Görüş

Sosyalist Liseliler: Gericiler bize bir gömlek biçmiş, bu gömlek gençliğe dar gelir

Sosyalist Liseliler ile gerici AKP iktidarının eğitime ve gençliğe dönük politikalarını konuştuk.

AKP iktidarının gerici hamlelerinin kendini en fazla hissettirdiği yerin eğitim alanı olduğu bütün toplum tarafından açık bir şekilde görülüyor. 4+4+4 eğitim sistemi ile birlikte gerici politikaların hayat bulması için zemin açan, zamanla müfredatta yapılan değişiklikler, din derslerinin eğitimin tüm kademelerinde zorunlu hale getirilmesi, eğitimin içeriğinin dinselleştirilmesi ve son olarak müfredattan evrim teorisinin çıkartılması ve cihat kavramının müfredata eklenmesi ile birlikte adım adım gericiliği tesis eden AKP iktidarına karşı tepkilerin az olmadığı biliniyor.

Bu durumu kabullenmeyen ve okullarında ilericiliğin bayrağını taşıyan Sosyalist Liseliler ile Gazete Manifesto olarak bir röportaj gerçekleştirdik. Eğitim sisteminin içeriğinden başlayarak lise öğrencilerinin yaşadıkları sorunları gençler ile konuştuk.

Röportajı okurlarımızın ilgisine sunuyoruz.

Öncelikle mevcut eğitim sistemini sizin gözünüzden anlatabilir misiniz? Türkiye’de eğitim sistemine bakınca neler görünüyor?

Gülin K. : Mevcut eğitim sistemi gerici, piyasacı ve ezberci bir sistemden oluşuyor. Düşünmeyen, sorgulamayan bireyler yaratıyor. Bilgiye ulaşmak için bizlerin okul dışında kaynaklardan yararlanmamız gerekiyor. Doğalında bilginin ulaşılmadığı yerde gericilik kendini var ediyor.

Yiğit A. : Ülkemizdeki eğitim gündeminin siyasi gündemlerle doğrudan bağlantılı olduğunu düşünüyoruz. Gerici, piyasacı, işbirlikçi iktidarın oturtmaya çalıştığı bir sistemin, yeni insanlarını değiştirdiği eğitim sistemiyle şekillendirdiğini gözlemleyebiliyoruz. Eğitime bu denli saldırıyor olması, dindar-kindar nesil yaratma hülyalarının devam etmesinden kaynaklandığını biliyoruz. Eğitimi piyasaya açıyorlar, derslerin içini boşaltıp, cihat eğitiminde ısrar ediyorlar. Gerici kurumlara okullarımızda alan açıyorlar.

Eğitimde gericileşme sürecinin 4+4+4 eğitim sistemiyle daha da hızlanarak müfredatlara girdiğini görüyoruz. Bunların sonucu olarak, cihat, değerler eğitimi adı altında müfredata girdi. Biyoloji derslerinden evrim teorisi kaldırıldı. İktidarın bu değişimlerle neler yapmak istediğini düşünüyorsunuz?

Gülin K. : Cihat eğitimiyle, bizlere IŞİD, El-Kaide, El-Nusra gibi dinci gerici terör örgütlerinin pratikte kafa koparmaya doymayan ideolojini aşılamak istiyorlar.

Evrim meselesinde ise, dini ve bilimi karşı karşıya getiriyorlar. Orta Çağ karanlığını anımsatıyor aslında… Atılan bu adımlarla toplumsal hayatı gericileştirmeye çabalıyorlar. Toplumsal hayatta yerini alan bireyleri sisteme doğrudan eklemlendirmek için… AKP iktidarının yaptığı tüm bu dönüşümlerde bizlere gericiliğin elbisesini giydirmek istediğini görüyoruz. Ancak gençlik ilericidir, aydınlanmadan yanadır. Bu elbise gençliğe de, Türkiye’ye de dar gelir. Bunu Gezi Direnişi’nde gördük, 16 Nisan’da Hayır oylarıyla gördük…

Yiğit A. : İktidar yaptığı tüm değişiklerle meşruluk kazanmaya çalışıyor. Yaptıkları sadece cihadın müfredata girmesi değil, 4+4+4 eğitim sistemiyle birlikte açılan süreç imam hatipleşmeyi arttırdı. Kendi neslini yetiştirmek amacıyla 2011 yılında cemaate YGS sorularını dağıttılar, proje okullara kendi kadrolarını yerleştirdiler gericileşmeyi hızlandırmak istediler.

Bu döneme gelince ise eğitime gerici saldırılar ile beraber meşruluk kazanmak için, “Dindar bir nesil istiyoruz” istiyoruz diyerek amaçlarını açıkça dillendirdiler.

