Avrupa Birliği’nden açıklamalar geliyor. NATO “tamam ama biraz dikkat” diyor. Avrupa Konseyi’nde Türkiye için yeni kararlar alınıyor. ABD sözcüleri “müttefikiz ama” diyorlar…

Türkiye’nin bugün içinde bulunduğu duruma dair ABD’si, NATO’su, AB’si, Avrupa Konseyi, AGİT’i, Almanya’sı ardı ardına açıklamalarda bulunuyor. Söyledikleri kısaca şudur: Bugün Erdoğan iktidarıyla Türkiye’de demokrasi zarar görüyor, insan hakları geriye gidiyor, basına özgürlük budanıyor, OHAL ile baskılar artıyor, hukukun üstünlüğü göz ardı ediliyor diyerek eleştiriler sıralanıyor, sonra ama ilişkilerimiz sürmeli, diyalogla çözüm bulunmalı diyerek açık kapı bırakıyorlar. “Batı” merkezlerinden araya sıkıştırılmış tehditler de eksik olmuyor: AB ile müzakereleri dondururuz, NATO müttefikliği böyle olmamalı…

Erdoğan’dan ya da gerici düzenin temsilcilerinden de karşılıklar geliyor, ancak son kertede kapımız açık, oturup konuşalım demeyi ihmal etmiyorlar.

Bu bir kayıkçı dövüşü, adlı adınca iki yüzlü bir tutum… 2004 yılında gerici AKP iktidarda iken Türkiye’yi siyasi denetimden çıkaran bunlar! Şimdi seni tekrar küme düşürüyoruz diyorlar. 2010 yılında yapılan anayasa değişikliği referandumu konusunda gıkları çıkmayanlar, 2017 yılı referandumu konusunda “eleştiri” yapıyorlar.

Bu iki yüzlüce tutuma bir başka iki yüzlüce karşılık da AKP tarafından verilmiyor mu? Sanki dün bunların söylediklerini allayıp pullayıp “batı arkamızda” diye reklam yapanlar, bugün batıya karşı kuyruğu dik tutmaya çalışan bir sıkışma içindeler.

Neresinden tutarsanız tutun iki yüzlülüktür. Kol kolaydılar, onlar tarafından iktidar yapıldılar, 1923 Cumhuriyeti’ni yıktılar, ülkeyi gericileştirdiler, ülkenin bütün kazanımlarını emperyalist tekellere peşkeş çektiler, emperyalist çıkarlar için Suriye’yi yabancı cihatçılarla doldurdular…

Ülkemizin durumu ortada. Tartışma yok. Baskı, hukuksuzluk, adaletsizlik, gericileşme, haksızlık diz boyu… Akademisyenler haksız bir biçimde işinden oluyor, gazeteciler tutuklanıyor, OHAL sıradanlaştırılıyor. AKP eliyle kurulan bu rejim gerici ve emek düşmanı bir rejim…

Bugün AKP eliyle bu düzenin kurulmasını isteyenler emperyalistlerden başkası değildi.

Ve halkımız büyük bir propaganda ile karşı karşıya…

Türkiye küme düştü, gördünüz mü diyorlar…

Türkiye, bir Ortadoğu ülkesi haline geliyor diye yakınıyorlar…

Batıdan kopuyoruz diye endişelenip, aman Tayyip dikkat et, uyumlu ol diyorlar…

Batıyla aramızı açtın, Türkiye’yi yalnızlaştırdın diye şikayet ediyorlar…

Bugün AKP iktidarıyla birlikte ülkemizin geldiği yer farksız mı? Hem evet hem hayır! AKP ile birlikte Türkiye bütün komşularıyla kavgalı hale geldi, çünkü emperyalistler çıkarları için bunu istiyordu. Suriye’yi karşına, İran’ı karşına al, Rusya’yı karşına al demişlerdi. İstedikleri daha fazla boyun eğen bir Türkiye ve AKP iktidarı olduğundan, bastırıyor ya da ayar vermeye çalışıyorlar.

