Ahmet Davutoğlu, Darbe Komisyonu’na verdiği yanıtta, Fethullah Gülen’le görüştüğünü doğrulayarak, “Başbakan Tayyip Erdoğan’ın talimatıyla gerçekleşti” dedi.

‘Devrik’ Başbakan Ahmet Davutoğlu, Meclis’te 15 Temmuz’u araştırma amacıyla kurulan Darbe Girişimini Araştırma Komisyonu’nun sorularına 71 sayfalık yazılı yanıt verdi. Davutoğlu, “Fethullah Gülen’le görüşmem Başbakan’ın (Recep Tayyip Erdoğan) talimatıyla gerçekleşti. 2013 dışında başka görüşmem olmadı” dedi.

“Pilot FETÖ’cü değil”

Rus uçağının düşürülmesiyle ilgili de değerlendirmelerde bulunan Davutoğlu, uçağı düşüren pilotun ‘FETÖ’ üyesi olmadığının belirlendiğini dile getirdi. Davutoğlu, şöyle konuştu:

“Talimatını verdiğim angajman kuralları Rusya dahil hiçbir ülkeyi hedef almamıştır, ancak aynı angajman kuralları hangi ülkeden olursa olsun savaş şartlarındaki bir ülkeden hava sahamızı ihlal eden bütün hava araçlarını kapsamıştır. Bu olayda uçağı düşüren pilotun FETÖ/PDY ile irtibatlı olup olmadığı hususuna gelince, angajman kuralları konusunda talimat veren bir Başbakanın, Genelkurmay Başkanı ya da Hava Kuvvetleri Komutanı’nın, bu angajman kurallarının hangi askerimiz tarafından nerede ve ne zaman uygulanacağı konusunu öngörmesi mümkün değildir. Pilot ya da TSK mensubunun örgüt bağlantısı varsa tetkik edilmesi gerektiğini söyledim. Genelkurmay Başkanımız daha sonraki görüşmemizde pilotun geçmişini ve ilişkilerini araştırdıklarını ve somut bir irtibat tespit edilemediğini bildirmiştir.”

Gülen’le görüşme

Ahmet Davutoğlu, Fethullah Gülen ile görüşmesinin gerekçesini anlatırken, “2013 BM Genel Kurulu toplantısına seyahatim öncesinde Başbakanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan ile yaptığımız değerlendirmede, bu yapının gittikçe artan bir şekilde Türkiye karşıtı çevrelerce kullanılmaya müsait hale gelmesi hasebiyle, Gülen’in daha önce yapılan çağrılar çerçevesinde Türkiye’ye getirilerek kontrol altına alınmasının gerekli olduğu kanaatine vardık” ifadelerini kullandı.

7 Şubat krizi

Davutoğlu, 7 Şubat krizi olarak bilinen, MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın ifadeye çağrılmasıyla birlikte ‘FETÖ’yle ilgili kanaatinin ‘somut şüphe’ye dönüştüğünü söyleyerek, şu ifadeleri kullandı: “Bu olay, o döneme kadar daha çok dini cemaat ve sivil toplum hareketi olma nitelikleriyle öne çıkan bu yapının gerçek niteliği ve hedefleri konusundaki soru işaretlerini pekiştirdi.”

“Cuntalaşma risklerini anlattım”

Davutoğlu, Başbakanlık görevinden ayrılmadan önce Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar ile yaptığı görüşmede ‘cuntalaşma’ faaliyetlerinin doğurabileceği riskleri anlattığını aktardı.

Davutoğlu, açıklamasında şunları söyledi: “2015 bahar ayı başlarında girdiğimizde Genelkurmay Başkanımıza 2016 YAŞ’ı için yürütülen çalışmaların hızlandırılması talimatını vermiştim. Başbakanlık görevinden ayrılmadan önceki son görüşmemizde de Genelkurmay Başkanımızla devletimizin bekası ve ülkemizin güvenliği konusundaki kanaatlerimi ve etrafımızdaki ateş çemberi ile ilgili kaygılarımı paylaşmıştım. Bu ateş çemberi içinde TSK’nın etkin ve milli kurum niteliği ile mevcudiyetinin en önemli teminatlarımızdan biri olduğunu, ordumuzun içinde paralel yapı ya da başka niteliklerle ortaya çıkacak her türlü cuntalaşma faaliyetinin doğurabileceği riskleri, Osmanlı Devleti’nin son dönemlerinde yaşanan İttihat Terakki ve Halaskaran-ı Zabıtan kutuplaşmasının Balkanları kaybetmemizdeki etkisine de atıfta bulunarak paylaştım.”