Şanlıurfa’da sınıf öğretmenliği yapan ve karne günü memleketi Gümüşhane’ye arabayla giderken, Dersim-Erzincan yolunda yolu PKK’liler tarafından kesilerek öldürülen öğretmen Necmettin Yılmaz’ın cenazesi dün Gümüşhane’nin Torul ilçesinde defnedildi.

16 Haziran’dan beri kendisine ulaşılamayan Yılmaz’ın arabası Pülümür’de yakılmış bir şekilde bulunmuş, PKK de Necmettin öğretmeni öldürdüğünü duyurmuştu. Ancak cenazeye ulaşılamamıştı. 12 Temmuz günü Dersim’de Pülümür Çayı’nda bulunan erkek cesedinin yapılan DNA testinden sonra öğretmen Necmettin Yılmaz’a ait olduğu kesinleşti. Necmettin Yılmaz’ın cenazesi dün memleketinde toprağa verildi.

Konu ile ilgili CHP Dersim İl Başkanı Ali Rıza Güder, 15 Temmuz anma toplantısında konuştu. Dersim Valiliği tarafından düzenlenen toplantıda konuşan Güder şunları dedi:

“Bugün 1 yıl önceki bu sefil darbe girişiminde şehit olanları onurlandırmak için buradayız. Fakat, yüreklerimiz aldığımız bir şehit haberiyle daha dağlandı. PKK tarafından aracı kurşunlanıp, kaçırılan öğretmenimiz Necmettin Yılmaz’ın ölümü yazık ki teyit edilmiştir. Bu elim olay, bu katillere bazı soruların sorulmasını gerektirmiştir. İsterim ki sorularımı herkes ve her yer duysun. Ne istiyorsunuz? Ne istediniz? Bu daha hayatının başında annesiyle babasıyla yaşayacak ömrü olan öğretmenden ne istediniz? Bir gün belki sevdiği ve çocuklarıyla yaşayacak ömrü olan bu gencecik insandan ne istediniz? Bu coğrafyada sadece gencecik bir öğretmeni değil, insanlığı, vicdanı, haysiyeti, onuru da katlettiniz. Ne istiyorsunuz? Bizden ne istiyorsunuz? 40 yıldır bu topraklardan ne istiyorsunuz? Atalarımız, annelerimiz huzur görmeden öldüler. Bu dağlardan, bu ormanlardan, ovalardan bu yaşamdan ne istiyorsunuz? Gencecik bir insanı öldürüp suya atmak neyin nesidir? Sizin ölüye de mi saygınız yoktur? Ölmüş bir insanın son bir kez annesiyle, babasıyla buluşmasına da mı saygınız yoktur? Anne baba çocuğunun cenazesini almasın mı? Bu zavallı öğretmene bir cenazeyi de mi çok gördünüz? Bir avuç toprağı da mı çok gördünüz? Edemediniz mi bir yolun kenarına bırakıp birinin almasını edemediniz mi? Gencecik bir insanı suya atmak neyin nesidir? Munzur dağlarının pürüpak suyunu bu cinayetle kirletmeye utanmadınız mı? Adlarını kendinize mal ettiğiniz bu dağların zirvesine kurulmuş ağalar divanının gölgesi, onların ızdırap dolu bakışları da mı sizi utandırmıyor? Bu neyin davasıdır? Ne uğruna öldürüyorsunuz? Bu kör şiddetin terörün sebebi nedir? Ne istiyorsunuz? Artık Yeter! Artık bir dönüm noktasındayız. Martin Luther King’in ‘Suskunluk İhanettir’ sözünün geçerli olduğu zamandayız. Bu şehre çağrıda bulunuyorum. Susmayın, haykırın. Huzur Dağının karları cesaret ve vicdan güneşi’nin ışıklarıyla eriyecektir.”