Hürriyet yazarı Ahmet Hakan, AKP ve Cemaat tarafından hasta yatağında hedef alınan Türkan Saylan’ın ölümünün 8. yılında “Affet bizi Türkan hoca” başlıklı bir yazı kaleme aldı. Ancak her zamanki “ortalamacı”lığını konuşturan Hakan’ın yazısında, Saylan’dan yalnızca AKP’nin düşmanı haline gelen ‘FETÖ’ ile ilgili sözleri nedeniyle ‘af dilemesi’ dikkatlerden kaçmadı.

Hakan bugünkü köşesinde affını şu sözlerle dile getirdi:

“Bu Fetullah, tıbbi açıdan problemli bir şahıs. Bu şahıs, memleketin en zeki çocuklarını kandırıyor. 1999 yılında Türkan Hoca’nın bu sözlerini dinlerken… Ben de İslami camiada yer alan herkes gibi… Amma da abartıyor. Amma da düşmanca davranıyor. Amma da önyargılı yaklaşıyor. Falan demiştim. Biliyorum… Çok ama çok geç… Fakat ben yine de söyleyeyim: Hakkını yedik Türkan Hocam. Ne olur affet bizi. Affet ve hakkını helal et.”

Gülen Cemaati için uyarmıştı

Bir tıp doktoru olan Saylan’ın 1999 yılında dönemin Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği Başkanı’yken Gülen Cemaati’nin faaliyetleri ile yaptığı uyarılar özellikle 15 Temmuz darbe girişiminden sonra yaygın olarak yeniden paylaşılmaya başlanmıştı. Konuşmalarında defaatle, Gülen Cemaati’nin öğrencileri çocukluktan itibaren beyinlerini yıkayarak nasıl devlet kadrolarına, eğitime, askeri kadrolara ‘sızdırdığını’ ve kimliklerini nasıl gizlediklerini anlatan Saylan, ileride ülke için yaratacağı tehditlerle ilgili olarak uyarıda bulunuyordu.

Asıl kıstas AKP

Ancak Türkan Saylan’ın uyarıda bulunduğu tek dinci yapı elbette yalnızca “Gülen Cemaati” değildi. Saylan, başta eğitimde olmak üzere bütün olarak tarikat ve cemaatleri hedef alıyor ve laikliğe yönelik saldırılara işaret ediyordu.

Ahmet Hakan ise, yazarı olduğu Hürriyet’in sahibi Doğan Grubu sermayesinin Cumhuriyet ve laiklik konusundaki hassas kimi okurlara seslenirken AKP’yi de ‘memnun’ etmek kaygısıyla, Saylan’ı yalnızca ‘FETÖ’ konusundaki uyarıları nedeniyle övebildi.

Saylan ne diyordu?

İşte hayatını gericiliğe karşı aydınlanma mücadelesine adayan, 9’uncu ölümünde saygıyla andığımız Türkan Saylan’ın 2009 yılında Cumhuriyet‘e verdiği röportajdan bir bölüm:

– Özellikle son iktidar döneminde her alanda olduğu gibi eğitim alanında da yoğun kadrolaşma görüldü. Bu kadrolaşma nasıl bir eğitim düzeni yaratmayı açıklamaktadır?

Türkan Saylan: Tamamen kendi ideolojileri doğrultusunda, tam şeriat demesem bile gerici ve ilerlemeyi engelleyen bir eğitim düzeni mevcut. Şimdi gazetede okudum, her gün bir şey okuyoruz, adam demiş ki küpe yasak, kot pantolondan nefret ediyoruz, kadın öğretmenler kocalarını aldatır. Sen böyle bir önyargıyla yönetici olursan… Kim bilir bu nerden geldi? Allah bilir kendisi neyin nesidir! Kızlara evlenin, okuyacaksınız da ne olacak diyen eğitimciler var. Biz onlarla da karşılaşıyoruz. İnanılmaz boyutlarda bir gerileme, geriye gitme var. Kadrolaşıldığı için zaten ilericiyi alıyor, yerine kendi adamını koyuyor. Kendi adamı da sırf bu iş için geliyor.