AKP iktidarının “proje okullar” adımı Türkiye’nin dört bir köşesinde öğrenci, veli ve öğretmenlerin tepkisi ile karşılaşmaya devam ediyor.

Kadıköy Anadolu Lisesi ve Avni Akyol Güzel Sanatlar Lisesi de İstanbul’da bu tepkilerin yoğunlaştığı iki okul. Dün Kadıköy Anadolu Lisesi’nde öğrenciler tarafından öğretmenleri için bir eylem de düzenlendi.

 

Gazete Manifesto olarak iki okuldan lise öğrencileri ile yaptığımız röportajı yayınlıyoruz.

 

“Sizler, Kadıköy Anadolu Lisesi öğrencileri olarak proje okulları kapsamında gerçekleştirilen dönüşümlere, öğretmenlerin okullarından edilmelerine nasıl bakıyorsunuz? Size göre bu uygulamanın amacı ne olabilir?”

C.D: Amaçları okullarımıza AKP’nin düşünce sistemini yerleştirmek. Okullarımızın kültürlerini, köklü geçmişlerini yok etmek istiyorlar. Kendileri gibi laiklikten, ilericilikten uzak düşüncelere sahip olalım istiyorlar. Biz buna karşı çıkıyoruz. Cuma günü öğretmenlerimize bir veda töreni gerçekleştirdik ve gördük ki okulda herkes bu duruma karşı çıkıyor. Buna rağmen bu dönüşümler yapılıyor. Öğretmenlerimizin gönderilmesi demek geleceğimizle oynanması demektir. Görüyoruz ki amaçları öğrenci yetiştirmek değil, kendilerine eleman yetiştirmek.

V.K: Evet. Okul öğrencileri, öğretmenleri, mezunları, veliler herkes tepkili bu yeni düzenlemeye. Bir tek müdürümüz bize destek olmuyor, bu büyük bir sorun. O da yakın zamanda atanmış zaten ve iktidara yakınlığıyla biliniyor. Bu yeni düzenlemeyle de öğretmenlerin değiştirilmesi müdürlerin inisiyatifinde olacak maalesef. Öğretmenlerimiz uzun yıllardır bu okula emek veren insanlar. Kimileri sırf bizi bırakmamak için emekli olmuyordu. En son emeklilik haklarını da ellerinden aldılar, şu anda emekli de olamıyorlar.

“Kadıköy Anadolu Lisesi diğer proje okulları gibi aydınlanmacı yapısıyla, başarılı öğrenciler yetiştirmesiyle ve köklü bir geçmişe sahip olmasıyla biliniyor. Sizce düzenlemenin bu kültüre etkisi olur mu?”

Z.G: Bizler bu okula yeni geldik. Hazırlık sınıfı öğrencileriyiz. Okulumuz gerçekten köklü bir kültüre sahip. Öğretmenlerimiz gittiğinde ve üst dönemlerimiz mezun olduğunda okulun kültürünü sürdürme görevi tamamen bizim omuzlarımızda olacak. Ancak bizler bu kültürü yeni gelenlere aktarsak bile yeterli olmayacak çünkü biz de tam olarak bu kültür içinde yetişememiş olacağız. Bu nedenle KAL ruhunu yaşatma konusunda endişeliyiz.

V.K: Okulumuzun eski mezunlarıyla da görüştük. Bizden “KAL ruhunu” korumamızı istediler, inandıklarımız için savaşmamızı söylediler. Ancak proje okulları kapsamında ortaya konan uygulamalarla bizimg-20160926-wa0002e savaşmak için alan bırakılmıyor, baskıcı bir ortam kurgulanıyor. Bu şartlar altında nasıl yetişeceğiz? Öğretmenlerimiz giderse “martılara uçmayı kim öğretecek?” Kurtuluş Savaşı’nda insanlar özgürlük için, bağımsızlık için savaştılar. Biz de hep onları örnek aldık. Tüm bunların bizim elimizden tereyağından kıl çeker gibi alınması kabul edilemez.

U.K: Öğretmenlerimiz bizlere kültürel, sosyal faaliyetlerimizde öncülük ediyorlar, destek oluyorlardı. Yeni gelen öğretmenlerin bunu başarabileceğini zannetmiyorum. Kafa yapıları bizlerden çok farklı olacak ve biz bunu değiştiremeyeceğiz maalesef. Öğretmenlerimizin değiştirilmesini okul kültürüne saldırı olarak görüyorum.

