Geçtiğimiz hafta Türkiye’nin gündemine oturan ve Genelkurmay Başkanlığı’nın “emir komuta zinciri” vurgusunun öne çıktığı açıklamasıyla “yalanlanan” darbe söylentilerine ilişkin olarak bir iddia da Sözcü gazetesi yazarı Can Ataklı’dan geldi.

Can Ataklı, köşe yazısında “800 subay ve astsubay topun ağzında” diyerek Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) içerisindeki tasfiye dalgası geldiğini iddia etti.

“İçinizdeki hainlerin bir an önce temizlenmesi gerek”

Can Ataklı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın geçtiğimiz hafta başında Harp Akademileri Komutanlığı’nı ziyaretinde yaptığı “tek vatan, tek bayrak, tek millet, tek devlet, tek komutan” konuşmasının ardından üst düzey komutanlarla yaptığı sohbette “ordu içindeki Fethullah Gülen cemaati yapılanmasını” konuştuklarını yazdıktan sonra Erdoğan’ın “İçinizdeki hainlerin bir an önce temizlenmesi gerek” dedi.

Ataklı, Hüseyin Kıvrıkoğlu’nun “28 Şubat 1000 yıl sürecek” sözlerinin dahi o dönemde cemaat yapılanmasına karşı söylendiğini söylüyor ve 2016 Ağustosu’nda yapılacak Yüksek Askeri Şura toplantısının gelmiş geçmiş en büyük tasfiyelerden birine sahne olacağını yazıyor.

Kütahyalı’dan “Rus jetini ‘Fethullahçı bir terörist pilot’ düşürdü” iddiası

Sözcü gazetesi yazarı, TSK’de AKP’nin iktidara gelmesinden önce her yıl “dinci faaliyetler içinde olduğu” gerekçesiyle özellikle “cemaatçi” askerlerin tasfiye edildiğini ancak Erdoğan’ın “orduda Müslüman tasfiyesi” olarak gördüğü bu kararları son 12 yılda engellediğini de yazdı.

Can Ataklı, yazısının devamında ise Sabah gazetesinde Rasim Ozan Kütahyalı’nın yazdığı Rus jetini “Fethullahçı bir terörist pilotun” düşürdüğü, F-16 pilotlarının yarısının bu “terörist örgüt” üyesi olduğu, bunların hepsinin atılacağı ve Genelkurmay Başkanı’nın da buna direnmesi halinde istifa ettirileceğinin yazısının devamının ise Erdoğan’a yapılan şikayet ve Harp Akademileri Komutanlığı ziyareti sonrası yayınlanmadığını da ifade etti.

NATO’cu ordudan Amerikancılar atılır mı?

Tüm bu “dedikodular” alt alta yazıldığında ortada Erdoğan ve Gülen arasındaki kavganın TSK’nin içini boşaltacak bir tasfiye tehdidine işaret ediyor. Ne kadar gerçek olduğunu ise günü geldiğinde göreceğiz.

Ancak 2007 yılında başlayan Ergenekon ve devamındaki operasyonlar ile TSK içerisinde NATO dışında arayışları dillendirenlerin ordu içerisinden temizlendiği aşikar. Bu arayışların ne kadar ciddi olduğu bir yana ABD’nin TSK’de bu görüşlerin dillendirilmesine dahi tahammülünün olmadığı görüldü.

Gülen cemaatinin ABD’nin ve özellikle CIA’nın “en güvenilir” ortağı olduğu da tartışmasız denilebilir. Şimdi NATO’cu ordunun içindeki “en güvenilir” Amerikancı unsurları temizlemesi beklentisi ve isteğinin karşılığının ne olacağı ise oldukça şüpheli. Erdoğan’ın kişisel kavgasının TSK’nin hassasiyetleri ile örtüştüğü bir nokta olmakla birlikte büyük beklentiler TSK’nin NATO’culuğunu unutmasını da içeriyor. Bu nedenle de “akıl dışı” sayılabilirler.

800 “darbeci”

Öte yandan, darbe söylentisinin Fethullah Gülen cemaatiyle sınırlandırılması mümkün olmakla birlikte hiçbir generalin adının geçmediği, binbaşı rütbesine kadar subay ve astsubaylardan oluşan bir toplamın darbe yapması ihtimalinin ciddiye alınabilir olmaktan uzak olduğu da aşikar.

Ordunun mevcudu ve imkanları düşünüldüğünde bu sayı gerçekten “komik”. Bu tasfiye söylendiği gibi gerçekleşse ve iddialar “darbe teşebbüsü” olsa bile bunun sadece bir meşrulaştırma belagati olacağına kuşku yok.

Kısacası, asıl darbecilik bu değil…