Köşe Yazıları

1 Mayıs’a giderken: Güvencesizliğin son halkası kıdem tazminatı fonu

Evrim Şenöz 1 Mayıs öncesi gerici AKP iktidarı tarafından patronlar adına çalınan kıdem tazminatını yazdı.

Başbakan yardımcısı Nurettin Canikli sonunda bu hafta baklayı ağzından çıkardı. Kıdem tazminatı fonu sürecinde artık sona gelindiğini açıklayan Canikli, “Aynı zamanda üretim ve sanayinin içindeki gizli tehdidi, gizli yükü ve korkuyu ortadan kaldırılacak, rahatlatacak bir düzenleme olacak. Bu çok önemli biliyorsunuz. Şu anda birikmiş olan kümüle kıdem tazminatlarını realize etmeye kalkışın, Türkiye’de bu yükün altından kalkacak kaç firma vardır, bilemiyorum…” dedi.

Yani kıdem tazminatlarının bir tehdit olarak algılandığını belirtti. Kim tarafından? Patronlar tarafından. Peki neden korkuyorlar? Çünkü bu tazminatlar işçilerin, emekçilerin rahatlıkla işten atılması konusunda patronların çekinmelerini sağlıyor. Tehdit diye belirtilen budur. Bu tehdit ortadan kalkınca çalışanlar rahatlıkla işten çıkarılabilecekler.

Sonra da ekliyor Canikli sanki gaf yaptığına anlamışçasına, “Bu arada işçilerimizin, çalışanlarımızın mükteseplerinde en ufak bir geriye dönüş anlamında olmayacak, kesinlikle onu koruyacağız. Nihai olarak çalışmalarımız bu imkanı rakam itibariyle, oran itibariyle realize edilme aşamasında elde etmiş olacak. Bir geriye gidiş kesinlikle olmayacak.” Yani diyor ki, ey çalışanlar rahatlıkla işten çıkarılabileceksiniz ama merak etmeyin paranızı son kuruşuna kadar vereceğiz.

Hadi oradan…

***

Hükümetin kıdem tazminatı fonunun getirilmesi için sunduğu argümanlardan biri şu anda yürürlükte bulunan 1475 sayılı Kanunun m.14 hükmünün kıdem tazminatının kazanılma koşulları bakımından yeterli olmaması. Özellikle kıdem tazminatının çalışanın emeğinin işin bitiminden sonra ödenen bir karşılığı olarak düşünürsek, kıdem tazminatına hak kazanmak için bir yıllık kıdem şartının aranması veya çalışan tarafından iş sözleşmesinin sona ermesinde çalışan kıdem tazminatını alamaması kabul edilemez. Ancak bu durum yani kıdem tazminatına hak kazanma koşulları kolaylaştırılarak aşılabilecek bir sorun. Yani AKP ve işverenlerin istediği ya da bizlere kamu spotlarında gösterildiği gibi, bu sorunun yegâne çözümü kıdem tazminatı fonu değil. Zaten onlar için sorun çalışanların bir günlük kıdemini bile alması değil, sermaye sınıfı için işçi maliyetlerinin düşürülmesi…

***

Madalyonun öbür tarafından bakalım. Yani Canikli’nin dediği gibi patronlar için tehdit olan tarafına… Kıdem tazminatı bizim için ne anlama geliyor?

Kıdem tazminatı asıl olarak çalışanlara işinden ayrıldıktan sonra eline belirli bir toplu para geçmesini sağlıyorsa da asıl olarak çalışanın iş güvencesini sağlıyor. Sermayedarlar, toplu bir miktarda ödeyecekleri parayı düşünerek çoğu zaman çalışanları rahatlıkla işten çıkaramıyorlar. Yani kıdem tazminatı bizim için bir anlamda da işin devamlılığının teminatıdır.

AKP, iktidara geldiği ilk yıllarda zaten ulusal ve uluslararası sermayenin ihtiyaçları doğrultusunda 2003 yılında 4857 sayılı İş Kanununu çıkarmış ve çalışma saatlerinde denkleştirme, çağrı üzerine çalışma vb. esnekleşme hükümlerini getirmişti. O dönem işçi sendikalarının baskısıyla işçi kiralama büroları (mesleki anlamda geçici iş ilişkisi) ve kıdem tazminatı fonu Meclis’te kabul edilememiş, daha sonraya bırakılmıştı. Geçen sene Mayıs ayında işçi kiralama bürolarına ilişkin hükümler kabul edildi, şimdi Mayıs ayında ise kıdem tazminatı fonu yürürlüğe konulmak isteniyor. Böylece başından beri sermaye tarafından talep edilen esnek ve güvencesiz çalışmaya ilişkin son halka tamamlanmış olacak…

Müezzinoğlu ise, Canikli’nin açıklamasından birkaç gün önce kıdem tazminatı fonu düzenlemelerine ilişkin konuşmasında “Burada tek bir ifademiz var, alın terinin hakkını koruyacak, güçlü şeffaf, sürdürülebilir, hakkaniyetli bir sistemi paydaşlarımızla uzlaşı içerisinde şekillendireceğiz”  dedi. Daha fon düzenlemesine ilişkin taslağı bile paylaşmayan, burada bile şeffaf olmayan bir hükümetin çalışanın emeğini koruyacak şeffaf bir sistem yaratabilmesi mümkün değil. Keza başımızda olan tek fon da bu değil. İşsizlik fonu, Varlık fonu gibi fonların durumu ortada…

Kıdem tazminatı fonunun yürürlüğe girmesiyle, patronlar “işçi çıkarma maliyetlerinin azalması” sebebiyle rahatlıkla çalışanları istedikleri zaman çıkarmakta tereddüt etmeyeceklerdir. Çalışanlar ise bunu bilerek, her gün atılırım korkusuyla güvencesiz bir gelecek ile karşı karşıya kalacaklar.

Keza Nisan 2017 yılı resmî rakamlara göre işsizlik oranı %13 olan bir ülkeden bahsediyoruz. Bu rakamların resmî olmayan oranının daha fazla olduğunu biliyoruz. İşsizliğin bu kadar yüksek olduğu bir ülkede işten atılmamak için güvencesiz çalışanların hangi koşullarda çalışmayı kabul edebileceklerini düşünmek zor olmasa gerek…

***

İşte tam da bu yüzden, 2017 1 Mayıs’ında kıdem tazminatı fonuna karşı alanlarda olmalıyız. Bize bir günlük kıdeminizi bile alabileceksiniz diye kandırmak isteyenler, asıl gelecek güvencemizi, mücadele ederek kazandığımız haklarımızı elimizden almak istiyorlar… Yarın alanlarda, geleceğimize, güvenceli çalışmaya karşı bize sunulan güvencesizliğe 16 Nisan’daki gibi Hayır demeye…

Yaşasın 1 Mayıs!

Yukarı