T.D: Proje okulları kapsamındaki Kabataş, İstanbul Erkek, Kadıköy Anadolu vs. bunların hepsi Türkiye’nin ileri gelen, başarılı liseleri. Sonra diyorlar ki ülkemizden beyin göçü oluyor. Biz bir şekilde yurt dışına giderek de okuyabilirdik. Ama ülkemizde kalmayı, bu okullarda yetişmeyi daha değerli bulduğumuz için burayı tercih ettik. Okulların yapısı öğretmenleri değiştikçe biliyoruz ki başarısı da düşecek. Başka seçenekleri kalmayan başarılı öğrenciler yurtdışına gidecek. Biz bunu istemiyoruz. Ancak tüm bu olumsuzluklar demek değildir ki biz oturup bu olanları izleyeceğiz. KAL ruhunu yaşatmak için mücadele edeceğiz. Bize ne yaparlarsa img-20160926-wa0005yapsınlar vazgeçmeyeceğiz.

V.K: Başka şehirlerden gelen, yurtta kalan arkadaşlarımız da bu durumdan şikayetçiler. Onlar KAL’ı KAL yapan öğretmenlerimiz gidecekse biz neden geldik diye düşünüyorlar.

Z.G: Evet. Ben de Konya’dan geldim buraya. Kendi adıma söyleyebilirim ki bu okula sadece başarısı için, iyi bir üniversite kazandırması için gelmedim. Gerçekten kültürün derin bir etkisi olduğunu düşünüyorum ve bu okulda onu gördüm. Şu bir hafta içinde öğretmenlerimizin gönderilmesine karşı duyulan tepkilerle bu kültürü yoğun bir şekilde yaşadık. Bu okul gelişkin, aydın insanlar yetiştiriyor ve öğretmenlerimiz bize sadece bilgi aktarmıyor iyi bir insan olmayı öğretiyor. Bunun bitirilecek olması çok kötü.

*  *  *

“Avni Akyol Güzel Sanatlar Lisesi de proje okulları kapsamında dönüşüme uğrayan liselerden biri. Öğrencileri olarak okulunuzda bu süreç nasıl ilerledi kısaca açıklar mısınız?”

A.Ş: Bu aslında iki yıldır gündemde olan bir uygulama. İki yıldır her dönem başında acaba öğretmenlerimizi gönderecekler mi endişesi duyuyorduk. Bu yıl okulumuza bir yazı geldi ve 8 yılını doldurmuş tüm öğretmenlerin başka okullara gönderileceği bildirildi. Yalnızca bizim okulumuz değil proje okulları kapsamındaki birçok güzel sanatlar ve Anadolu lisesinde de bu uygulama hayata geçirilmiş.

“Peki sizce bu uygulamayla neyi hedefliyor bakanlık?”

A.Ş: Amaçları açıktır ki bir “cadı avı” süreci işletmek. Öğretmenleri, okul yöneticilerini süzgeçten geçiriyorlar ve kendileri gibi olmayanları eliyorlar. Kendi istedikleri adamları, istedikleri okullara yerleştiriyorlar. Yeni bir madde eklemişler. Milli Eğitim Bakanlığı özel program ve proje uygulayan eğitim kurumları yönetmeliğinin 37. Maddesine göre; “yurt içi ya da yurt dışında yerli veya yabancı kuruluşlarda veya başka ülkelerle iş birliği çerçevesinde kurulan ulusal veya uluslararası proje yürüten okul ve kurumlar bakan onayıyla doğrudan bakanlık merkez teşkilatına bağlanan kurumlarda öğretmen ve yönetici atamaları bakanın kendi isteğine bağlı olarak yapılacaktır.” Bu madde ekleniyor yönetmeliğe ve böylece bakan istediği okula istediği yönetici ve öğretmeni atayabilir duruma geliyor. Bu demektir ki kendi düşüncelerine uygun insanları yerleştirerek bu okullarda yapılanmak, bu okulları ele geçirmek için böyle bir dönüşüme gidiyorlar.

“Peki bu sürece tepki olarak ne tür adımlar attınız? Öğretmenlerinizle dayanışma içinde mi ilerliyor süreç?”

