Kimse ABD’nin Suriye’de neden var olduğunu sorgulamıyor? Doğal bir kabulleniş var. Uluslararası ilişkilerin doğal bir sonucu imiş gibi ya da ABD’nin emperyalist gücüne boyun eğiş gibi…

En büyük meşruiyet kaynağı olarak IŞİD ve El-Kaide gibi dinci terör ve katliam örgütlerinin ortadan kaldırılması olarak sunuluyor. ABD bir kez daha dinci teröre karşı kurtarıcı rolüne bürünmüş bir biçimde Suriye’de yerleşmeye çalışıyor.

Rusya, Suriye hükümetinin davetiyle geldi. İran da keza böyle… Bu ülkelerin varlığını gösterip ABD’nin Suriye’de varlığını açıklama girişimi mümkün değil.

Kaldı ki, bugün gerici terör bahane edilerek ABD’nin kurtarıcı olarak gösterilmesinin bir sınırı bulunuyor. Israrla yazmak gerekir ki, Suriye’de ve Irak’ta dinci terör örgütlerinin boy vermesinin altında emperyalizm vardır.

Tarihsel olarak böyledir; yeşil kuşak projesi ile gerici siyasi hareketlerin emperyalistler tarafından nasıl kullanıldığını bilmeyen yok. Son örnek Hikmetyar karşımızda. Bir kez daha terör listesinden çıkartıldı ve Afganistan’a gönderildi. Taliban’ın da emperyalizm tarafından nasıl beslendiği ve yönlendirildiğini unutmuş değiliz. İstedikleri zaman terör listesine alıp, istedikleri zaman çıkardıkları bir çıkar dünyası ile karşı karşıya olduğumuz unutulmamalı.

Güncel olarak da böyledir. Suriye’nin parçalanması için dünyanın dört bir tarafından cihatçıların Suriye’ye gönderilmesi, cihatçı terör örgütlerinin silahlandırılması ve yönetilmesi açık bir gerçek olarak karşımızda değil mi? Dinci, cihatçı terör örgütleri emperyalizm tarafından beslendi, yönlendirildi ve Suriye’nin parçalanmasının aracı haline getirildi. Vesayet savaşı dedikleri budur. Yine ısrarla yazmak gerekir ki, “Beyaz Miğferler”den tutun da “Suriye Gözlemevi”ne kadar oluşumların İngiliz istihbaratı ile doğrudan bağları bulunuyor.

Yani mesele açık: Gerici ve cihatçı terör bizzat emperyalizm tarafından desteklendi, sonra bu, bir tehdit olarak gösterilerek emperyalizmin bölgeye müdahalesinin ve yerleşmesinin zemini olarak sunuldu.

ABD askeri üslerinin Ortadoğu’ya nasıl yerleştiğinin fotoğrafı görülmeye değer. Neredeyse İran’ın çepeçevre sarıldığı bir gerçek var karşımızda.

Irak ve Suriye’de ABD’nin odaklandığı yerlerin Musul, Kerkük, Rakka olması tesadüf değildir. Yine hattın üzerinden şekillenecek bir Kürt devletleşmesinin de…

O yüzden, mesele Kürt ulusal hakları kadar emperyalizmin bölgeye yerleşmesi meselesidir.

AKP iktidarının emperyalizmin bölgeye yerleşmesinin bir numaralı yardımcısı olduğu da açık olarak yazılmalıdır. Gerici cihatçı terör örgütlerinin AKP iktidarı tarafından desteklenmesi bizzat emperyalist saldırganlık politikasının biçtiği görev ile ilgiliydi.

Ne yazık ki bugün ABD emperyalizmi kurtarıcı olarak görülmektedir.

AKP ve sermaye devleti, bugün ABD’ye diz çökmektedir: Rakka operasyonunu benimle yap demektedir. Bunun anlamı açıktır. ABD’nin piyadesi oluruz denilmektedir.

Çünkü ABD emperyalizmi tarafından Kuzey Irak’ta olduğu gibi Kuzey Suriye’de de bir Kürt devletleşmesine girişilmesinden korkulmaktadır.

Kürt siyaseti ve PYD, zaten ABD’ye Rakka operasyonu için ben piyade olurum, “Yeter ki senin koruman altında bana bir yönetim birimi yarat” demiştir.

ABD, Türkiye’ye “dediğim yap yoksa PYD var”, Kürt siyasetine ise “sen bilirsin bak Türkiye orada” diyerek, Türk-Kürt karşıtlığı üzerinden bölgeye yerleşmesinin politikasını yapmıştır.

Emperyalizmin bölge haklarını birbirine düşürerek, böl-yönet politikasının bizatihi kendisini görüyoruz değil mi?

Sünni-Şii, Acem-Arap, Türk-Kürt gibi karşıtlıklar ve eksenler üzerinden yürütülen düşmanlık politikasının sonucu emperyalizmin kurtarıcı olarak bölgeye yerleşmesi olmaktadır. Bu düşmanlıklarının körüklenmesinde ya da kullanılmasında emperyalizmin doğrudan payı bulunmaktadır. Suriye savaşı tam da böyle başlatılmıştır. İslamcı siyasi hareketler emperyalizmin enstrümanı olarak işte bu şekilde kullanılmıştır.

Bugün, bir Amerikancılık yarışı yapılmaktadır. AKP ve sermaye devleti, ABD kapılarında beklemekte, Kuzey Suriye’de Kürtler ABD askerlerine alkış tutmaktadır.

Yanki işgalcidir, kurtarıcı değil. Bölge halklarının bunu görmesi için çok zamana ihtiyaç olmayacak.

Yankinin piyadesi olmaya yüksek sesle itiraz edilmelidir. Hem Türkler hem de Kürtler adına…