Köşe Yazıları

Nuray Mert ile AKP arasındaki Aşk-ı Memnu

Cengiz Kılçer yazdı: Nuray Mert ile AKP arasındaki Aşk-ı Memnu

Liberal akademik kabileden, kanaat önderi, siyaset bilimci Cumhuriyet gazetesi yazarı Nuray Mert’in 24 Temmuz 2017 tarihindeki ‘Evrim teorisi’ başlıklı köşe yazısı hayli tepki çekmişti. Üstelik Nuray Mert bu yazısına kurandan bir ayetle başlamıştı. Herhalde ilk sayısı 7 Mayıs 1924 tarihinde yayımlanan Cumhuriyet gazetesinde ilk kez bir köşe yazısı ayetle başlıyordu ve elbette Nuray Mert bunun anlamını çok iyi biliyordu. Zira Cumhuriyet gazetesinin isim babası Atatürk’tü ve bütün rövanşlar birden bire değil küçük hamlelerle alınırdı.

Nuray Mert galiba AKP Merkez Karar ve Yönetim Kurulu (MKYK) üyesi Ayhan Oğan’ın “Şimdi biz yeni bir devlet kuruyoruz, beğenin beğenmeyin bu yeni devletin kurucu lideri Tayyip Erdoğan’dır” sözlerine bakarak ve buradan hareketle  “bu yeni kuruluşta” kendine sağlam bir pozisyon/statü edinmeye niyetli görünüyor.

Nuray Mert bu kez de 4 Ağustos tarihli “Müftü nikâhı ve İslami rejim” köşe yazısında “Müftülüklere nikâh yetkisine gelince, kusura bakmayın ama bu değişikliğin dini düşünce ve yaşam tarzını dayatma ile alakası yok (…) müftünün nikâh kıyma yetkisi olması neden sorun yaratsın?” diyerek AKP’ye doğrudan destek çıkmakta beis görmüyor.

Aklımıza, Fransız sosyolog, antropolog ve felsefeci Pierre-Felix Bourdieu’nun bir saptaması geliyor.  Bourdieu, gazeteciler üzerine şunu söylüyor “Gazetecilerin özel “gözlükleri” vardır ve bunlarla bazı şeyleri görürlerken bazılarını görmezler ve gördükleri şeyleri de belli bir tarzda görürler. Bir ayıklama yapar ve ayıklanmış olan şeyi belli bir tarzda kurarlar.”

Pierre-Felix Bourdieu’nun bu önemli saptaması Nuray Mert gibi afili bir liberal akademisyen gazeteci için sanki biraz safiyane kalıyor ne yazık ki…

“Yeni bir devlet kuruluyorken, beğenin beğenmeyin bu yeni devletin kurucu lideri Tayyip Erdoğan”ken Nuray Mert niye canının istediği bir mevkiye gelmesin?

Zira bu tür makamlar için Nuray Mert’in hiçbir eksiği yok.  Maşallah gerekli tüm sermaye ve tecrübelere sahip; akademik sermayesi (doğru okullardan doğru dereceler), dil sermayesi (kelimelerle donatılmış), kültürel sermaye (mutfağı veya müzik bilgisi vb…) veya sembolik sermayesi (akademik unvan, ödül veya prestij) olabilir, ne ararsanız var.

Daha da önemlisi, bu düzende nasıl yol alacağına dair bilinçli ve sakin bir bilgi birikimine sahip olup, cevval tavırlara, ince zevklere, görüşlere ve polemik tarzına sahip. Potansiyel güçlerini, entelektüel veya estetik bir saflık örtüsüyle gizlemekte de mahir hanımefendi.

Yeni bir şey değil belki ama ideolojiler alanında hegemonya kurmanın en hayati, en olmazsa olmaz kanallardan birinin de ideoloji üretimi olduğunu söylemek zorundayız. Günümüz Türkiye’sinde tartışmalı da olsa ideolojik bağlamda sol/sosyalist hareketin gücü ve hükmü yadsınamaz; bu durum karşısında sermaye diktatörlüğü ve AKP de bir tür savunma pozisyonunda. Yeni bir rejim oluşturmaya çalışan AKP, Nuray Mert gibi isimlerle “entelektüel” ve “kültürel” sermayelerini çoğaltarak “toplumsal meşruiyetlerini” sağlamlaştırma ve bu yolla ideolojik etki alanlarını toplumdaki farklı sınıflara aşılama çabası içerisindeler.

Ama şunu sormadan da edemiyoruz: Artık rengi de çizgisi de gittikçe silikleşen, liberalizmle malul Cumhuriyet gazetesi Nuray Mert ile AKP arasındaki Aşk-ı Memnu* karşısında ne yapacak?

*Yasak Aşk

Yukarı