Emek Postası

ANALİZ l Ebert'in koyunu sonra çıkar oyunu

Ebert Vakfı sendikal alanda ne yapıyor?

Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK)’nda son yıllarda ortaya çıkan ayrışma, sınıf hareketi içerisinde “sınıf sendikacılığı” tartışmasını yeniden açarken, DİSK içinde muhalefetin başını çeken Birleşik Metal sendikasının Almanya merkezli Ebert vakfı ile görüşmeler yapması ise bu konuda yeni bir tartışmayı başlattı.

Ebert Vakfı sendikal alanda ne yapıyor?

“Kiralık işçilik” olarak kamuoyunda bilinen yasanın Meclis’ten geçmesinden sonra sendikaların bu alanda tartışmaları devam ederken, DİSK’e bağlı Birleşik Metal Sendikası Genel Merkezi’nde yapılan bir toplantı sendikal alanda yeni bir tartışma açtı. 17 Mayıs günü gerçekleşen toplantıya DİSK’te muhalefeti oluşturan Birleşik Metal, Sosyal İş ve Nakliyat İş sendikaları katılırken, toplantının konukları ise Almanya’daki metal sendikası IGMetall  (IGM) ve sosyal demokratlara ait Friedrich-Ebert Vakfı (FES) katıldı.

DİSK muhalefeti kuşatılıyor mu?

Özellikle son iki yılda DİSK içinde ortaya çıkan taraflaşma son Genel Kurul ile konfederasyonun “bölünmüş” bir görüntü çizmesine neden olurken, Birleşik Metal sendikasının öncülüğünü yaptığı muhalefet mevcut yönetimi “sınıf sendikacılığından uzaklaşma ile” suçlamıştı. DİSK’in uzun yıllardır önce CHP, daha sonra da HDP tarafından belirlenir hale gelmesi, sendikal alanı “meclise geçiş noktası” haline getirdi.

Bu noktada sendikanın bir dizi dar çevre ve Genel-İş sendikası üzerinden Kürt hareketinin belirlenimi altına girmesi, metal grevi sürecinde Birleşik Metal sendikasının yalnız bırakılması ve gene metal direnişine DİSK’in ilgisizliği muhalefetin “sınıf sendikacılığı” eleştirilerinin artmasına neden oldu. Bu olumlu gelişme DİSK Genel Kurulu ile daha açık tartışılırken, sınıf sendikacılığını anlayışını tahrip eden Avrupa Sendikalar Konfederasyonu (ETUC) çizgisindeki IGM’nin muhalefet ile ilişkisi muhalefetin elini zayıflatıyor.

AB’nin ve Almanya merkezli sosyal demokrasinin sendikal alana dönük kaynak ve kadro aktarımı sendikaları bu kurumlara bağımlı hale getirirken, sınıf sendikacılığının temel ilkesi olan “sermaye sınıfından bağımsızlık” da hayal hale geliyor. Özellikle FES’in sendikal ve demokratik kitle örgütleri ile kurduğu bağlar bu alandaki sol birikimi, sınıfsal perspektifi de geriletiyor.

Ebert Vakfı’nın karanlık yanları

Bu noktada FES’in işlevi ön plana çıkmakta. FES diğer Almanya merkezli vakıflar gibi AB ile ilişkilerde köprü görevi görürken,  bir yandan da bulundukları ülkelerde kendi ideolojilerine uygun kesimlerle politika belirlemek konusunda faaliyet yürütüyor. FES’in geçmişi pek çok karanlık yan barındırırken, vakıf girdiği pek çok ülkede emperyalizmin “sözcüsü” konumunda olması ile dikkat çekiyor.

Vakıf 1986’da Filipinler’de askeri darbeye verdiği destekle dikkat çekerken, Franco sonrası İspanya’da İspanyol burjuvazisi ile sosyalist sendikacılar arasında “arabulucu” rol üstlenişti. Vakfın Nikaragua’da halka karşı pek çok suç işleyen “kontracıların” arkasında yer alması ise en dikkat çeken yanı.

Son dönemde AKP iktidarının attığı pek çok adım işçiler üzerinde sermayenin yeni isteklerine izin verileceği işaretini verirken, özellikle mücadeleci yanları ile ön plana çıkan sendikaların bu tür kurumlarla bağ kurması önümüzdeki dönem açısından “zayıf” yönlerin açığa çıkmasına neden oluyor.

Sınıf sendikacılığının tavrı

Sendikaların güven vermediği, pek çoğunun işçilerin hakkını savunmak bir yana AKP ve sermaye sınıfının “yandaşlığını” yaptığı bir dönemde sınıf sendikacılığı çizgisinin özellikle bu tarz kurumlara karşı titiz davranması önem kazanıyor. Ücret sendikacılığının dışında kalmaya çalışan, sendikal alanı düzen siyasetinin bir parçası olarak görmeyen, işçi sınıfının tarihsel ve güncel çıkarlarının yanında yer alan sınıfsal unsurların; sermayeden bağımsızlık ile emperyalizme karşı duruşu ilke olarak edinmesi bu unsurların elini güçlendirecektir.

Pek çok badire atlatan, işçi sınıfı mücadelesi konusunda tutarlı tavır alan sendikal unsurların DİSK içinde yer edinebilmesi ve sınavı başarıyla atlatabilmesi bu virajları net bir tavır takınarak atlatması ile mümkün. Başta Birleşik Metal’in tarihi, bugünü ve kadroları olmak üzere, DİSK muhalefetinin önümüzdeki günlerde bu konuda net bir tavır alması sınıf sendikacılığının önünü açacaktır.

Yukarı