tasfiye edilmesine neden olmakta, eğitim alanında eşit ve özgür bireyler yetiştirme yerine tek tip bir eğitim modeli dayatılması anlamına gelmektedir.

Özellikle tarih ders kitaplarında Cumhuriyetin ilk yıllarına dair bilgilerde ciddi bir ayıklanma yapılması, “cihat” kavramının derslere konu edilmesi ve ibadet gibi aktarılması, mezhepçi, ümmetçi bir bakış açısından din derslerinin ağırlığının arttırılması, bilimsel teorilerin müfredat dışı bırakılması mevcut yasal düzenlemelere aykırılık teşkil etmektedir:

Bütün bunların yanında başta çocuk istismarı ile gündeme gelen Ensar Vakfı olmak üzere tarikatların ve cemaatlerin yönlendirdiği kimi vakıflarla yapılan protokoller ise çocuklarımızın eğitim adı altında suistimal edilmesi, gerici yapılanmaların insafına terk edilmesi anlamına gelmektedir.

Eğitimdeki gericileşme sürecine eğitimin piyasalaştırılması ve özel okulların sayısının büyük bir hızla artması eşlik etmiştir. Çocuklarımız ya imam hatibe ya özel okula ikilemine mahkum edilmiş, eğitimin kamusal bir hak olması anlayışı yerine ticarileşmesi meşru sayılmıştır.

TEOG’un bir gecede Cumhurbaşkanı’nın talimatı ile kaldırılacağı duyuruldu. Bu kararın ardından yerine ne konulacağı henüz bilinmezken tartışılan haliyle rağbet görmeyen İmam Hatip Liselerinin boş kontenjannın zorunlu öğrenci kaydı ile doldurulacağı, eğitimde fırsat eşitsizliği yaratacağı tartışma getirmez bir gerçektir. Yine aynı şekilde Cumhurbaşkanı’nın gece fetvası ile duyurduğu Üniversiteye Giriş Sınavı olan YGS-LYS sınavlarının kaldırılıp yerine tek sınav yapılacağı açıklanmıştır. Bu adımla ise 2010 yılındaki sınav sistemine dönülmüş olacak. Bu açıklamalar yapılırken Milli Eğitim Bakanlığı ve Yüksek Öğretim Kurumu’nun bilgisi yokken yapılacak bu değişiklikler yürürlüğe girecek ve milyonlarca öğrencinin kaderi birkaç saat içerisinde tayin edilmiş olacaktır. Bu aslında iktidarın eğitim sisteminde yol alamadığının utangaç bir itirafıdır.

Bizler AKP iktidarının dindar ve kindar nesiller yetiştirmek hedefi ile hazırladığı yeni müfredatın derhal geri çekilmesini, eşit, parasız, laik ve bilimsel bir eğitim modelinin hayata geçirilmesini talep ediyoruz. Mücadelemiz her mecrada devam edecek. Çocuklarımızın geleceği için, aydınlık bir Türkiye ve yeni bir cumhuriyet için mücadeleyi büyüteceğiz.

İLERİCİ KADINLAR DERNEĞİ”

 

 

Yukarı