Hukuk Defterleri Sayı 9
Pusula

Korkut Boratav ne öneriyor: Düzen solu ile ittifak çıkış mı?

Ali Ateş

Hemen hemen aynı günlerde Korkut Boratav’ın, görüşlerini yansıtan ve biri bizzat kendi kaleminden çıkan iki yazı yayınlandı. Birinci yazı, 10 Mayıs 2017 tarihinde  “Korkut Boratav: İslamcı rejime karşı mücadele temel olmalı” başlıklı birgun.net haber sitesinde çıktı. (http://www.birgun.net/haber-detay/korkut-boratav-islamci-rejime-karsi-mucadele-temel-olmali-158784.html) Hemen ardından 12 Mayıs 2017 tarihinde “Cumhuriyetçilik mi? Sosyal demokrasi mi” başlıklı köşe yazısı ile ilerihaber.org sitesinde. (http://ilerihaber.org/yazar/cumhuriyetcilik-mi-sosyal-demokrasi-mi-71705.html) Korkut Boratav bu iki yazının yayınlanmasından kısa bir süre sonrada Ankara’da NHKM’de gerçekleşen bir söyleşiye katıldı.

Gerek Boratav’ın genel görüşlerini yansıtan birgun.net sitesinde yayınlanan yazıda ve gerekse ilerihaber.org sitesinde kendi kaleminden çıkan yazısında bazı noktaları belirgin hale getirmek gerekiyor. Çünkü, nereden bakılırsa bakılsın, CHP’ye seslenen ve CHP’nin ne yapması gerektiğini anlattığı yazıların altında aslında düzen karşıtı sosyalist hareketin CHP ile ilişkisini de tarif etmektedir.

Genel olarak referandum sonrası yüzde 49’luk Hayır blokunun nasıl bir muhalefet hareketine dönüştürülmesi gerektiği üzerine düşüncelerini ifade ederken, CHP’nin hatalarını ortaya koyup ne yapması gerektiğini belirtmektedir. Her iki yazıda haklı olduğu ve mutlaka üzerinde düşünülmesi gereken noktalar elbette bulunuyor. Ancak yazının eğer bir doğrultusu varsa, sosyalistler açısından, bu noktanın açık olarak ortaya konması zorunludur.

Kızım sana söylüyorum, gelinim sen anla!

Bu iki yazının, sosyalistleri ilgilendiren tarafı ise, CHP’ye seslenirken aslında sosyalist hareketin ne yapması gerektiğini üstü kapalı ifade etmesidir. Aslında Boratav, sosyalistlere, “kızım sana söylüyorum, gelinim sen anla” minvalinde mesaj vermektedir.

Örneğin Boratav: “Sosyalistlerin ve cumhuriyetçilerin, tam aksine, yukarıdaki iki soruyu açıkça gündeme getirerek karşı hegemonya kurmaları gerekir. %49’luk ‘Hayır’ blokunu ayakta tutacak, genişletecek ana muhalefet gündemi şudur: ‘Cumhuriyet rejimini İslamcı rejime dönüştürmek ve yolsuzluklara karşı sınırsız dokunulmazlık istiyorsunuz. Neden?’ CHP de bu platforma katılmaya zorlanmalıdır. Bu partinin acil sorunu, sosyal demokrasiyi değil, açıkça cumhuriyet değerlerini sahiplenmektir. ‘Hayır’ blokunun pekişmesine, genişlemesine ancak bu doğrultuda katkı yapabilir.” (birgun.net sitesi)

Bu satırlar, açık olarak sosyalistlere, “CHP bu platforma katılmaya zorlanmalıdır” denilerek, sosyalistlerin CHP ile ortak bir platformda buluşmasını önermektedir. Net olarak görüleceği üzere, CHP tartışması üzerinden sosyalistlerin CHP ile ortak bir platformu zorlaması gerektiğini “dolaylı olarak” ifade eden bir politik bir önerme ile karşı karşıya bulunuyoruz.

Aslında bu görüş yeni bir görüş değildir. Yıllardır sosyalizm mücadelesinin CHP ile mümkün olacağını söyleyen ittifaklar politikasının bugünkü versiyonudur. Bu versiyon aynı zamanda sosyalist hareketten CHP’ye devşirilen ve ”CHP’nin sol kanadı olarak lanse edilen devrimci demokrat grubun” da ana tezidir. İster CHP içinden bakılarak isterse sosyalist hareketin ne yapması gerektiği üzerinden inşa edilsin son kertede söylenen bir düzen partisiyle uzlaşı çağrısından başka bir şey değildir.

