İç Açı

AKP ve Erdoğan’ın emperyalizm uşaklığı serüveni 4: BOP eşbaşkanlığı

AKP ve Genel Başkanı Tayyip Erdoğan’ın emperyalizm işbirliğinden satır başları.

Geçtiğimiz günlerde yaptığı bir konuşmada “Gezicilerin arkasında emperyalistler vardı” diyen, ancak on beş yıldan fazla süredir ülkemizi emperyalizme peşkeş çeken AKP’nin Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, bugün de komünistleri “vatansever” olmamakla itham ederek kendi geçmişini aklamaya çalıştı.

Oysa ki gerçekler hiç de böyle değil. Gazete Manifesto olarak 2002’de iktidara gelen Adalet ve Kalkınma Partisi’nin ve on beş yıla yakın başkanlığını sürdüren, bu dönemde başbakanlık yapan ve bugün AKP’li olarak Cumhurbaşkanlığını sürdüren Tayyip Erdoğan’ın aslında emperyalizme nasıl bağımlı olduklarını gözler önüne sermek istiyoruz.

Bunun en önemli örneklerinden biri AKP’li yıllarda Türkiye’nin dış politikası ile ortaya çıktı. Emperyalizm ile işbirliğinde herhangi bir soru işareti taşımayan AKP iktidarının başbakanı Tayyip Erdoğan bunu “Büyük Ortadoğu Projesi’nin eşbaşkanlığı” olarak tanımlamakta beis görmedi.

Irak işgali ile birlikte Ortadoğu’dan başlayarak Kuzey Afrikayı içine alan hat içerisinde emperyalist hegemonyanın tesisi için formüle edilen Büyük Ortadoğu Projesi (BOP), zamanla Genişletilmiş Ortadoğu Projesi adını aldı. Türkiye’ye ve “ılımlı İslamcı” olarak lanse edilen AKP’ye bu projelerde önemli roller biçilirken, pragmatizm ve takiyyeciliğin burjuva siyaseti tarihindeki en ilginç figürlerinden biri olan Erdoğan da kendine buradan pay çıkartmaya çalıştı.

Bush’un ağzından konuşuyordu

BOP’un ne olduğunu emperyalist güçlerin ağzından anlatan Erdoğan 2005 yılında ABD Başkanı George W. Bush ile görüşmesinden sonra şunları söylemekteydi:

“Başta Kıbrıs, Ortadoğu, İsrail-Filistin, Irak, bunun yanında Suriye, İran, Afganistan, Geniş Ortadoğu Projesi’ndeki çalışmaları görüşme fırsatımız oldu… Sea Island sürecinde Türkiye, İtalya ve Yemen geniş Büyük Ortadoğu Projesi’nde demokratik ortak olarak bir görev üstlendi ve bu görevle birlikte eş başkanlık, bu üç ülkeye verildi. Buradaki hedef reformlar, demokratik sürecin hızlandırılması ve demokrasiye geçiş, insan hakları, hukukun üstünlüğü, baskıcı rejimlere yönelik takınılması gereken tavırlar, bunun yanında teröre karşı ortak bir mücadele, güvenlik konusu ve bir de bu ülkelerin kalkınmasına yönelik atılacak adımlar. Şu anda Türkiye bu istikamette çalışmalarını sürdürüyor. Şu anda Ortadoğu coğrafyası üzerindeki ülkelere yapmış olduğumuz ziyaretler ve onlarla yapmış olduğumuz görüşmelerde, bu konulara özellikle yaptığımız vurgular, hep bunun açık, net örnekleridir. Bir Suriye, bir Ürdün, bir Lübnan, Kuzey Afrika ülkeleri, Fas, Tunus, bunlara yaptığımız ziyaretler, hepsi bunun birer adımıdır ve bu da devam edecek… Aynı şekilde yine geleceğe yönelik olarak söylüyorum, geniş Ortadoğu Projesi’ne yönelik takındığımız tavır, Geniş Ortadoğu Projesi bir hayır mıdır, evet midir? Bu nelere rağmen denmiştir. Bunları artık göreceksiniz.”

2003 yılında Bush’un Güvenlik Danışmanı Condoleezza Rice’ın, “Fas’tan Basra Körfezi’ne kadar Ortadoğu’da bulunan 22 devletin rejiminin, sınır ve haritaları değiştirilecek” diye açıkladığı Büyük Ortadoğu Projesi’nin ne olduğunu artık günümüzde çocuklar bile görüyor.

Ortadoğu’da yaşananlara ve bunların ülkemize yansımalarına bugünden baktığımızda, BOP eşbaşkanlığının emperyalizme uşaklık olduğu açık bir şekilde görülecektir.

Türkiye, AKP iktidarı eliyle ABD, İngiltere, Fransa ve Almanya gibi emperyalist ülkelerin adına, bölgedeki siyonist güç İsrail’in güvenliği için bölgede emekçi halkların kanının dökülmesine ortak edilmiştir.

Yukarı