İç Açı

Bu caniler bu topraklardan çıktığı için utanç duyuyoruz: Tecavüz edip öldürelim diye karar vermişler

Suriyeli kadın Al-Rahmun’u ve 10 aylık bebeğini canavarca öldüren canilerin akrabaları konuştu.

Sakarya’nın Kaynarca ilçesinde hunharca öldürülen Suriyeli 9 aylık hamile Emani Al-Rahmun (20) ile 11 aylık oğlu Halaf Al-Rahmun’un katilleri Cemal Bay ile Birol Karacal tutuklandı. Evli, bir çocuk babası Karacal’ın babası “O adam artık çocuğum değil” dedi. Eşi ise “Bundan sonra onunla asla aynı soyadı taşımayacağım. Çocuğumun da bu soyadını taşımaması için gerekli olan her şeyi yapacağım” ifadesini kullandı.

Sakarya’da Suriyeli kadını ve 11 aylık oğlunu vahşice katleden Cemal Bay ile Birol Karacal tutuklandı. Birol Karacal’ın babası İsmail Karacal ile eşi ve oğlu hunharca katledilen Halid Al-Rahmun kardeşi Muhammet Al-Rahmun, Hürriyet Muhabiri İdris Emen’e konuştu. Baba Karacal, “Perişanım” dedi.

“Öyle bir oğlum yok”

Olayın ardından katil Birol Karacal’ın kendisini ziyaret ettiğini söyleyen babası İsmail Karacal şöyle konuştu: “Bu olayın nasıl yaşandığını bilmiyorum. Hasta olduğum için perşembe günü gündüz Birol yanıma gelerek, ‘Geçmiş olsun’ dedi. Sonra da çekip gitti. Ertesi günü öğlen saatlerinde Birol’un evinin önünde polis olduğunu gördüm. Polis Birol’un evini arıyordu. Olaydan bu şekilde haberim oldu” dedi. Oğlunun daha önce de cinsel saldırıdan dolayı 2.5 yıl cezaevinde kaldığını söyleyen baba İsmail Karacal, “Ben şu anda hiçbir şey düşünemiyorum. Benim öyle bir oğlum yok. Onu sildim. Onunla asla bir daha görüşmek istemiyorum. Mağdurların ailelerine ne diyeceğimi bilemiyorum. Çok üzülüyorum. Perişan haldeyim. Annesi, ‘Bunu doğuracağıma keşke taş doğursaydım. Bu ne biçim çocukmuş’ diyor.”

Eşi: Aynı soyadını taşımayacağım

Olay gecesi evde uyuduğunu söyleyen Birol Karacal’ın eşi ise, “Ben de bir anneyim, karnında çocuk olan bir kadını ve bir bebeği öldürenleri en ağır şekilde lanetliyorum. Bu yaşananlar insanlık dışıdır. Ben bundan sonra onunla asla aynı soyadı taşımayacağım. Çocuğumun da bu soyadını taşımaması için gerekli olan her şeyi yapacağım. O adam artık benim çocuğumun babası değil. Benim de hiçbir şeyim değil. İki gündür uyuyamıyorum. Uyuduğumda o masum insanları yüzü gözümün önüne geliyor. Bu vahşeti lanetliyorum” dedi.

“Ağabeyim geri dönmeyebilir”

Suriye’deki ailelerinin de vahşeti öğrendiklerini söyleyen Halid Al-Rahmun’un kardeşi Muhammet Al-Rahmun ise “Biz 3 kardeş 4.5 yıl önce Suriye’nin İdlib kentinden Türkiye’ye geldik. Burada çalışıyoruz.

[Haber görseli]

Ben ve en küçük kardeşim İsmail, Sakarya merkezde oturuyoruz. Abimle yengem Kaynarca’da oturuyor. Üç kardeş burada çalışarak kazandığımız parayı Suriye’deki ailemize gönderiyoruz.

Bugüne kadar Türkiye’de hiçbir sorun yaşamadık. Ama bu olay oldu.

Halid amcamızın kızıyla evlendi. Buradaki vahşeti Suriye’deki ailemiz de öğrendi. Onlar da yaşananları yakından takip ediyor. Bütün ailemiz çökmüş durumda.

Cenazeleri defnetmek için Suriye’ye gideceğiz. Orada bir ay kalacağız. Halid geri dönmeyebilir” dedi.

Canavarca ifadeler

Hürriyet’ten İsmail Saymaz’ın haberine göre, Cemal Bay ve Birol Karacal, işledikleri vahşeti itiraf etti.