İlerihaber.org sitesinde çıkan köşe yazısında ise Boratav önce sosyal demokrasinin iki yüzlü tutumunu tarihsel ve güncel örnekleriyle verdikten sonra CHP’lilere seslenerek açık olarak şunları yazmıştır: “Partinizin cumhuriyetçi sicilini tamamlayan bir özgünlüğü daha var: CHP’nin aydınlanmacı geleneği, 1972 sonrasında sola, yani halk sınıflarına açılarak önemli bir senteze ulaşmıştı. Bu dönüşümün inşacısı olan Bülent Ecevit, tarih bilincine sahip olduğu için partisini ‘sosyal demokrat’ değil, ’demokratik sol’ olarak nitelemeyi yeğledi. Cumhuriyetçilik ile emekçi sınıfların taleplerinden, özlemlerinden  oluşan bir bileşkenin Türkiye’de kök salabileceğini kanıtladı.  1970’li yıllarda halk sınıflarının oylarıyla birinci parti oldu; iktidara getirildi.

Sosyal demokrasi tutkunu CHP’lilere şunu da hatırlatalım ki, Haziran 2013 kalkışmasından bu yana Türkiye’de aydınlanmacı, cumhuriyetçi değerleri; laiklik kazanımlarını savunan, emekçilere taşıyan, hatırlatanlar, bu ülkenin sosyalistleridir.  Partinizin kazanımlarını sahiplenmek, canlandırmak, geliştirmek, onlara, yani sosyalistlere, devrimcilere düşmüştür. Gafletten vazgeçin; yüzde 49’luk ‘Hayır’ cephesini onlarla birlikte el ele büyütün; cumhuriyetin kazanımlarını birlikte kurtarın; aydınlanmacı doğrultuda  sonuna kadar genişletin.  Demokrasiyi sonuna kadar genişletmek mi istiyorsunuz? Sınırsız bir demokrasiye açılan bir güzergâha girmek için, öncelikle bu adımların atılması gerekecektir.”

Boratav tarafından kaleme alınan bu görüşlerin, CHP’ye hitaben yazıldığından şüphe yok. Ancak iki sosyalist yayın organında bu satırların yazılması, hele hele sosyalist siyasi hareketin önemli bir kimliği olarak Boratav’ın bunları yazması düşündürtmelidir. Yenikapı ruhunun parçası olan ve referandumdan sonra ortaya çıkan tabloya meşruiyet katan bir CHP karşıtlığından daha çok CHP’ye seslenen ve sosyalistlere yakınlaşın diyen görüşler, aynı zamanda sosyalistlerin CHP’ye yüzünü dönmesi ve CHP ile birlikte ortak bir zemin yaratılması gerektiğini ima etmektedir.

Boratav’ın, Ecevit’e atıfla ifade ettiği görüşler ise tarihten hiç ders alınmadığını bir kez daha göstermektedir. Ecevit’in devrimci ve sosyalist hareketin önünü kesmek ve toplumsal tepkiyi düzen içi kanallara akıtmak için 1970’lerde ortaya çıkışını olumlayarak yazmasına katılmak pek mümkün değildir.

Düzen solu ile ittifaka hayır

Sosyalist hareketin, devrimci bir sol odak olarak ortaya çıkışını değil, düzen soluyla birlikte yol almasını yansıtan bu görüşlerin devrimci bir politik çizgiye karşılık gelip gelmediği tartışılmalıdır. Düzen muhalefeti ile ittifakı, siyaset olarak adlandırmak elbette mümkündür, ancak bunun devrimci bir siyaset olarak nitelendirilmesini, hem bugünkü koşullar açısından hem de tarihsel deneyimler ışığında, kabul etmek reformizme açılan kapıdır. Haziran Hareketi’nin iki bileşeninin yayın organlarında çıkan bu önermelerin, Türkiye sosyalist hareketinde kimleri ne kadar etkileyeceğini önümüzdeki günlerde elbette göreceğiz.

Türkiye sosyalist hareketi, düzen solunun yedeği olmaktan çıktığı zaman kendi yolunu açacaktır. Bugün referandumda ortaya çıkan “Hayır”, düzen karşıtı bir mücadeleye bağlanmalıdır. Düzen karşıtı mücadeleye bağlamanın yolu, önce düzen soluna net bir tutum almakla mümkündür.

Ne yapmalı sorusu ya da neden CHP ile değil konularına başka yazılarda değinmek kaydıyla… Ancak yıllardır CHP’ciliğin çare olmadığını herkes çok iyi biliyor. Söylenmesi gereken kısaca şudur: “Öğrenilmiş çaresizlik” kaderimiz değil…

Yukarı