Ö.U.: Öğretmenlerin değiştirilmesine dair yazının gelmesiyle okulda bir tepki oluştu. Bunu göstermek, sesimizi duyurmak için eylem organize ettik. Tabi başta öğretmenlerimizin tavrı bizi korumaya yönelik oldu, bizi işin içine sokmak istemediler. Ancak biz onların gönderilmesine sessiz kalamazdık elbette. Öğretmenlere gitmek istedikleri yerleri yazmaları için tercih listeleri açılacakmış. Birçoğu yeni bir tayin yeri yazmayarak tepkilerini gösterecekler. Bunun sonucu olarak açıkta kalmaları ya da başka bir okula direkt atanmaları söz konusu. Bunun farkındalar ama bu şekilde tepkilerini ortaya koymuş olacaklar. Bizim neredeyse bütün öğretmenlerimiz gidiyor. Yalnızca birkaç tanesi kalacak. Öğrenciler olarak buna karşı çıkmaya devam edeceğiz. Oldukça köklü bir geçmişe sahip Avni Akyol Güzel Sanatlar Lisesi öğrencileri olarak tüm güzel sanatlar liselerini temsilen sesimizi duyurmak istiyoruz. Bütün proje okullarının ortak bir ses çıkarmasını istiyoruz.

“AKP’nin iktidara geldiğinden beri sanat düşmanı tavrı ortada. Güzel sanatlar liseleri özelinde bu uygulamayı nasıl değerlendiriyorsunuz. Hükümetin sanata bakışının etkisi var mı sizce bu süreçte?”

U.Ö.: AKP iktidarı boyunca genel olarak sanata olduğu gibi sanatçı yetiştiren eğitim kurumlarına yönelik de saldırılar gerçekleştirmekte. Örneğin bundan 4 5 sene öncesine kadar bizim okulumuz 5 sene okunmaktaydı. İlk sene hazırlık sınıfımız vardı. Burada resim ve İngilizce dersleri alıyorduk. Böylece 9. Sınıfta eğitimimize başlarken daha iyi yetişmiş halde oluyorduk. İlk olarak hazırlığı kaldırdılar. Yatakhanemiz vardı. Çalışma olanaklarımız vardı. Şehir dışından ya da uzak yerlerden gelen arkadaşlarımız, maddi durumu yerinde olmayan arkadaşlarımız bu imkandan yararlanabiliyordu. Bu sene yatakhanemiz de kapandı. Okulumuzun ciddi bir onarıma ihtiyacı var ancak bakanlık destek vermemekte. Bunların da ötesinde resim bölümündeyiz ama her geçen yıl resim derslerimiz azaltılıyor, yerlerine Osmanlı dersleri vs. konuluyor.

A.Ş: Bizim öğretmelerimiz biz nasıl yetenek sınavına girerek geliyorsak onlarda resim, müzik hangi alanda eğitim vereceklerse o alana dair sınava girip geliyorlar. Birçoğu 10-15 yıldır bu okulda eğitim veriyor. Bu uygulama ile onların yerine sınavsız, rastgele öğretmen atanacak. Yeni öğretmenlerin akademik eğitim olarak yeterli olamayacakları çok açık. Bizlerin öğretmenlerimizle adeta anne baba ilişkisi var. Gerek arkadaşlık, dostluk yönünden, gerekse akademik yönden çok iyi bir eğitimden geçiyoruz. Biz güzel sanatlar lisesi olarak her zaman ileriye, yeniye, doğruya ilerleyen bir bünyeyiz. Bunu alt üst etmek sanatı bitirmek olur.

U.Ö.: Bunun yanı sıra AKP iktidara gelmeden önce güzel sanatlar fakültelerine YGS’den alım diye bir şey yoktu. Şimdi ise YGS’nin etkisi giderek arttırılıyor, çok yetenekli de olsanız bu okullara devam edemiyorsunuz. Hatta bazı okullarda yetenek sınavını dahi kaldırıp tamamen LYS’den alım yapılıyor. Bunun tek bir amacı olabilir; yeteneksiz de olsa kendi adamlarını buralara yerleştirmek. Genel olarak proje okulları ile de liselerde köklü bir değişime gitmek istiyorlar. Geçen sene buna karşı liselerde bir patlama yaşandı. Bildiriler yayınlandı. Aynı şekilde bizim okulda da bir bildiri yayınlandı. Bu bildirilerin yayınlanması için okullarda öğretmenlerin öğrencileri örgütlediğini düşündüler. Onların bizleri örgütlemesi gibi bir durum yoktu aslında. Son uygulamayla da asıl amaçları bu öğretmenlerimizi tasfiye edip kendi adamlarını yerleştirmek diye düşünüyorum.