Sportmence

Engelli sporu desteklenecek bir "sosyal sorumluluk projesi" midir?

Beşiktaş Başkanı Fikret Orman tekerlekli basketbol  spor dalına verdikleri desteği “ sosyal sorumluluk projesi” olarak gördüklerini söyledi.

“Sakat”tan engelliye

Çağlar boyunca “sakat” insanlar olmuştur, Romalılar nehirde boğarak öldürmüşlerdir “sakat”ları, Naziler bir kısmını yakmış, yakamadıklarını kısırlaştırmıştır. Bugün kişisel bir trajedi olarak görülmektedir “sakatlık”; bu negatif çağrışım yapan sözcük önce özürlüye, özürlüden engelli tanımına evrilmiş ama kelimedeki bu değişim, sistemin bakışına pozitif olarak fazla bir katkı sağlamamıştır. Tüm toplumlar, sistemler ve çağlar için bu  tanımlama elbette yapılamaz. Örneğin Antropolog Aud Talle Kenya Masaileri için şunları yazmaktadır:

“Bir kimsenin şu veya bu şekilde özürlü oluşu sadece onun kişiliğinin bir parçasıdır, fakat sosyal veya kültürel olarak herhangi bir fark yaratmaz. Tabii ki Masailer, özürlülüğün farkındadırlar ve ona kötü bir durum veya şanssızlık olarak bakarlar. Her iki toplum da farklılığı adlandırır ve belirtir, fakat bu, onlarca kabul edilebilir bir şeydir ve farklı ve anormal olanlardan korkmamaktadırlar. Sakat bir çocuk doğurmak, kültürel olarak çeşitli tedbirler alınması gereken bir kriz durumu değildir. Hayat deneyiminin bir parçasıdır.”

Egemenliğini bugün sürdüren ve “güçlü olan ayakta kalır” ideolojisinin yönettiği kapitalist toplum düzeni ise ilk başlarda “sakat”ları üretim sürecinin dışarısına itmekle kalmamış, “sakat”ların kendilerini koruyan, kollayan sosyal yaşamını yitirmesine neden olmuştur.  İkinci Dünya Savaşı sonrası sosyalist toplumların gösterdiği hızlı ilerleme, yaşam kalitesinde attığı dev adımlar, kapitalist düzenin ‘sosyal’ politikalara eğilmesine neden olacak ve “sosyal yardım” kuruluşları sahne alacaktı. Sosyalist toplumların geçici bir süre sahneden çekilmesi ile kapitalizm bu sefer bu sosyal yardım kuruluşlarını sermayeye devredecek sermaye de “sakat”ları yeni bir pazar aracı olarak görerek onları yeni ürün ve yeni hizmetler ile tanıştıracaktı. “Sakatlık” bir metaya, “sakat” da müşteriye dönecekti.  Yoksullar, işsizler elbette bu pazarın görüş alanının dışında kalacaktı.

Sermaye egemenliği  ise ‘sosyal’ patlamaları engellemek için neo-liberal çağın ruhuna uygun bir tanımlama ile karşımıza çıkacaktı.

Sosyal sorumluluk illüzyonu

Kapitalizmin buluşlarından biridir “sosyal sorumluluk”  projeleri. Hayırseverliğin kurumsal işleve dönüşmesidir aslında.  Sosyal sorumluluk projelerine konu olan  yoksunluk ve yoksulluğa neden olan aslında sermaye sınıfıdır ancak  yaratılacak algı ile bunu gizlemeye çalışmak gereklidir.  Toplumun bu ‘muhtaç’  kişileri kabullenmesi için organizasyonlar düzenlenir, şirketler, holdingler bunu birer ‘halkla İlişkiler’ faaliyetine dönüştürür, bu işler için kurulan ajanslar sürekli yeni öneriler ile sermayenin kapısını çalar.

 “Yoksullara yiyecek verdiğimde aziz; yoksulların neden yiyecekleri yok diye sorduğumda ise komünist diyorlar.”*

‘Aziz’ görünmektir sosyal sorumluluk projeleri, bu sorumluluğa neden olan tüm şartları sormak değil; ortadan kaldırmak için çalışmaksa evet komünizmdir.

Spor branşı ve  sosyal sorumluluk

Hiç tekerlekli sandalye basketbol maçına gittiniz mi veya izlediniz mi? Yanıt olumlu ise ikinci soru şu olmalı; bu maçı bir spor karşılaşması mı olarak izlediniz, yoksa  “engelliler ama spor yapıyorlar, ben de onlara destek vereyim” düşüncesi ile mi salona gittiniz?

Eğer ki gidiş/izleme amacınız ‘destek’ ve ‘moral’ ise çıktığınızda yine aynı duyguları taşıyorsanız ve bunun herhangi bir spor dalının maçı olduğunu anlamıyorsanız siz hiçbir gelişme sağlayamadınız demektir ve bir daha gittiğinizde bunu içinde hırs/rekabet olan her hangi bir maç olarak izlemeniz faydalı olacaktır.

Spor tüm insanlar için önemlidir ve engel ayrımı yapmaz. Son olarak Beşiktaş Başkanı Fikret Orman da tekerlekli basketbol branşının kendi kulüplerinde yapılmasını, “sosyal sorumluluk projesi” olarak gördüklerini söyledi. 14 branşın yürütüldüğü bir spor kulübünün bir branşa “sosyal sorumluluk projesi” olarak bakması o branşın sporcularını, teknik kadrosunu, emek verenlerini üzmüş olmalı.

Engelli sporu performans sporudur ve desteklenecek sosyal sorumluluk projesi değildir bir ‘spor’ kulübü için. Egemen sermayenin topluma enjekte ettiği bu düşüncenin değişmesi ve mücadelesi de bizlere düşmektedir.

* Dom Helder Camara

Yukarı