Yeni bir Cumhuriyet için ayağa kalkma zamanı!
Serbest Kürsü

Bilimsiz Bilim Kurulu

TÜBİTAK’ın kuruluşundan günümüze kadar iktidarlar tarafından içinin boşaltılması üzerine bir yazı.

Burak Hanbeyoğlu 


Türkiye’de her alanda etkisini gösteren dinci gerici baskı Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu’na (TÜBİTAK) da etki etmeyi başardı. Türkiye’de bilim ve teknik araştırma kurulu olarak 24 Temmuz 1963’te Cemal Gürsel tarafından kurulan bu bilim kurulu, kuruluş sebebi olan hükümete danışmanlık yapması ve bilim politikasına rehberlik etmek amacı ile çalışmalara başlamıştır.

Hükümet baskısı Avrupa’daki bilim kurullarında çoktan başlamışken kendi özerkliğini koruyarak sadece bilime yöneltebilmiş onlarca genç bilimciye destek olmayı başarmış olan TÜBİTAK, bugün şeriat ve dinci gericilikle toplumu karanlığa gömmek isteyenlerin önünde bir engel olarak duruyordu.

Bu yapının gerici iktidar tarafından saldırıya uğraması için çok zaman geçmedi. Hayvanat bahçesi müdürünün kurula Başkan yardımcısı olarak atanmasıyla baskıyı yükselteceklerini belli etmiş, özellikle evrim bilimi ile ilgili yayınlar, makaleler ve kitaplar olmak üzere birçok bilimsel ve kültürel yayınların toplatılmasıyla son noktayı koymuş ve bilim kurulundan bilimi tamamen çıkararak metafiziğe yöneltmeyi başarmış oldu. Son olarak üretilen organik hoşafla ürünlerini vermeye başladı.

Neden toplumsal alanlara müdahil oldular?

Türkiye cumhuriyeti kurulduğu günden bugüne kadar gerici iktidar saldırılarına maruz kalmış ancak 1980 cuntasına kadar başarılı olamamış hatta devrimci fraksiyonlara üstünlüğü kaptırmışlardır. Bu durumdan rahatsız olan gruplar tarafından istenerek yapılan darbe sonrası toplumun istedikleri yönde dizayn edilmesi gerekiyordu. Ve buna darbe ile başladılar. İmam hatiplerin açılması ile büyük hamle yapıldı. Son dönemlerde 3*4 eğitim sistemine geçilmesi, din dersinin zorunlu kılınması, cuma namazı ile ilgili yönetmelikle zirveyi yaptılar.

Peki neden bilim kuruluna müdahil oldular?

Yukarıda özet geçildiği gibi TÜBİTAK kendi özerkliğini koruyan bir yapısı vardı. Üretimi ve araştırmaları devletin çalışmaları demekti. Bu durum piyasacı dinci gerici iktidarın işine gelmiyordu. Üretim ve araştırmaların özelleştirilmesi ve dinsel topluma geçişte önemli olan eğitimin dinselleştirilmesi en kritik hamlelerden birisi konumundaydı. Bu nedenle devletin bilim kurulunun dönüştürülmesi işlemi yapıldı.

Peki evrim neydi? Neden müdahalenin çoğu evrime oldu?

Evrim çok uzun geçmişten gelerek birçok bilim adamının katkı koyduğu Charles Darwin’in Türlerin Kökeni kitabıyla bir popülasyonunun genetik kompozisyonunun rastgele mutasyonlar sonucu zaman içerisinde değişmesi tanımını kazandı.

Evrim insanlara materyalist düşünceyi öğreten olaylara bilimsel yaklaşarak incelemeyi öğretir.

Evrim üzerine gidilmesinin ana nedeni incelemeyi öğrenmiş insanların piyasacı dinci gerici iktidarın karşısında durmaları ve durmaya devam edecek olmalarıdır. Bu durum ülkeyi şeriat kurallarını hayata geçirmelerine engel oluşturuyordu.

Evrim ayrıca din kurallarına ters düştüğü için müdahale etmeleri onlar için şarttı.

Neden kültürel ve sanatsal yayınlara da yöneldiler?

Kültür ve sanat topluma yön veren değer ve yargıların ürünleridir. Sanat ve kültür kendi toplumunu ifade eder ve olması gerekenleri aktarır. Sanat düşünceyi geliştirir. Hayal etmeyi öğretir. Kültür yaşamayı öğretir. Sanat ve kültür yayınlarının bu ilerici kavramları toplumu dönüştürmek isteyen din tüccarları tarafından kabul edilemezdi ve yok edilmesi gerekiyordu. Bunu da yaptılar.

Peki bir bilim kurulu nasıl olmalı?

Evrim Darwin’in Türlerin kökeni kitabı ile başlayıp günümüze kadar gelen bilimsel çalışmaların temeli olmuştur. Buradan yola çıkarak evrimin yok sayıldığı bir bilim olamayacağı da aşikardır.

Bilim kurulları bilim üreten, üretimine destek olmalı hatta bilimsel üretimlerin sorumluluğunu üstlenmelidirler. Bilim ve teknoloji alanında başarılı çalışmalar yapılmalı, yurdumuz ve dünya halklarına bilimsel düşünmeyi öğretmeli ve piyasacılıktan uzak olmalıdır.

Karanlık değil aydın bir toplum için mücadele vermeli bilimi ulaşılır ve herkese eşit mesafede tutmalı, bilimsel üretimleri herkese eşit olarak paylaşmalıdır.

Peki bilimsel bir kurum için Ne Yapmalı?

Türkiye’de birçok sorun gibi TÜBİTAK’ın yaşadığı sorunlar da gericilik ve sermaye hegemonyası nedeniyle yaşandığı aşikardır. Yönetim birimlerinin tamamını elinde bulunduran gerici iktidar bu baskısını TÜBİTAK üzerinde de devam ettirecektir.

Toplumsal ve siyasal alanda olduğu gibi bilim alanındaki sorunu çözümü de gerici iktidar ve sermaye sınıfı ile hesaplaşmaktan geçeceği bilinmelidir. Çok açık bir şekilde günümüzde başka bir çıkış yolu kalmamıştır. Ve bu mücadelenin sadece bilim üzerinden yapılması da yetersiz olacaktır.

Bu konuda bilimsel materyalist düşünceyi öğrenmeli ve diyalektik materyalizmi benimseyerek eşitlik özgürlük cephesinde yer alınmalı. Komünistlerle birlikte sınıfsız toplum mücadelesine omuz verilmelidir.

Ya her alanda gericiliğe ve sermayeye karşı cephe açılacak, eşitlikçi ve özgürlükçü, eğitimi bilimsel olan bir sosyalist iktidar kurulacak ya da her şeyden vazgeçilecek gün karanlığın üzerimize geldiği korku dolu bilimsiz ve sanatsız bir hayat yaşayacağız.

 

Yukarı