Köşe Yazıları

Basitten karmaşıklığa ve eşitsizliğe - II

İnsannın kültürel evrim süreci…

Kültürel evrimin bilim dünyasında bir araştırma konusu olarak ortaya çıkışı, daha önce bilinmeyen coğrafyaların keşfiyle bu coğrafyalarda farklı kültürlere sahip toplumların yaşadığının görülmesi ve Yakındoğu’daki medeniyetlerin araştırılması ile başlamıştır. Geçen yazıda Yeni – evrimci (Neo-Evolutionism) bakış açısına sahip Elman Service’ın toplumları sınıfladığı şemasını elimden geldiğince özetlemiştim. Bu yazıda, kültürel evrim kavramının ortaya çıkış sürecinden bahsedeceğim.

Kültürel evrimi kavramsal olarak açıklayan ve ilk kez kullanan düşünür Anne-Robert Turgot, 1750 yılında yayınladığı “Dünya Tarihi” kitabında, kültürlerin üç aşamalı olarak tarif eder: 1.Avcılık, 2.Çobanlık, göçerlik ve 3.Çiftçilik.

İnsanlığın kültürel aşamalarını çizgisel bir anlayışla sıralayan, kültürel evrim çalışmaları denilince ilk akla gelen isimlerden biri olan Lewis Henry Morgan, yıllara dayanan etnografik ve arkeoloji çalışmalarından elde edilen bilgileri derleyip değerlendirerek, toplumcu kuramın en önemli eserlerinden biri olan “Eski Toplum” adlı kitabını 1877’de yayınlamıştır. Toplumsal evrimi üretim araçlarındaki gelişme ile birlikte ele almış ve bu süreci Yabanıllık, Barbarlık ve Uygarlık olmak üzere üç aşamada değerlendirmiştir.

Morgan’ın kültürel evrim aşamalarından ilki olan Yabanıllık; avcı toplayıcılıkla geçinen, ateşi kontrol edebilen, geçici basit barınaklar oluşturan, ok ve yay gibi alet yapabilen insanın, dünyanın farklı bölgelerine yayılmaya başladığı bir dönem olarak tanımlanmıştır.

İkinci aşama olan Barbarlık; çanak çömlek üretiminin, tarım ve hayvancılığın başladığı, taş ve kerpiç kullanılarak kalıcı mimari örneklerin görüldüğü, demir gibi madenlerin işlendiği ve yazı sistemlerinin kullanıldığı bir dönemdir.

Son aşama olan Uygarlık; yazı sistemlerinin kullanıldığı ve yazılı metinlerin ortaya çıkarıldığı ve günümüze kadar gelen süreç olarak tanımlanmıştır.

Morgan kültürel aşamaları oluşturma nedenini şöyle açıklar:“Bu dönemlerden her birinin kendine özgü bir kültürü vardır ve az çok kendine özgü bir yaşayış biçimini ifade etmektedir. Etnik dönemlerin bu şekilde belirlenmesi sayesinde, belirli bir toplumu kendi göreli gelişkinlik derecesince diğerlerinden ayırma, diğerlerinden ayrı olarak inceleme olanağı sağlanmaktadır.”

İnsanın kültürel evriminin doğayı değiştirip denetlemesinin bir ürünü olarak gören Morgan eserinde, toplumsal örgütlenmeden siyasal örgütlenmeye geçişin toplumsal değişim sürecinde büyük önem taşıdığını, toplulukların farklı coğrafyalarda, farklı zamanlarda benzer süreçleri yaşadığını ve köken bakımından insanların bir ve tek olduğunu vurgulamıştır.

Morgan’ın çalışmaları Marx ve Engels’in “Ailenin, Devletin ve Özel Mülkiyetin Kökeni” eserini etkilemiştir.

  • Morgan, L.,H., Eski Toplum I, 1986.

 

Basitten karmaşıklığa ve eşitsizliğe – I

 

 

Yukarı