Biliyorsunuz ki son iki yıldır, müfredat üzerinde birçok değişiklik yapılıyor. Biyoloji derslerinden evrim teorisi çıkartıldı, felsefe dersleri felsefi tartışmalardan çıkarılıp ezberci bir eğitim olarak yeni müfredatta yerini aldı. Yeni müfredat ile ilgili neler söylemek istersiniz?

Gülin K. : Aslında biyoloji derslerinin de pozitif bilimlerin oluşturduğu bir ders olarak işlenmesi gerekiyor. Evrimi müfredattan çıkartarak, yeni nesil öğrencileri bilimsel bilgi vermek yerine dogmatik bilgi verilmeye çalışıyor. Yeni istedikleri neslin İslamcı ve itaatkar bir nesil olmasını istiyorlar. Yeni dönemde aynı zihniyette kadroları yetiştirebilmeleri için… Bu adımın okullarda bilim düşmanlığı yaratılmasının ilkleri olarak görüyoruz. Eğer biz ses çıkartmazsak, gelecekteki müfredat tamamen pozitif bilimlerden uzak, bilginin hap niyetinde sunulduğu bir hal alacak. Ahmet Hamdi Çamlı’nın sözleri de bunu destekler nitelikte. “Namaz dinin direğiyse, cihat çadırdır. Direksiz çadır bir işe yaramaz. Cihat bilmeyen çocuğa matematik öğretmenin faydası yok.”

Eğitimde gericileşme sürecinden bahsederken 4+4+4 olarak getirilen yeni eğitim sisteminin, gericileştirmeye hız verdiğini gözlemleyebiliyoruz. Kreşlere kadar inen örgütlü gericilik hakkında, sıbyan mektepleri hakkında neler düşünüyorsunuz?

Gülin K. : Aslında eğitimin sistemiyle yıllardır kavgalı olan bir zihniyet ile yönetiliyor Türkiye… Köy Enstitülerinin kapatılmasından, 1940’ların sonunda Din Kültürü ve Ahlak dersinin seçmeli olup-olmasının tartışılmasıyla açılıyor süreç. 12 Eylül faşist darbesi ve sonrasında benzer zihniyetin yönettiği ülkemiz AKP iktidarıyla birlikte farklı bir boyuta geçiyor.

Eli henüz kalem tutmayı bilmeyen, oyun çağındaki çocukların akılları dinci gericilik tarafından işgal ediliyor. Bu iktidarın geleceğini nasıl tahayyül ettiğiyle alakalı aslında… Geleceği karanlığa boğmak istiyorlar, kız çocuklarının, çocuk yaşta evlenerek yerinin evleri olduğunu; erkek çocuklarının ise sermayeye hızlıca katılmaları isteniyor. Yetiştikleri kültür doğal olarak gelecekteki yaşantılarını etkiliyor. Çalıştıkları yerde “şükürcülük” üzerinden kendilerini sömürenlere ses çıkartmayan bir toplum inşası yaratılıyor. Çocuk yaşta, daha kendi tercihlerini yapamayan bireyler için bu uygulamanın kaldırılması içinde mücadele etmek gerekiyor elbette.

Yiğit A. : Bu gericiliği 4-5 yaşındaki çocuğa kadar indirmelerinin sebeplerinden biri gençliğe kendi düşüncelerini benimsetememek olabilir. Kreşlerden çıkan çocuklar liseye geçtiği zaman, üniversite kazandığı zaman sorgulamayan, çevresinde ne olursa olsun bilgisi olmayan her şeyi ilahi bir güce bağlayan bireyler olsun istiyorlar. Bizler buna karşı da mücadele edeceğiz. Bizim mayamızda aydınlanma var, eşitlik var… Bizler Harun Karadenizler’den bir mirası devraldık. Bu gerici kuşatmaya karşı mücadele edeceğiz. Açıkça söylüyoruz, bize bir gömlek biçmişler, bu gömlek gençliğe dar gelir.

Geçtiğimiz yıl 45 çocuğun cinsel istismarı ile gündeme gelen Ensar Vakfı, bu dönem MEB ile bir protokol imzaladı. Halk Eğitim Merkezleri için anlaşma yapıldı yine aynı vakıfla… Toplumsal alanda tepki toplayan bir vakıfla eğitim kurumları üzerinden anlaşma yapılarak ne hedefleniyor olabilir?

Gülin K. : İktidarın gericiliği eğitim üzerinde de tam boy kendini gösteriyor. Tecavüzcü vakıfları okulumuza kadar sokabiliyorlar. Eğitimi “dinci ve aynı zamanda tecavüzcü” bir kurumdan alacağız. Böylesi bir eğitim ne kadar nitelikli olacak? Bu anlaşmayla yaratmak istedikleri kocaman bir ülkeyi karanlığa mahkum etmek…

Yiğit A. : Gerici müdahalelerin sebebi bellidir. El birliğiyle gerici dönüşümü hızlandırmak istiyorlar. Somut bir soru soralım; Gençlik kimlerin eline bırakılıyor?

