İbrahim Yılmaz

Türkiye son yıllarda cumhuriyeti gericiliğin kucağına bırakmış durumdadır. AKP iktidara geldiğinden bu yana 1923 devrimini adım adım tasfiye ederek memleketin her karışına gericiliği bulamıştır. Türbana özgürlük kampanyasından, en son haliyle 29 Ekim resepsiyonunda okunan Kur’an tilavetiyle şeriat meraklıları haddinin son noktasına ulaşmıştır.

İki İslâmcı yapı olan Gülen cemaati ve AKP dövüşün en son ulaşacağı noktayı 15 Temmuz günü gözler önüne sermiştir. 15 Temmuz ile ilgili bir çok şey yazıldı çizildi, şu an yine yazılabilir konuşulabilir. Fakat bugüne baktığımızda gördüğümüz tablo iktidarın bunu kendi lehine çevirip memleketin her alanında kendi baskısını arttırarak, başkanlık tartışmalarını tam anlamıyla ana gündeme çevirmeden önce hazırlığını tamamlama isteğidir.

Cumhuriyet kazanımları son günlerde Türkiye için önemini çok daha fazla hissettirmekte, yok edilişini aşama aşama gördüğümüz laikliğin hem devlet kurumlarında, hem de toplumsal yapıdaki tasfiyesi kindar, dindar, padişah sevdalısı güruha şuursuz bir cesaret vermiştir. Şort giydiği için otobüste tekmelenen kadından, okulunda “Gavur musun?” sorusuna maruz kalan liseliye kadar ve bitmeyecek örneklerle artık ne cumhuriyetin, ne de laikliğin varlığı üzerine bir tartışma yürütmek bizleri boşa düşürecektir. Başkanlık sevdasıyla yanıp tutuşan, Osmanlıya dönüşe hevesli olan saltanatın rüyasını görenler bir şeyi unutmaktadırlar. Hem de en önemli noktayı unutmaktadırlar. Ya unutmakta ya da görmezden gelmektedirler.

Kendilerine kurmak istedikleri ama bir türlü tam anlamıyla oturtamadıkları bu rejime karşı duranları, ayağa kalkanları unutmuş haldedirler. Tekel direnişinden, YGS eylemlerine; YGS eylemlerinden, ODTÜ direnişine; ODTÜ’den, Gezi Parkı’na sonrasında karanlığa sırtına dönen liselilere; emeğini patronlara yedirmeye hiç niyeti olmayan işçilere kadar bu eylemlere katılanlar AKP’nin ikinci cumhuriyetine karşı dikilenler hala bu memlekette yaşamaya ve mücadeleye devam etmektedirler.

Yeniden bir mücadelenin örülmesi laikliği, anti-emperyalizmi, aydınlanmacılığı başa yazarak yeni bir cumhuriyet iddiasını elimize almanın ve bu mücadeleyi ilmik ilmik örmenin “Yeniden Cumhuriyet mutlaka sosyalizm!” demenin tam zamanıdır.

6 Kasım’da Bostancı Gösteri Merkezi’nde yapılacak olan “Laiklik İçin Buluşuyoruz” etkinliği, bu dönemeçte oldukça önemli bir noktaya değinecek ve yukarıda bahsedilen mücadelenin kararlılığını hilafet ve saltanat rüyası görenlere apaçık gösterecektir. Memlekete sahip çıkanların laiklik mücadelesinin bayrağının emekçilerden, kadınlardan, gençlerden bağımsız yükselemeyeceğini göstereceklerin buluşması olacaktır.

Kadınları toplumsal alandan silmeye çalışanlara, üniversiteleri hurafe yuvası yapmaya niyetli olanlara, liseli gençliği imam hatip kıskacına sokmak isteyenlere, emekçileri köleleştirmek isteyenlere boyun eğmeyenler 6 Kasım günü saat 16.00’da Bostancı Gösteri Merkezi’nde buluşuyor! Boyun eğmeyenler laiklik için buluşmaya çağırıyor!