Sakarya’nın Kaynarca ilçesinde 9 aylık hamile olan Emanu El Rahmun’a (20) tecavüz ederek öldüren, 10 aylık oğlu Halaf Al Rahmun’u boğan Cemal Bay ve Birol Karacal, işledikleri vahşeti itiraf etti. İki saldırgan aynı fabrikada çalıştıkları Suriyeli Halid Al Rahmun’u cezalandırmak için gece balkondan eve girdiklerini söyledi. 10 aylık Halaf’ı bezle boğarak öldüren saldırganlar, bebeği ve kadını ormanlık alana götürdü. Baygın haldeyken tecavüz ettikleri kadını başına odunla vurarak öldürdü. Kadını ve bebeği çalıların altında gizleyen saldırganlar, baba Halid’i öldürme planından, havanın aydınlanması üzerine vazgeçtiklerini anlattı. 

Kaynarca Cumhuriyet Başsavcılığı’nda ifadesi alınan Cemal Bay, şunları anlattı:

Bayanın eşiyle aynı fabrikada çalışıyorduk. Kendisiyle aram soğuktu ancak Birol’un onunla arası iyi değildi. Aralarında üç gün önce dövüşmeye varan bir husumet olmuştu. Bunun üzerine Birol bana Halit’in eşine tecavüz ederek öldürelim diye bana geldi. Ben de kabul ettim.

İkimiz Halit’in evine yürüyerek, Halit’in evde olmadığı bir zamanı gözeterek, balkondan birlikte girdik. Kadın yer yatağında yatıyordu. Yanında bebek vardı. Bayanın üzerine önce Birol atladı. Bayan kendisini savununca Birol ensesine vurmaya başladı. Ben de yumrukla vurdum. Birol on aylık çocuğun boğazını bezle sararak, yer yatağında sıkarak boğdu. Bebekten ses gelmeye başlayınca ben de boğazını bezle sıkarak boğdum.

Kadını ve çocuğu evden alıp arabaya koyduk. Ormanlık alana gittik. Birol ve ben kadına tecavüz ettik. Kadını ve çocuğu başka bir ormanlık alana götürdük. Kadının kafasına Birol ile odunla vurarak öldürdük. On aylık çocuk yanımızda ve ölü idi. İkisini ormandaki ağaç ve çalı parçalarıyla kaparak gizledik.

Kocasını da öldürecektik

Gizledikten sonra Birol’un babasının evine gittik. Evin önündeki küreği aldı. Tekrar olay yerine giderek, çukur kazmaya çalıştık. Fakat zemin sert olduğu için kazamadık. Tekrar ağaç ve yaprak dallarıyla gizledik. Kaynarca’ya gelince Halit’in evine gittik. Birol’un yanında kurusıkı tabanca vardı. Halit’in eve gelmesini bekleyip öldürme niyetimiz vardı. Herhangi bir delil ve iz bırakmamak istiyorduk. Kabul edemedim, eve bırakmasını söyledim.

Diğer cani Birol Karacal ise sunları söyledi:

Bayanın eşiyle iş yerindeki meselelerden ötürü aramızda tartışma çıkmıştı. Bunun üzerine Cemal ile plan yaptık. On aylık çocuğu Cemal boğdu, kadını bayılttı. Ben yardım ettim. Daha sonra kadını Cemal’in sırtına verdim. Ben de çocuğu aldım ve bana ait arabayla ormanlık alana gittik. Ormanda ben ve Cemal kadına tecavüz ettik. Tecavüzden sonra odunla Cemal vurdu. Ben vurmaya kıyamadım. Kadını öldürdükten sonra üstünü çalı çubukla saklayarak, araçla ayrıldık. Kocasını öldürme kararı aldık ancak hava aydınlanmaya başlayınca bu işten vazgeçtik. Benim niyetim, iş yerinde Halit’le geçinemediğim için kadına tecavüz etmekti. Ancak Cemal ile birlikte olayın gelişimiyle öldürmeyi de kararlaştırdık.

Sakarya Barosu Başkanı Zafer Kazan, baroya ait kadın ve çocuk hakları merkezinin davaya müdahil olacağını belirterek “Bu vahşetin takipçisi olacağız” dedi. Kazan, “Bu ifadelerin güvenlik gerekçesiyle Sakarya’da alınması daha doğru olurdu” dedi. 

Yukarı