AKP iktidarının bunlara direneceğini düşünüyorsanız yanılıyorsunuz! Çünkü AKP, emperyalizme borçludur, onların desteği ile iktidara gelmiştir. Gerici AKP iktidarı, sermaye sınıfının çıkarları doğrultusunda AB ile, Ortadoğu’da emperyalist çıkarlar için ABD ile ortaktır.

Çünkü bugün emperyalist batı ile “uyumsuz” görünen noktalar dışında asıl üzerinde durulması gereken “yapısal ittifaklardır”. Türkiye NATO üyesidir, Türkiye gümrük birliği anlaşmasına tabidir, Türkiye ekonomisi tamamen emperyalizme bağımlıdır.

Ortada bir mesele aranacaksa burada aranmalıdır!

Bugün neredeyse AKP karşıtı olduğunu söyleyenler, Erdoğan’dan ve AKP’den kurtulmak için emperyalizme sarılmış durumda. Liberali, ulusalcı geçineni, CHP’si, HDP’si hepsi hep bir ağızdan bak batı ne diyor diyerek şikayet ediyor, yakınıyor, ne durumlara düştük diye hayıflanıyor…

Küme düştük, batıdan koptuk, Ortadoğu ülkesi haline geldik, yalnızlaştık diyerek batı basınında çıkan her türlü “müdahale ve ayar verme” yazılarına sarılıyorlar, emperyalist odaklardan medet umuyorlar…

AKP’den ve kurduğu bu gerici baskıcı düzenden kurtulmak için emperyalist müdahalenin destekçiliği bu kadar olurdu.

Bugün AKP’den kurtulmak için savunulan şey yeni-mandacılık istemekten farksız değildir. Cumhuriyet Gazetesi köşelerinde açık açık yazılar çıkıyor, HDP milletvekilleri emperyalist odakların müdahalesinin parçası oluyor, CHP batıdan kopuyoruz diye uyarılar yapıyor, TÜSİAD aman dikkat AB ile aramızı açma diye akıl veriyor.

Ülkemiz eğer bu duruma gelmişse, AKP ile ülkemizde bir karşı-devrimci dönüşüm ortaya çıkmışsa unutmayın bunun arkasında emperyalizm olduğunu unutmayın. Bugün AKP’den ve bu gerici, baskıcı rejimden kurtuluşun adresi yeni-mandacılık olamaz. Kurtuluş AB’den medet ummak ya da NATO’culuk değildir.

Ülkemizin kurtuluşu, emekçi halkımızın kendi eseri olacaktır. Ülkemizin kurtuluşu AKP eliyle kurulan bu rejimden kurtulmaktır. Ülkemizin kurtuluşu emperyalizme karşı duruşla gerçekleşecektir. Bilinmelidir ki, ılımlı İslam diye yutturulan AKP iktidarı bir Amerikan projesidir, tıpkı başkanlık rejimine geçiş gibi…

Bugün AKP karşıtlığı üzerinden yeni-mandacı zihniyetle biz komünistlerin işi yoktur. Gericiliğe, sermayeye ve emperyalizme karşı mücadele topyekûn verilecektir. Bunun için komünistler, sosyalizmin bağımsız siyasal hattını ve emekçi sınıfların örgütlü gücünü oluşturmalıdırlar…

Emperyalizme güvenme, örgütlen!

Emperyalizmi umut olarak göstermeye çalışan liberal umut tacirlerine meydanı boş bırakma, örgütlen!

Bilin ki, AKP karşıtı görünüp de emperyalizmden medet umanlar ancak ve ancak bu düzenin restorasyonunu ve tıpkı gerici AKP gibi emperyalizmle uyumlu bir Türkiye istemektedirler.

Peki ne oldu da Erdoğan ve emperyalist odaklar arasında bir “açı” oluştu? Siyasal İslamcılığın Ortadoğu’daki rolüne, Kürt sorununa ve Ortadoğu’da ortaya çıkan emperyalist yıkımın maliyetlerine bakılmalı… Bunu da başka bir yazıda ele almak üzere…

Peki bu açı giderilir mi? Söz konusu sermayenin çıkarlarıysa kimse şaşırmasın…