Pazartesi günü haber sitelerinde Çalışma Bakanlığı’nın kıdem tazminatı fonu tasarısına ilişkin kimi bilgiler servis edildi.

Kıdem tazminatı fonuna ilişkin bu haberlerde yer alan bilgiler genel olarak şu şekilde; işsizlik fonu, zorunlu bireysel emeklilik fonu gibi zorunlu fon kurulacak, çalışmaya başlayan her işçi bu fona dahil olacak, fondaki paradan yararlanabilmek için belirli bir süre çalışma ve prim ödemesi koşulu aranacak, işçi sadece emeklilik nedeniyle tüm parayı fondan çekebilecek aksi halde bu fondan kısmi şekillerde parasını alabilecek.

Yine bu haber sitelerinde söz konusu haber verilirken, artık işçinin kıdemine ilişkin hiçbir hak kaybı olamayacağı, kıdem tazminatını alamayan işçinin kalmayacağı propagandası yapılıyor. O halde bizde bu propagandaya karşı hala ortada taslak çalışmanın tem metni bulunmaması sebebiyle elimizdeki bilgilere göre gelecek hafta yanıtlanmak üzere birtakım sorular soralım.

1.) Söz konusu düzenlemenin asıl amacı her işçinin kıdemini almasıysa, şu an yürürlükte bulunan düzenlemede değişikliğe gidilip kıdem tazminatına hak kazanma halleri genişleterek ve işverenden tazminatının alınmaması durumunda devletin garantörlüğünü düzenlemek varken, neden bir fon sistemi kuruluyor?

2.) 1999 yılında 4447 sayılı Kanunla kurulan İşsizlik Fonuna, 2008 yılında bu fon içinden Ücret Garanti Fonu oluşturularak işverenin ödeme aczine düşmesi durumunda işçilerin geriye dönük 3 aylık ücretlerinin, yine 2008 yılında bu fondan kısa çalışma ödeneğinin, 2016 yılında doğum sonrası haftalık çalışma süresinin yarısını çalışanlar için yarım çalışma ödeneğinin karşılanması kabul edilmiş, 2017 yılında ise bu Fondan Esnaf Ahilik Sandığının kurulması ve yardımların bu Fondan karşılanması Meclis’te onaylanmıştı. Kıdem tazminatı fonunun bir gecede Meclis’ten geçen düzenlemelerle bu duruma gelmeyeceğini yani diğer fonlar gibi farklı harcamalara aktarılmayacağı ya da bu fona başka kurumların da bağlanmayacağının garantisi nedir?

3.) Verilen bilgilere göre, işçiler emekliliklerine kadar hesaplarındaki parayı tamamen çekemeyecekler. Şu andaki uygulamada kanunda belirtilen hallerde iş sözleşmesi sona eren işçi kıdeminin tamamını alabiliyorken, fona geçildiğinde neden fonda birikmiş tüm parasını alamayacak, sadece belirli bir miktarından yararlanabilecektir? Bu işçinin hakkı olan tazminatın zorla alıkonulması değil midir?

4.) Türkiye’de iş güvencesi hükümlerinin sorunları ortadayken, kıdem tazminatı adeta işçiler için bir iş güvencesi hükmü niteliğini almışken bu tazminatın fona devredilmesi ile artacak olan güvencesiz çalışma ortamı, işçiler açısından devamlı huzursuz bir ortamda atılır mıyım endişesiyle çalışma anlamına gelecekken, işverenler açısından ne anlama gelmektedir? Bu uzun yıllardır neo-liberal politikalarla çalışanların haklarını gasp etmenin halkalarından biri değil midir? Eğer öyle olmasaydı, işçileri ikna etmek için bu kadar fona ilişkin güzelleme yapan haberler, kamu spotları olur muydu ya da tersinden işverenler ve işveren sendikaları referandum öncesi ve sonrasında işçi çıkarma maliyetlerinin azalması için fona ilişkin taleplerde bulunurlar mıydı?

5.) Tüm bu sorularla birlikte, eğer bu işçiler açısından bir kazanım olacaksa, Bakanlık neden çalışmaları kapalı kapılar ardında yapmakta, sosyal taraflara özellikle kendilerini ilgilendiren bir konuda işçilere bu taslağı açmamaktadır? Her şey oldu bittiye mi getirilecektir?

 Bu fonun yürürlüğe girmesi işçilerin haklarında büyük bir geriye gidiş olan ve “borromean düğümü” gibi birbirine bağlı düzenlemelerin son halkasının tamamlanması demek olacaktır. Daha önceki yazıda belirttiğimiz gibi, eğer güvencesiz bir ortamda çalışmak istemiyorsak ve geleceğimiz olan çocuklarımızın böyle koşullarda yaşamasını istemiyorsak, bu soruların cevapları mutlaka hükümete sorulmalı, topyekün olarak kıdem tazminatı fonuna hayır denmelidir. Hala hiçbir şey için geç değildir.