Aslında bu yasa tasarısının kokusu Mayıs 2016’da burnumuza gelmişti. Meclis çatısı altında kurulan “Aile Bütünlüğünü Olumsuz Etkileyen Unsurlar ile Boşanma Olaylarının Araştırılması ve Aile Kurumunun Güçlendirilmesi İçin Alınması Gereken Önlemlerin Belirlenmesi İçin Meclis Araştırması Komisyonu”nun raporu bu günlerin habercisiydi.

Rapor, çocukların cinsel istismarının “rızaya” dayalı olabileceğini ama yine de suç olarak kalması gerektiğini söyledikten sonra çocuk istismarcısının tecavüz ettiği çocukla 5 yıl boyunca “sorunsuz” ve “başarılı” bir evlilik sürdürmesi halinde denetimli serbestlikten yararlanmasını öneriyordu. Hatta Komisyon üyeleri, reşit olmadığı yaşta evlilik yaptıkları için hapse girmiş kocaları bulunan kadınları Meclis’e getirip onları medya önünde ağlatıp ne kadar “mağdur” olduklarını göstermeye dahi çalışmıştı.

Oysa onların mağduriyetinin sebebi “kocalarının” hapiste olması değil; küçücük yaşta, gelişim dönemlerinde, hayata dair umutlarının, gelecekte yapmak istediklerinin ne olduğunu daha bilemeden evlendirilmiş olmaları. Çocuk yaşta daha rızası oluşmadan bu senin kocan deyip onlardan anne olmalarının beklenmesi. İster toplumsal durum denerek hafifletmeye çalışılsın ister ama kız da istiyor “rızası” var densin bu apaçık ifadeyle tecavüzdür.

Bu yasa tasarısıyla bir kez daha açıkça görülüyor ki, çocuk istismarında verilen cezalar çocuk hukuku odaklı olması gerekirken, evlilik ve aile hukuku odaklı olarak ele alınıyor. Bu durum, Kadın Bakanlığı’nı kaldırıp Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı kuran AKP döneminde pek şaşırtıcı değil.

Peki TCK m.103’teki bu düzenlemenin yapılması nasıl gündeme geldi? Hatırlatmakta fayda var.

  • Anayasa Mahkemesi, 11.12.2015 tarihinde yayımlanan, 2015/100 sayılı kararıyla TCK md.103/2’de düzenlenen çocuğun cinsel istismarının “vücuda organ veya sair bir cisim sokulması suretiyle gerçekleşmesi” halinde cezanın “16 yıldan aşağı olmama” hükmü hukuk devleti ilkesine aykırı gördü ve iptal etti. Sonrasında ise 13.07.2016 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanan 2016/46 sayılı kararıyla Türk Ceza Kanunu’nun 103/1’deki çocuklara yönelik her türlü cinsel davranışın cinsel istismar sayılacağına ilişkin hükmü 15 yaşını tamamlamayan çocuklar bakımından iptal etti.
  • Kararın gerekçesinde AYM, “fiilin farklı yaş kategorilerindeki mağdurlara karşı işlendiği veya failin küçük olduğu ya da fiilden sonra mağdurun yaşının ikmali ile fiili birlikteliğin resmi evliliğe dönüşmesi gibi her bir somut olayın özellikleri dikkate alınarak ceza tayin edilmesi” gerektiğini belirtti. Ayrıca iptal edilen karar yerine 31 Aralık 2016 tarihine kadar yeni bir düzenleme yapılmasını öngördü.
  • İptal edilen madde yerine hazırlanan tasarı Meclis’te konuşulurken, AKP Grup Başkanvekili Mehmet Muş ile bazı AKP’liler tarafından önerge verildi ve bu önerge AKP’lilerin oylarıyla kabul edildi. Verilen önerge şu şekilde;

“Cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir neden olmaksızın, 16 Kasım 2016 tarihine kadar işlenen cinsel istismar suçunda, mağdurla failin evlenmesi durumunda, Ceza Muhakemesi Kanununun 231. maddesindeki koşullara bakılmaksızın hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, hüküm verilmiş ise cezanın infazının ertelenmesine karar verilir. Zamanaşımı süresi içinde evliliğin, failin kusuruyla sona ermesi halinde fail hakkındaki hüküm açıklanır veya cezanın infazına devam olunur. Bu fıkra uyarınca fail hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına veya cezanın infazının ertelenmesine karar verilmesi durumunda, suça azmettiren veya işlenişine yardım edenler hakkında kamu davasının düşmesine veya infazın ortan kaldırılmasına karar verilir.”

Oysa yukarıda da belirttiğim gibi, AKP buna Ocak 2016’da kurmuş olduğu Komisyon ile hazırlanmaya başlamış ve Mayıs’taki raporuyla da hazırlıklarını ilerletmişti. Şimdi ise bu tasarıyı Meclis’ten geçirip “mağduriyetleri” ortadan kaldırarak seçim vaadini yerine getirmek istiyor.

AKP’lilerin tasarıya dair en büyük argümanları ailelerin mağduriyetlerini sona erdirecekleri, bir ikincisi ise bu düzenlemenin sadece bir kereliğine uygulanacağı.

AKP, kadınlarının sorunlarını aile içinde “çözmeye” çalıştığı gibi, kız çocuklarının cinsel istismarını da yine aynı yöntemle “çözmek” istemektedir. Oysa çocukların mağduriyetlerini ortadan kaldırmak için istismarın ortadan kaldırılması gerekmektedir. Devletin Diyanet İşleri’nin babanın kızına şehvet duymasını normal saydığı, 13 yaşındaki çocukların evlendirilebileceğini söyleyenlerin sesinin yükseldiği bir ortamda, AKP’nin asıl mağduriyeti ortadan kaldırmak niyetinde olmadığı ortada. Onların derdi, evlenme yaşını küçültmek, kız çocuklarının ve kadınların toplumsal yaşamın daha da dışına itilmesini sağlamaktır.

Evet düzenleme yasalaşırsa, 16 Kasım 2016 tarihinden sonra işlenen suçlara uygulanmayacak. Ancak bunun bir seferliğine uygulanacağına dair bir garanti var mı? Memlekette ceza afları, vergi afları dönem dönem çıkarken, “aile mağduriyetlerini” ortadan kaldırmak için tekrar ve tekrar bu düzenlemenin gündeme gelmeyeceğini kim söyleyebilir? Hatta bu seferki gibi tam da bir seçim vaadi olarak insanlara sunulmayacağını söyleyebilecek biri var mı? Küçücük kızlarımızın cinsel istismarı seçim propagandasına alet olacaktır. Bu Tasarı asla Meclis’ten geçmemelidir.

Ellerinizi o küçücük bedenlerin üzerinden çekin!