Ensar Vakfı hiçbir zaman verdiği iyi eğitimle gündeme gelmedi, aksine sizinde söylediğiniz gibi cinsel istismar vakalarıyla hep gündemdeydi… Yurtları yanarken, öğrenciler içeride sözde öğretmenler kendilerini kurtarma derdindeydi…

Şimdi MEB ile protokol imzalamak o vakfı eğitim alacak bir yer haline mi getiriyor? Tabii ki hayır. Amaç belli, öğrencilerle vakfın daha fazla teması aracılığı ile gelecek nesle yön vermek. Okullarda etkinlik düzenlemek, dini kamplar organize etmek, dönem içerisinde birçok müdahalede bulunmasını sağlamak.

Yaratılan bu tabloda niteliksiz bir eğitim söz konusu. Sizler nasıl bir eğitimi savunuyorsunuz?

Gülin K. : Eğitim hakkı dediğimiz şey bireyin temel haklarından biridir. Bu yüzden piyasalaşmadan uzak, ücretsiz bir eğitim istiyoruz.

Okullar bilimin ve aydınlanmanın yeridir. Daha nitelikli fen bilimleri dersi işlemek istiyoruz. Felsefe derslerinde mitoloji de konuşabildiğimiz, yeniden var etmeye, üretmeye yönelik ders içeriklerini savunuyoruz.

Bizim eğitim anlayışımız, tüm insanlığa hizmet eden bireyler yetiştirmekten geçer.

Yiğit A. : Bizler bilimsel ve laik bir eğitim istiyoruz. Yeterli derslik olmamasından dert yanan, bunun için okullarda kütüphane, laboratuar olmadığını iddia eden okul yönetimlerinin mescit açmalarının gülünç bir durum olduğunun farkındayız.

Ezberci eğitim yerine, sorgulamayı araştırmayı öğütleyen bir eğitimi savunuyoruz.

Sizlerinde belirttiği gibi iktidar kendi düşüncelerinin devamını sağlamak, sorgulamak yerine biat eden bir nesli inşa etmek istiyor. Sosyalist Liseliler bu duruma karşı ne yapacaklar?

Gülin K. : Örgütlü bir gericilik hakim, bu yüzden örgütlü mücadelenin gücüne inanıyoruz. Aydınlanmadan, eşiklikten, laiklikten yana olan tüm arkadaşlarımızla bir araya gelip bu gerici tabloyu tersine çevirmek gibi bir misyonumuz var. İçimizde bir gençlik heyecanı var, doğru. Bunu akıllıca kullanmak, gerek toplumsal hayatta, gerekse siyasal mücadelede daha akli davranmak gerektiğini savunuyoruz. Bir kişinin sesinin cılız kalacağını, ancak örgütlü bir mücadele ile eğitimde yapılan bu gerici müdahaleleri önleyebileceğimizi düşünüyoruz.

Yiğit A. : Biz geçtiğimiz dönem “Laik ve Bilimsel Eğitim Neden Önemli” isimli bir broşür çıkardık. Bu broşür ile gerilcieşmeye karşı bir mücadele başlattık. Biat değil, mücadele edeceğimizi, memleket sorunlarına kayıtsız kalmayacağımızı her alanda belirttik. Aydınlanma okulları düzenledik, bir çok liseli arkadaşımızla temasa geçtik. Başkanlık referandumuna karşı 1 Nisan’da “Başkanlığa Hayır Diyen Liseliler Buluşuyor” etkinliği düzenledik. Bu dönem AKP iktidarı gericiliğin dozunu arttırmıştır. Bizler gericilikle göğüs göğüse bir mücadeleye hazırız.

Sosyalist Liseliler bu tabloya karşı ailelerine ve sıra arkadaşlarına neler söyleyebilir?

Gülin K. : Gericilikle mücadele ederken, bu durumdan rahatsız olan tüm arkadaşlarımızı Aydınlanma Okulları’na katılmaya, Sosyalist Liseliler’de örgütlenmeye çağırıyoruz. Velilerin de imam hatipleşmeye, eğitimin gericileşmesine karşı ses çıkarması ve en önemlisi çocuklarının yerine değil, yanında mücadele etmesi gerekiyor.

Yiğit A. : Eğitim gündeminin dinamikleri bellidir. Öğrenciler başta olmak üzere, veliler, mezun olmuş öğrencilerinde tepkilerini açığa dökmesi gerekmektedir. Bizler, Sosyalist Liseliler olarak bütünlüklü bir mücadele kanalının oluşması için gerekli adımları atacağız.

Yukarı