Abdullah Gül-Recep Tayyip Erdoğan arasındaki gerilimin ardından uzunca bir süredir konuşulan Ahmet Davutoğlu-Recep Tayyip Erdoğan geriliminin de Davutoğlu’nun parti içerisinde bir darbeyle düşürülmesinin de yine “kol kırılır yen içinde kalır” denilerek geçiştirilip geçiştirilemeyeceği merak ediliyor.

Egemen Bağış ile telefonda yaptığı “bakara-makara” görüşmeleri sızdırılan gazeteci Metehan Demir’in 2 aydan fazla bir süre önce isim vermeden AKP’nin olağanüstü kongre için salon tuttuğunu Mayıs ayında bir kongre olacağını ve Davutoğlu’nun gönderileceğini iddia etmesinin ardından bugün o yazılanları yaşıyoruz.

Erdoğan’ın daralan çevresi

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan 2013’te liberallerle köprüleri attığını İstanbul İl Başkanı Aziz Babuşçu aracılığıyla duyurduktan sonra Fethullah Gülen cemaatine de adeta savaş açmıştı. Bu süreçte, devlet içerisindeki kadro ihtiyacını savcısı olduğu Ergenekon davasında dağıttığı ülkücüler ve ulusalcılar ile gidermeye dahi çalıştı.

Aradan geçen sürede, aynı zamanda Milli Görüş Hareketi içerisinde Necmettin Erbakan’a karşı muhalefeti örgütleyen ve AKP’yi de birlikte kurduğu Abdullah Gül, Bülent Arınç, Hüseyin Çelik, Cemil Çiçek gibi isimlerle de ayrı düştü.

Bu süreçte Ali Babacan, Abdüllatif Şener, Recep Akdağ gibi kenara çekilen isimleri de not etmek gerekiyor.

Son olarak Ahmet Davutoğlu ve ekibiyle de yollar ayrıldı.

Bu haliyle AKP ve Erdoğan’ın çevresi İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı döneminden beri bir arada çalıştığı “icraatçı” arkadaşlarıyla ailesine kadar gerilemiş oldu.

Bu ekibin Türkiye’yi idare etmesi mümkün olsa da yönetmesi ne kadar mümkün olacak göreceğiz. Tehlikeli bir bölge siyaseti güden AKP’nin emperyalist merkezlerle yaşadığı gerilimler de düşünüldüğünde daralan AKP’ye gösterilecek tahammül ve desteği göreceğiz.

AKP içerisindeki tasfiyeler, MHP içerisindeki gerilim

AKP ve devlet içerisinde giderek daralan bir kadroyla ilerlemeye çalışan Erdoğan’ın bunu ne kadar maharetle ve ne süreyle sürdürebileceği bir muamma. Öte yandan, Erdoğan’ın MHP içerisindeki muhalefet hareketine karşı da hamleleri var. MHP’nin bir kongreye gitmesine engel olmaya çalışıyor.

Bu iki gelişme üst üste bindiğinde yıllardır aranan AKP’nin alternatifi sağ parti ortaya çıkar mı? Bunu hep birlikte göreceğiz. Bir yerden sonra da böyle bir partiyi gündeme getirenlerin konusudur.

Öte yandan, Erdoğan’ın baskın bir erken seçimle MHP ve HDP’yi Meclis dışında bırakıp “Başkanlık Anayasası”nı Meclis’ten geçirecek bir oldu bitti yaratma hevesi olduğunu da düşünmek gerekiyor.

Godot’yu beklemek: AKP’den muhalefet çıkar mı?

Bugüne kadar olanların değişmesi için en azından şimdilik bir neden yok. AKP içerisinden Erdoğan’ı devirecek veya Erdoğan’a alternatif olacak bir seçeneğin kolay çıkmayacağını kabul etmek daha akla yatkın bir tercih olur. Erdoğan’ın zorlanacağı bir ortamda AKP’deki çatlakların parçalanmaya başlamasını beklemek daha mantıklı.

Bu durumda, kısa vadede Davutoğlu’nun yerine daha sert bir AKP ve “Başbakan” beklemek de gerekiyor. Erdoğan ne derse onu yapacak, kuklalıkta Yıldırım Akbulut’a rahmet okutacak bir isim öne çıkacak. Ama “gelen gideni mutlaka aratacak”.

Ne muhalefet beklentisiyle ne de Davutoğlu’nun akıbetiyle eğlenme zamanı olmadığı açık.